Sayı : 425   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Başyazı

Abdullah Büyük

Cumhur Başkanımıza ve Aynı Yolun Yolcularına ithaf (Armagan) Ediyorum

  • 07 Şubat 2018
  • 273 Görüntülenme
  • 422. Sayı / 2018 Şubat



Bir damla suyu, insan olarak insanlığın arasına katan Yüce Yaratıcı, yarattığı insanın iyiliğini, hayrını istiyordu. O’nun için yaşaması, yaratıcısına itaat etmesi için neler yapmamıştı ki? Yeryüzünün tamamını ve gökte olan her şeyi onun emrine vermişti. İnsanın aklına rehberlik yapması için, kitabı olan Kur’an-ı Kerim'ini, kulunun eline tutuşturmuştu.

 

Bir damla suyu, insan haline getiren Rabbimiz, kulunun ayağının tökezlememesi, yürüyüşünde yabancı yollara kaymaması için bir takım irşatlarda ve tembihlerde de bulunmuştu: Rab ve ilah olarak ancak Allah'a iman etmeyi şart koşmuştu. Yaşanacak din olarak sadece İslâm'ı kabul etmişti. Yol olarak Sırat-ı Müstakimden başkasına razı olmamıştı. Bu yolculukta tek rehberin Hz. Muhammed (sav) olmasını emretmişti.

 

Bir damla sudan yaratılan insan şu hakikate bir daha inanmalıdır ki, kötüler ve kötülük sürekli olarak ayakta kalamaz. İyilik asıl, kötülük ise geçicidir. Hâkimiyet eninde sonunda iyilerin eline geçecektir. Bu iş böyle takdir edilmiştir.

Bir damla su idik. O suyun:

Ne kulağı vardı, ne de ayağı,

Ne saçı vardı, ne de gözleri,

Ne ciğeri vardı, ne de böbreği,

Ne derisi vardı, ne de kemiği, kası, siniri,

 

O sadece bir damla suydu… Bir tek damla...

 

O bir damla suyun cinsi, cibilliyeti de bilinmiyordu:

Erkek miydi, kadın mıydı?

Esmer miydi, beyaz mıydı?

Kısa boylu muydu, uzun boylu mu?

Zayıf mıydı, şişman mıydı?

 

Bilemezdik, çünkü görülen sadece bir damla suydu…

 

Yine o bir damla suyun hüviyetini de bilmiyorduk:

Hangi ırktandı, hangi renktendi?

Hangi dile sahipti, hangi kelâmı konuşacaktı?

Ne şeklini görebiliyorduk, ne de vasfını.

Netice olarak o bir damla suydu.

 

 

O bir damla suyun hangi inanca sahip olduğunu da bilemiyorduk:

Kâfir miydi, mümin mi?

Fasık mıydı, fâcir miydi?

Müşrik miydi, münafık mı?

Her ne kadar akide kimliğini tayin etmeye yetkimiz olmasa bile, o bir damla suyu bir sıfat bekliyordu.

 

Bir damla suya baktıkça neler düşünmüyorduk ki?

Gün gelecek, ya iman edecek, ya da inkâr edecekti.

Ya Kemalist olacaktı ya da ateist.

Ya sosyalist olacak, ya da faşist.

Ya da dört başı mamur bir Müslüman olacak.

Ama mutlaka biri olacaktı. Kaçınılmaz bir sondu bu...

 

Kim bilirdi ki bir damla suyun:

Zengin mi olacağını, fakir mi olacağını,

Cömert mi olacağını, cimri mi olacağını,

Âdil olarak mı yoksa zalim olarak mı yaşayacağını, evet kim bilebilirdi…

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

422. Sayı Şubat 2018