Sayı : 431   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Hususi Fikirler

Mustafa Çelik

İslam Hurafelere Kapalı Bir Dindir

  • 05 Nisan 2018
  • 371 Görüntülenme
  • 424. Sayı / 2018 Nİsan



Dün İslam olmayan bir şey bugün de İslam olmaz. Bugün olan bir şey de dün tamamlanan İslam'a dâhil edilemez. İslam dâhili ve harici müdahalelere kapalı bir dindir. İslam’dan olmayanı İslam’a dâhil edemezsiniz. İslam’dan olanı da İslam’dan çıkartamazsınız. İslam’da olmayanı İslam’a dâhil etme veya İslam’da olanı İslam’dan çıkarma yetkisini kendilerinde bulanlar, İslam’ın sahibine ortak olmaya kalkışanlardır.

 

 

İslam bid’atlerle, hurafelerle yaşanmaz. İslam ayetlerle, hadislerle bilinir ve yaşanır. Dinî bir terim olarak bid’at; Hazret-i Peygamber (sav) ve onun ashabından sonra ortaya çıkan ve aslı dine dayanmadığı halde dinî bir çerçeve içinde sunulan uydurma âdetler, kimi zaman ibadet görüntüsü veren yeni türedilerdir.

 

 

Dindar bir toplumun din adına bid’at ve hurafeler icad eden âlimler tarafından aldatılması, cinni şeytanlar tarafından aldatılmasından daha kolaydır. İslam ümmetine bid’at ve hurafeleri din diye kabul ettirenler, suret-i hakka bürünmüş ulema-i su olanlardır. Yani ilimlerini kötüye kullanan kötü âlimlerdir. İnsanları sünnete davet edip bid’atten sakındırmak, başlı başına bir ibadettir.

 

 

İslam; bütün çağlarda ve mekânlarda tatbiki mümkün olan kâmil ve şamil bir nizamdır. İslam yarını cami, ağyarını manidir. İslam, kendinden olmayanı kendisinde barındırmaz. Kendinde olanı da alıp atmaz. Asrımızda birçok Müslüman bilerek veya bilmeyerek “İslam’a sokuşturulmuş bid’atler, hurafeler” gibi bir hüküm cümlesini kullanıyor. “İslam’a sokuşturulmuş bid’atler, hurafeler” gibi bir hüküm cümlesini kullanmak, konuşmalara ve yazılara başlık yapmak; İslam’a yapılabilecek en büyük hakarettir. İslam tahrif edilmiş bir din değildir. İslam her türlü tahriften münezzehtir. Hurafeler, bid’atlar İslam’ın dışındadırlar. Onları İslam’a dâhil etmeye İslam’ın nassları elvermez. Onları ya İslam’ı kâfi görmeyenler uyduruyorlar veya İslam’ın eksiklikten ve fazlalıktan münezzeh bir din olduğundan habersiz olan gafiller uyduruyorlar. İbnul Macişun der ki; “İmam Malik’in şöyle dediğini işittim; “Kim güzel bularak İslam’da bir bidat çıkarırsa, Muhammed (sav)inrisalet görevine ihanet ettiğini iddia etmiş olur.Zira Allah-û Teâlâ;“Bugün size dininizi ikmal ettim, üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam’ı beğendim.”(Mâide, 5/3) buyurmuştur.O gün dinden olmayan bir şey bugün de dinden olamaz.(İmam-ı Şatıbi el-İtisam(1/64)

 

Dün İslam olmayan bir şey bugün de İslam olmaz. Bugün olan bir şey de dün tamamlanan İslam'a dâhil edilemez. İslam dâhili ve harici müdahalelere kapalı bir dindir. İslam’dan olmayanı İslam’a dâhil edemezsiniz. İslam’dan olanı da İslam’dan çıkartamazsınız. İslam’da olmayanı İslam’a dâhil etme veya İslam’da olanı İslam’dan çıkarma yetkisini kendilerinde bulanlar, İslam’ın sahibine ortak olmaya kalkışanlardır.

