Sayı : 424   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Editörden

Ribat Dergisi Editör

Merhaba Değerli Okuyucularımız

  • 05 Nisan 2018
  • 76 Görüntülenme
  • 424. Sayı / 2018 Nİsan

Vahiy, Allah’ın insanı kendisine muhatap kabul etmesinin bir neticesidir. Hz. Âdem ile başlayan insanlık tarihinin her döneminde Allah insanı göndermiş olduğu ilahi müfredat ile eğitime tabi tutmuştur. Allah, yaratmış olduğu her şeyi insanın emrine verirken insandan ise kendisine kulluk istemiştir. Yaratılanların en şereflisi olma özelliğine haiz olan insanın bu özelliğini muhafaza etmesi için Allah insanı tarihin hiçbir döneminde kendi başına terk etmemiştir. Çünkü insan, kendi kendisine bırakılamayacak kadar özel ve değerlidir. Tarihsel süreç insanın Allah ile bağlarını kopardığı dönemlerde nasıl savrulmalar, bozulmalar, ahlaki kokuşmalar, bidat ve hurafelerle helakler yaşadığının örnekleriyle doludur. Modern dünya Müslümanları gökten kendisine indirilen rahmetin neticesi olan vahiy ipi ile bağlarını koparmanın ve bidat ve hurafelere dalmanın sancılarını çok daha şiddetli bir şekilde yaşamaktadır. Gözümüzü yaşamış olduğumuz şehirden başlayarak dünyanın her neresine çevirsek vahiy ile bağlarını koparan ve bidatlere bağlanan Müslümanların sancılarına şahit oluyoruz. İnsan ile vahiy arasındaki bağları koparma ve insanları bidatlere bağlama çabası tarihin her döneminde yaşanmış bir süreçtir. Bu süreci yönetenler tarihin kimi dönemlerinde bizzat devlet adamları olmuştur. Sahne bazen bilim adamlarına, bazen de filozoflara kalmıştır. Ama en acısı ve en ağır neticeler vereni ise din adamlarının başrolü üstlendikleri dönemler olmuştur.

Ülke ve dünya Müslümanları olarak bidat ve hurafelere tabi olmanın ağır faturalarını ödediğimiz bu günlerde sizlerin huzuruna “Bidat ve Hurafeler” dosyasıyla çıkıyoruz.

Muhterem Abdullah Büyük Hocamız: “Ülkemizin, askerimizin ve milletimizin arka bahçesindeki kıyam tüm dünyayı şoka soktu. Senelerdir Laiklik adına konuşanların ne kadar basit insanlar olduğu da kendiliğinden ortaya çıktı. Daha yolun başındayız… Kel Aliler, 163.madde ile binlerce Müslüman’a zulmeden, irtica adına alnı secdeli insanları çağın dışında gören zihniyetin niyeti ve yaptıkları kendiliğinden tarihin çöp tenekesine atıldı.” İfadesiyle Ülke olarak hak etmiş olduğumuz beş temel gücümüze kavuşmaya başladığımızın tespitini yapıyor ve bu temel güçlerin önemine dikkatimizi çekiyor.

Prof. Dr. Ali Akpınar Hocamız: “Kur’an, ayetleri birbirinin kardeşi ilan eder ve şöyle der: “Onlara gösterdiğimiz her bir ayet (mucize) kardeşinden daha büyüktü.” (Zuhruf, 43/48) Ayetler birbirlerinin kardeşleridir. Her biri farklı özellik ve güzelliklere sahiptir. Onlara muhatap olanların hepsine ihtiyacı ve hepsinden alacağı şeyler vardır. Kardeşlik, birbirini anlamayı, birbiriyle iletişim içerisinde olmayı, birbirine destek olmayı, birbiriyle uyumlu olmayı, birbirine muhalif olmamayı gerektirir.” Tespitiyle Kur’an ayetlerini anlamamızda ayetler arasındaki kardeşlik ilişkisini “Kardeş Ayetler” serlevhası ile gündemimize taşıyor.

Prof. Dr. Mehmet Emin Ay Hocamız: İlk yıllarda alınan din eğitiminin çocuk üzerinde pek çok yönden olumlu etkiler bıraktığı bugün artık bilinen bir gerçektir. Ayrıca bu yaşlarda çocuğun dinî duyguları uyandığından, ona verilen eğitim biçimi daha sonraki yıllarda çocuğun inanç, tutum ve davranışlarını da etkilemektedir.” İfadesiyle çocukların din eğitiminde ilk yılların önemine ve bu yıllarda verilecek din eğitiminin bidat ve hurafelerden arındırılmasına vurgu yapıyor.

Prof.Dr. Ramazan Altıntaş Hocamız:Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat bir mezhebin değil, bir zihniyetin genel adıdır. Ehl-i sünnet olmanın olmazsa olmaz ilkelerinin neler olduğunu biz akâid risalelerinden öğreniyoruz. Bunlar arasında Hasan-ı Basrî’nin Kader risalesi, İmam-ı Azam Ebu Hanife Hz.lerinin el-Fıkhu’l-Ekber’i, Ömer en-Nesefî’nin Metnü’l-Akâidi gelir.” Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat’in tarifini yaparak bidat ve hurafelerden arındırılmış bir akaid eğitiminin önemine dikkatimizi çekiyor ve bu konudaki temel ilke ve prensipleri ortaya koyuyor.

Mustafa Çelik Hocamız:Dün İslam olmayan bir şey bugün de İslam olmaz. Bugün olan bir şey de dün tamamlanan İslam'a dâhil edilemez. İslam dâhili ve harici müdahalelere kapalı bir dindir. İslam’dan olmayanı İslam’a dâhil edemezsiniz. İslam’dan olanı da İslam’dan çıkartamazsınız. İslam’da olmayanı İslam’a dâhil etme veya İslam’da olanı İslam’dan çıkarma yetkisini kendilerinde bulanlar, İslam’ın sahibine ortak olmaya kalkışanlardır.” Tespitini yaparak İslam’ın aslında bidat ve hurafelere kapalı bir din olduğu gerçeğine vurgu yapıyor.

Makaleleriyle huzurlarınızda olmamıza vesile olan bütün yazarlarımıza en kalbi teşekkürlerimizi arz ediyoruz. Siz değerli okurlarımızı, hayatımızı en tehlikeli virüslerden olan bidat ve hurafelere karşı korumak için dergimizi baştan sona okumaya davet ediyoruz.

 

424. Sayı Nİsan 2018