Sayı : 422   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Editörden

Ribat Dergisi Editör

Merhaba Değerli Okuyucularımız

  • 07 Şubat 2018
  • 64 Görüntülenme
  • 422. Sayı / 2018 Şubat

Her Müslüman insanın ismi Rabbimiz tarafından konulmuştur. “ Size ‘Müslümanlar’ adını veren O’dur.” (Hac/78) İsmi Allah tarafından konulan Müslümanlar, elbette isimleriyle iftihar ederler. “ Ben ‘Müslümanlardanım’ diyenden kimin sözü daha güzeldir.” (Fussilet /33) Okuyacağımız şu ayet meali, Müslüman insanın birinci planda yapacağı vazifeyi dile getirmektedir: “Bana Müslümanlardan olmam ve Kur’an okumam emredildi.” (Neml/92)

Sahabeden Abdullah ibn Mesud’un şu sözü her müslümanı onurlandıran, değer ve şerefini açıklayan bir gerçektir: “Üç şeye yemin edebilirim. Onlardan bir tanesi de şudur: Allah(cc), İslam’la nasiplendirdiği insana, Müslüman değilmiş gibi muamele etmez.” (Hilye,1/277)

Mekke kuşatmasında, Mekke'nin ileri gelenlerinden Ebu Süfyan, Peygamber Efendimizle görüşmek için gelir. Efendimizin çadırına girerken yanına Peygamber Efendimizin çok sevdiği Aiz b. Amr'ı alır. Efendimizin yanına girerlerken: “Ya Rasulallah, Ebu Süfyan ile Aiz bin Amr geldi.” derler. Efendimiz: “Aiz bin Amr ile Ebu Süfyan geldi.” diye uyarır. Yani fakir de olsa iman etmiş bir müminin adının kâfir bir kralın adının önüne alınmasını istedikten sonra: “İslam yücedir. Üzerine çıkılmaz.” (Feth-ulBari 3/220. Darakutniden ve Fevaidi Ebi Ya'la dan dan naklen) buyurur.

Bakara suresinin 221. ayetini okuduğumuzda, karşılaşacağımız hakikat şudur: “İmanlı bir köle imansız bir kraldan daha hayırlıdır ve imanlı bir köle kadın imansız kraliçeden daha hayırlıdır.” Değeri, kıymeti bu kadar önemli olan Müslüman’ın, İslamiyeti temsil etme şuuru veya bilinci ört bas edilemez. Aksi halde, Muhammed İkbal’in şu sözünün kadar haklı olduğunu ispatlar: “Bugün Müslümanların, İslamiyete yapacağı en güzel yardım, tüm dünya halkına haykıracağı şu sözde mevcuttur: Ey Dünya halkı. Biz müslümanız, ne var ki İslamiyeti temsil edemiyoruz…”

Her Müslüman’ın İslam’ı temsil etme ve İslam’ın değerlerini hayata taşıma sorumluluğu vardır. Acaba bugünün Müslümanları şahsiyetlerini komşularına, yakın akrabalarına, müşterilerine, talebelerine, kendi hane halklarına test yaptırsa, bir nevi karakterinin dökümünü çıkartsa, nasıl bir raporla karılaşır? Buna paralel olarak konuşma dilimizi, gönül dilimizi ve beden dilimizi ahlak ve edep terazisinde tartsak sonra ibreye baksak kaç kilogramlık temsilciliğe sahip olduğumuzu görebiliriz?

İslam’ı ve İslami değerleri temsilcilik sorumluluğumuz ve vazifemiz, biz Müslümanların üç konuda dikkatli olmamızı gerektirmektedir. Bunlardan birincisi, dünya ve ahiret dengesini kurmanın inceliklerini hesaba katmalıyız. İkinci olarak, çevre tesirinden kurtulmanın imkânlarını hesaba katarak, Kur’an ve Sünnetin gölgesi altında yaşanacak bir hayat tarzı ortaya koymalıyız. Ve üçüncü olarak da, Kur’an-İnsan irtibatının düzene girmesinin zihin ve gönül mücadelesini vermeliyiz.

Müslüman, farzlara, sünnetlere, Kur’an’ın buyruklara teslim olan demektir. Bu teslimiyetinden dolayı okuduğu ayet ve hadisten, dinlediği vaazdan aldığı hâl, feyiz ve İslami değerleri çevresindekilere aktarmak zorunda olduğunu bilir.

Müslüman insan hangi çağda ve nerede yaşarsa yaşasın, yaşadığı ülkeyi, şartlarını tanımak ve anlamakla mesuldür. Yani ülkesinin imkânlarını, işleyişini, yanlışını, doğrusunu bilmeyen, araştırmayan bir Müslüman, inanmış olduğu dinin temel değerlerini hayata taşıyamayacak ve gereği gibi temsil edemeyecektir. Yüce Allah birçok millete yaşam şekillerini değiştirmesi için pek çok peygamber göndermiştir. Bu, Allah’ın toplumların işleyişine bizzat müdahil olduğunun, kullarının da müdahil olmasını irade ettiğinin ve Müslüman kullarını inandıkları dinin değerlerini temsilden hesaba çekeceğinin bir ispatıdır.

Allah rahmet elçileri olan bütün peygamberlerin üç temel görevi vardır; tebliğ, teybin ve temsil. Peygamberler Allah’tan aldıkları vahyin harfine dahi müdahale etmeden tebliğ etmişlerdir. Tebliğ ettikleri vahyi en güzel şekilde açıklamışlardır. Peygamberlerin hayatları ise tebliğ ve teybin ettikleri vahyin temsilidir.

Her Müslüman’ın İslam’ı tebliğ, teybin ve temsil görevi vardır. Bu görevlerimizi hak ettiği şekilde yerine getirmemize vesile olması için bu sayımızda sizlerin huzuruna “İslami Değerler ve Hayatımız” dosyasıyla çıkıyoruz.

Huzurlarınızda olmamıza makaleleriyle vesile olan Değerli Yazarlarımıza teşekkürlerimizi arz ediyor, siz kıymetli okurlarımızı dergimizi baştan sona okumaya davet ediyoruz.

422. Sayı Şubat 2018