Sayı : 424   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

İktibas

Yusuf Kaplan

Kur'an'ın Kuşatıcılığını Aklın Sınırlayıcılığına Hapsetmek

  • 05 Nisan 2018
  • 25 Görüntülenme
  • 424. Sayı / 2018 Nİsan
Yazıyı Dinle
0:00
0:00
Yazarın Diğer Yazıları
Yusuf Kaplan
Tüm Yazı Arşivi



Kur’an, sadece okunup anlaşılacak kuru bir bilgi kitabı değildir; hayata hem mana hem de ruh kazandıracak bir Hakikat ve Hayat Kitabı’dır. Hakikat’e kuru bilgiyle ulaşılmaz. Mesele bilmek değil olmak’tır. Din / İslâm, tanımların ve sınırların ötesine uzandığı için hayatımıza hem mana hem de ruh katar.

 

Din’in akla, akılla sınırlı bir olguya indirgenmesi, dini ruhsuzlaştırır ve hayattan uzaklaştırır... Batı’da Protestanlıkla / Modernlikle birlikte yaşanan felâket budur işte. Kişinin, din’ikafasına göre, işine nasıl geliyorsa öyle yorumlaması ve sonuçta dine uyacağına, dini kendisine uydurması kaçınılmaz sondur...

 

Batılılarınmodern meydan okuma sonrasında bütün dünya üzerinde hegemonya kurmaları; bütün insanlığın hem kendi sorunlarına Batılı seküler zihin kalıplarıyla bakmalarına, hem de Batı’nın geldiği noktanın ulaşılabilecek en zirve nokta olduğu yanılsamasına kapılmalarına yol açtı...

Bu da Batı dışındaki toplumların aydınlarının Batı’yı kutsamalarıyla, dolayısıyla zihnî felçleşme ve aşağılık kompleksi yaşamalarıyla sonuçlandı.

Fiili sömürgecilik, zihnî sömürgeciliğe dönüştü.

Her şeyi Batı kültürünün ve düşüncesinin ajandalarına göre gören gönüllü acentalar cirit atıyor her yerde...Özellikle de Batılılar tarafından sömürgeleştirilemeyen ama kendi kendini sömürgeleştirme aymazlığı sergileyen Türkiye’de.

O yüzden zihni, Batılı zihin kalıplarıyla işliyor Türkiye’deki bütün kesimlerin aydınlarının.

O yüzden hadislere, mezheplere saldırıyor, “Peygambersiz İslâm” projesinin ajandasını oluşturuyor, acentalığını yapıyorlar.

Tehlikeli bir süreç bu.

Kur’an hem Hakikat kitabıdır hem de Hakikat’in nasıl hayat bulacağını, hayat olacağını ve herkese hayat sunacağını gösteren zamanlar ve mekânlar üstü, çağlar ötesi İlâhî Hitap’tır.

Kur’an, bütün’ü verir bize. Aslî olanı.

Akıl, zaman’la ve mekân’la kayıtlıdır; bağlıdır.

Akıl; bütünü değil parça’yı, aslî olanı değil arızî olan’ı idrak edebilir sadece.

Sadece akıl’la bütün kavranamaz.

Kavranamaz; çünkü akıl, tanımlar ve sınırlar.

Akıl, tek başına Hakikat’i kavrayamaz. Hakikat’in görünümlerini görebilir yalnızca, Hakikat’i değil.

Eğer akıl tek başına Hakikat’i kavramaya muktedir olsaydı, Kitaplar da, Peygamberler de gönderilmezdi.

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

424. Sayı Nİsan 2018