 

“Ilımlı İslam, Siyasal İslam, Radikal İslam, Geleneksel İslam” gibi tabirler, Batının ve batı perestlerin İslam’a yakıştırdıkları modern hurafelerdir. İslam her şeyin üstündedir ve hiçbir şeye feda edilemez. İs­lam Yüce Allah’ın insanlığa rahmeti ve saadetidir. Hak ve adalet hiçbir ekol veya kişi için feda edilemez ve gizlenemez. Birtakım kişileri veya uygulamaları savun­mak yahut kurtarmak gayretiyle İslamî hükümlerin tevillerle yamuklaştırılması yahut göz ardı edilmesi, kesinlikle iman ile bağdaşmaz. İbnul-Cevzi (ra) gibi âlimler bu noktaya dikkati çekmekte ne kadar isabet etmişlerdir. Şöyle diyor: “Hakta tarafgirlik olmaz. Söylenenler doğru değilse, o zaman böyle şeylerden, o mezhepten ve kim olursa olsun o kişiden sakındırmış oluruz. Allah biliyor ki, hata edenin hatasını söylemekten maksadımız, şeriatı tenzih etmek ve onu yabancı şeylerden korumaktır. Yoksa söyleyen ve işleyenle bizim bir işimiz yoktur. Bununla ancak ilim emanetini yerine getiriyoruz. Âlimler de hata edenin kusurunu açığa çıkarmak için değil, hakkı ortaya koymak için birbirlerinin hatalarını gösteriyorlar. Kendisiyle teberrük edilen falan zahide nasıl cevap verilir veya sözü nasıl reddedilir? diyecek cahillerin sözüne itibar edilmez. Çünkü bağlılık şeriatın getirdiklerine olur, şahıslara değil. Adam cennet ehli veya evliyadan olabilir. Onun derecesi hatasının gösterilmesine engel olmaz. Bir şahsın yüceltilmesine bakıp ondan sadır olana delil ile bakmayan kimse, Hz. İsa’nın kendisini görmeyip onun elinde meydana gelen mucizelere bakan ve bundan da onu ilahlaştıran kimse gibidir. Hâlbuki Hz. İsa’ya bakıp yeme-içme ile yaşayan bir insan olduğunu görseydi, ona sadece layık olduğu değeri verirdi (insan sayardı).”(Telbîsüİblîs/İbnü’lCevziyyu’l Bağdadi, Sh: 152, Beyrut/ 1989)

 

İslam bid’atlerle, hurafelerle yaşanmaz. İslam ayetlerle, hadislerle bilinir ve yaşanır. Dinî bir terim olarak bid’at; Hazret-i Peygamber (sav) ve onun ashabından sonra ortaya çıkan ve aslı dine dayanmadığı halde dinî bir çerçeve içinde sunulan uydurma âdetler, kimi zaman ibadet görüntüsü veren yeni türedilerdir. Bid’at, ahkâm-ı ubûdiyette yeni icatlar çıkarmaktır, yani tabir caiz ise ibadete bazı kuyruklar ve boynuzlar eklemektir. Kur’an’ın, “Bugün size dininizi kemale erdirdim.”(Maide, 5/3) sırrı ile çeliştiği için İslamiyet’te reddedilmiştir. Çünkü bu ayet, İslamiyet’in Hazret-i Peygamber Efendimizin (sav) risaletiyle birlikte kemale erdiğini bildiriyor. Bid’at ise bu esasa zıttır. İmam-ı Şevkânî (ra) şöyle demiştir: “Allah, dinini Nebisi Muhammed (sav)’in ruhunu kabzetmeden önce tamamladığına göre; Allah, dinini tamamladıktan sonra bid’at ehlinin ihdas etmiş olduğu bu görüş nedir böyle? Eğer (ihdas etmiş oldukları bid’at) onların inancına göre dinden ise o zaman din onların nezdinde, ancak onların görüşleri ile tamamlanmış olur ki, bunda Kur’an’ı reddetmek vardır. Yok, eğer dinden değil ise o zaman dinden olmayan bir şeyle meşgul olmakta ne gibi bir fayda vardır? İşte bu kahreden bir hüccet ve büyük bir delildir. Bid’at ehlinin bu delile herhangi bir şeyle cevap vermesi kesinlikle mümkün değildir. Öyle ise bu yüce ayeti, bid’atçilerin yüzlerine vuracağın ilk şey (delil) yap. Öyle ki bu ayetle bid’atçilerin burunlarını sürter, delillerini geçersiz kılarsın.”(el-Kavlu’l-Müfîd fî Edilleti’l-İctihadive’t-Taklîd: 38) İçtihat bid’at değildir, sünnettir. Çünkü içtihat, yeni durumlara Kur’an’dan ve Sünnetten çözümler bulmaktan ibarettir. Bu dinin özünde vardır ve sevaptır.

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

424. Sayı Nİsan 2018