Sayı : 430   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

İktibas

Yusuf Kaplan

Gelenek, Öncü Kuşak ve "Dil"

  • 07 Şubat 2018
  • 296 Görüntülenme
  • 422. Sayı / 2018 Şubat
Yazıyı Dinle
0:00
0:00
Yazarın Diğer Yazıları
Yusuf Kaplan
Tüm Yazı Arşivi



İslâm'ın müslim kişiden istediği ilk ve son şey, her ne suretle, hangi hâl ve şart altında olursa olsun Allah'ın iradesine teslim olmasıdır. Bu teslimiyetin tahakkuk edebilmesi için, mümin olan kişinin hakikate şeksiz-şüphesiz teslim olabilme iradesine sahip olduğunu idrak edebilmesi şarttır.

Nefsimizi, heva ve heveslerimizi putlaştırmaya başladığımız andan itibaren özgürlüğümüzü yitireceğimizi; nefsimizin, heva ve heveslerimizin ürünü olan her şeyin putperesti / esiri ve kölesi olacağımızı ve mümin olma ruhunu, heyecanını, aşkını, coşkusunu, şevkini, sevgisini, ateşini yitireceğimizi, körelteceğimizi asla unutmamamız gerekiyor.

Barikat Zindanları'nı aşarak yeniden Hakikat Sarayı inşası için yola koyulma iradesi gösteremediğimiz sürece vahyin sadece insana değil bütün mahlûkata hayat bahşeden soluğunu bırakınız bütün dünyaya ulaştırabilmeyi, kendi dünyamızı bile vahyin o "sönmez, pörsümez ve eskimez yeni" ışığında yeniden kurmakta zorlanacağımızı asla unutmayalım!

Esaslı, köklü, muhkem ve çok yönlü bir gelenek oluşturulamadığı için bu ülkede insanlar, bazı insanları, klikleri, gettoları barikatlara, barikatları da zindanlara dönüştürme marazîliği göstermekten kurtulamıyorlar.

Allahu Azimüşşan'ın mümin'e teklif ettiği ilk muhkem mükellefiyet, "Lâ ilâhe illallah" ilkesinin aynı anda hem Öznesi, hem de Nesnesi olması yükümlülüğüdür. Allah'tan başka hiç kimsenin tanrılaştırılamayacağı kime söyleniyor? Elbette ki, kendisine doğrudan hitap edilen insana.

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

422. Sayı Şubat 2018