Sayı : 430   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

İslam Aleminden

Ahmet Varol

Afrin Zaferi

  • 05 Nisan 2018
  • 270 Görüntülenme
  • 424. Sayı / 2018 Nİsan
Yazıyı Dinle
0:00
0:00
Yazarın Diğer Yazıları
Ahmet Varol
Tüm Yazı Arşivi



PKK adlı terör örgütünün kime karşı silahlandırıldığını tahmin etmek zor değildir. Çünkü bu örgütün savaşı gerçekte IŞİD’e veya bir başka örgüte karşı değil, Türkiye’ye karşıdır. Dediğimiz gibi IŞİD’e karşı savaşı sadece senaryo gereğidir ve örgütün silahlandırılması için bir gerekçe olarak kullanılmıştır. Bu silahların asıl hedefine konan taraf ise Türkiye’dir. Bundan dolayı ABD’nin bu terör örgütünü silahlandırmasının amacı Türkiye’ye karşı bir savaştır.

 

Bu operasyonda PKK’nın kaybetmesi aynı zamanda onun arkasında duran küresel emperyalizmin ve özellikle ABD’nin de kaybetmesi anlamına gelmektedir. Görünüşte teröre karşı savaştığını iddia eden ABD, Türkiye’ye karşı savaş halinde olan bir terör örgütüne sınırsız destek vermekten çekinmedi. Ama her ne kadar bu örgüte silah yönünden büyük destek verdiyse de askerleriyle onunla aynı safta savaşma cesareti gösteremedi.

 

Bütün bu oyunlar karşısında verilen mücadele sonunda Afrin’de elde edilen zafer emperyalizmin PKK terör örgütüyle yaptığı işbirliğine karşı gerçekleştirilmiş önemli bir zaferdir. Ama emperyalizm bu terör örgütünün tamamen etkisiz hale getirilmesini istemiyor. Onun Türkiye’ye karşı bir tehdit aracı olarak kullanılmak üzere varlığını sürdürmesini istiyor. O yüzden Türkiye’nin Afrin’i terör güçlerinden temizledikten sonra izleyeceği politika önemlidir.

 

 

ABD, IŞİD’e karşı savaştığı iddiasına dayanarak PKK’nın Suriye kanadı durumundaki PYD-YPG terör örgütüne büyük miktarlarda silah verdi. Bizim daha önce de değişik vesilelerle gündeme getirdiğimiz üzere IŞİD aslında Suriye direnişini arkadan vurmak amacıyla desteklenen bir örgüttür. Bu örgütün ilk şekli olan ve 2003’te ortaya çıkan Irak İslam Devleti (IİD) adlı örgüt de Irak’taki ABD işgaline karşı verilen mücadelenin arkadan vurulması, bu mücadelenin imaj ve itibarının sarsılması için kurdurulmuştu. Irak’taki ABD ve İran işgalinin oturmasında ve işgale karşı sürdürülen mücadelenin etkisiz hale getirilmesinde bu örgütten büyük ölçüde istifade edildi.

Suriye’de Baas rejimine karşı halk ayaklanmasının başlamasından sonra da söz konusu ihanet çetesi adını Irak – Şam İslâm Devleti (IŞİD) şeklinde değiştirerek Suriye’deki olaylara müdahale etmeye başladı. DAİŞ şeklindeki kısaltma da aynı ismin Arapçasının kısaltmasıdır. Dolayısıyla IŞİD veya DAİŞ diye okunmasının bir farkı yoktur. Bilindiği üzere bu ihanet çetesi daha sonra ismindeki “Irak – Şam” kelimelerini kaldırarak kendini sadece “İslâm Devleti” olarak isimlendirmeye başladı. Ondan sonra Arap medyası da örgütü Tanzimu’d-Devle (Devlet Örgütü) şeklinde isimlendirmeye başladı.

Bu örgüt küresel emperyalizmin hem Irak’taki işgale hem de Suriye’deki zulme karşı verilen mücadeleye çok sinsi ve hain bir şekilde darbe vurmak amacıyla kullandığı karanlık bir örgüttür.

Bu örgüt Suriye’deki direnişe ihanette adeta bir şeytan gibi kullanılmıştır. Kendisi dışındaki bütün İslâmî oluşumları ve Müslüman toplulukları tekfir ettiğinden ve onları mürted olarak gördüğünden, aynı zamanda “mürtede karşı savaş gayri müslim topluluklara karşı savaştan önce gelir” iddiasını kullandığından Suriye’de direniş gruplarına karşı savaşarak, onlar Baas rejimine karşı mücadele ederken arkadan vurmuştur. Bu örgütün Baas rejimine karşı savaşının tek amacı ise direniş gruplarına karşı savaşarak onlardan aldığı bölgeleri Baas rejimine teslim etmekti. Görünüşte bu toprakları koruma iddiasıyla küçük çaplı direniş gösterdi. Ama bu direniş olayın kamufle edilmesi amaçlıydı. Çünkü direniş gruplarından aldığı bölgelerin birçoğunu zaman içinde Baas güçlerine teslim etti. Eğer ki gerçekten buraları koruma niyeti olsaydı en azından rejim güçlerine ciddi kayıplar verdirmesi gerekirdi. Rejim güçlerine kayıp verdirmek yerine kendisinin saflarında, gerçekte imha etmek amacıyla topladığı gençlerin büyük kayıplar vermesine neden oldu. Çünkü dediğimiz gibi örgüt bu gençleri direniş güçlerine karşı savaştırmak, zulüm güçleri karşısında da imha etmek amacıyla Irak ve Suriye’ye çekmişti. Çünkü küresel emperyalizm gerek Afganistan’da savaşan ve gerekse birtakım radikal söylemlere sahip ama İslâmî bilinç konusunda zayıf durumdaki gençlerin bir şekilde imha edilmesini istiyordu. Irak ve Suriye’de IŞİD adlı ihanet çetesinden de bu amaçla yararlanmıştır.

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

424. Sayı Nİsan 2018