Sayı : 425   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Sana İtikattan Soruyorlar ?

Prof. Dr. Ramazan Altıntaş

Tevhid İlminin Önemi ve İslam'a Girişin Şartları

  • 07 Şubat 2018
  • 233 Görüntülenme
  • 422. Sayı / 2018 Şubat



Allah yaratan, yöneten, eğiten, sahip olan, öldüren, dirilten, yaşatan, rızık veren, duaları kabul eden, helal ve haram koyan, sadece kendisine ibadet edilen, evreni sevk ve idare eden, fayda ve zarar verme gücüne sahip olan bir varlıktır. Bu bağlamda her mü’min, Allah’ın göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbi olduğuna inanmalıdır.

 

İslamî ilimler içerisinde ilm-i tevhid, diğer ilimlerden daha faziletli ve daha şereflidir. İlmin şerefi, konusunun şerefiyle ölçülür. Tevhid ilmi, yüce Allah’ı, şanına yakışır isim ve sıfatlarıyla bilmeyi, yine O’nu yaratılmışlık özelliklerinden soyutlamayı gerektirir. Bu yönüyle ahkâm ilminden daha efdaldır.

 

Bir kimse doğru bir tevhid anlayışına sahip değilse, yaptığı ibadetlerin bir faydası olmaz. Bu sebeple her Müslüman tevhidin ne olduğunu kavramakla birlikte tevhidi bozan hususları da öğrenme mecburiyetindedir.

 

İslam itikadında tevhid ne manaya gelir, tevhid bir ilim midir, eğer ilimse diğer ilimler arasındaki yeri nedir, bu konuda neler söylenebilir?

İslam binasının temelini tevhid inancı oluşturur. Tevhid, bir binanın su basmanı gibi, ibadetler de katları gibidir. Nasıl ki bir binanın temeli sağlam değilse, üzerine çıkılan katların her an yıkılma riski taşıdığı gibi, tevhid temeli sağlam olmazsa, ibadetlerin kabul olup olmaması da risk taşır. Bu sebeple her Müslümanın üzerine ayrı ayrı tevhid ilmini ve gereklerini bilmek farz-ı ayın hükmündedir.

Tevhid kelimesi Arapçada ; “tek” anlamına gelen ehad ve “bir” anlamına gelen vâhid sözcüklerinden meydana gelmiştir. Bu anlamda tevhid Allah hakkında kullanıldığı zaman “eşi, ortağı ve benzeri olmayan bir ve tek” manasına gelir. Kur’an’da: “Sizin ilahınız bir tek İlah’tır” (Bakara, 2/163; Maide, 5/73; En’am, 6/19) ayetinde kullanılan vâhid ve: “De ki: O Allah bir tektir” (İhlas 112/1) ayetinde geçen “ehad” sözcüğü tevhidle aynı köktendir. İslam dininin temelini tevhid inancı oluşturur. Bu manada terim olarak tevhidi, Yaratan’la yaratılan varlık arasındaki sınırı idrak etmektir, şeklinde tanımlamak mümkündür. Bu sebeple insan hayatının her alanında tevhidi; Allah’ın zatında, sıfatlarında, fiillerinde ve bütün ibadetleri yalnızca O’na tahsis etmede aramalıyız.

Allah yaratan, yöneten, eğiten, sahip olan, öldüren, dirilten, yaşatan, rızık veren, duaları kabul eden, helal ve haram koyan, sadece kendisine ibadet edilen, evreni sevk ve idare eden, fayda ve zarar verme gücüne sahip olan bir varlıktır. Bu bağlamda her mü’min, Allah’ın göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin rabbi olduğuna inanmalıdır. O’na bu konuda bir başkasını ortak kılmamalıdır. (bkz.Şuara, 26/24, 26; Nahl, 16/116; Tevbe, 9/30–31; Zümer, 39/3) İslam inancında buna “rubûbiyette tevhid” adı verilir.

Diğer taraftan yegâne ve biricik ilah Allah’tır. Çünkü ilah, gönüllerin sevgi, ümit, korku, güven, tevekkül, yardım, dua, kurban, adak vb. gibi, inanç ve ibadet türlerinde bağlandığı ve yöneldiği, kendisine karşı derin saygı beslenen, her şeyden daha çok sevilen ve kulluğun sadece kendisine özgü kılındığı bir varlıktır. Bütün bu özellikleri taşıyan sadece Allah’tır. Buna “ulûhiyette tevhîd” denir. İslam inancında “birlik sözü” olarak geçen inancın temelinde Allah’tan başka bütün ilahların izafi olduğu vurgulanır. (bkz.Yunus, 10/18) Bu anlamda tevhid, ulûhiyeti sadece Allah’a tahsis etmeyi öngörür. Bundan dolayı İslam’da ruhbanlık yasaklanmıştır.(bkz.Hadid, 57/27)

İslam inanç sisteminde çok önemli bir konu da Allah’ın zatı hakkında vacip olan yetkin sıfatlarını bilip öylece inanmak ve O’nun yüce zatını noksan sıfatlardan soyutlamak demektir. İşte bu bağlamda ulûhiyet düşüncesi, bir çeşit sıfat düşüncesidir. Zihinlerimizin İlahi Zât’a yönelimine neden olan ve bizde O’na dair bir bilgi yönü ifade etmek üzere bir takım zihni tasavvurlar meydana getiren bütün sıfatlar beşerî terminolojiye girerek bize Allah’ı tanıtır. Allah’ın isim ve sıfatlarında tevhid, bu sıfatların yaratıkların sıfatlarına ontolojik anlamda bütün yönleriyle hiçbir zaman benzemediğini kabul etmektir. Aynı şekilde Allah’ın tek bir yaratıcı olmasına inanmak olan eylemde tevhid de İslam’ın özünü oluşturan hususlardan birisidir. (bkz.Yasin 36/82) Bu bağlamda Allah yaratan ve yönetendir. (bkz.Araf 7/54) Kısaca varlık alanında tevhid, her şeyin her şeyle ve her şeyin bir şeyle ilişkili olduğunu ortaya koyar.

İslamî ilimler içerisinde ilm-i tevhid, diğer ilimlerden daha faziletli ve daha şereflidir. İlmin şerefi, konusunun şerefiyle ölçülür. Tevhid ilmi, yüce Allah’ı, şanına yakışır isim ve sıfatlarıyla bilmeyi, yine O’nu yaratılmışlık özelliklerinden soyutlamayı gerektirir. Bu yönüyle ahkâm ilminden daha efdaldır. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur: “Bil ki, Allah’tan başka ilah yoktur. Kendi günahın için, erkek kadın müminler için Allah’tan af dile.” (Muhammed, 19) Görüldüğü gibi bu ayette önce bilgiden sonra da imandan bahsedilmektedir.Her ne kadar Ehl-i sünnet inancında taklidi iman caizse de, bir mü’min inandığı esasları delilleriyle öğrenme çabası içerisine girmediği sürece günahkâr olarak nitelendirilmiştir. Esas olan imanını taklidi imandan araştırma ve bilmeye dayalı tahkiki iman seviyesine yükseltmektir. Bundan dolayı âlimlerimiz delilleriyle İslam akaidi alanında eserler yazmışlardır.

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

422. Sayı Şubat 2018