Küslüklerin, kırgınlıkların, boşanmaların hatta savaşların, işgallerin çoğu; empati eksikliğinden kaynaklanıyor. Empati sahibi olmak; insanları, anlayışlı, vicdanlı, merhametli, şefkatli, adaletli ve ihsan sahibi olmaya yöneltiyor.
Üzerimize kara bulutlarının çöktüğü bu çağda, babalar ve analar, sorumluluk bilincini kuşanmalı, istişare ederek; zulme, haksızlığa, ahlaksızlığa ve her türlü kötülüğe karşı ciğerparelerini kanatlarının altına alıp onları gözleri gibi korumalıdırlar. Çocukların dilinden konuşarak doğru yolun ne olduğunu ve insanları saptırmak için o yolun üzerinde oturan çağdaş şeytanları bütün özellikleriyle tanıtmalıdırlar.
Müslüman, kendisi için istediği güzel şeyleri başkaları için de ister. Kendisi için istemediği kötü şeyleri başkaları için de istemez. Kendini onların yerine kor, ona göre davranır. İnsanlara ilgisiz kalmaz; dertliye derman, çaresizlere çare olmaya çalışır. Ağlayanla ağlar, gülenle güler. Biz dersimizi böyle aldık. Böyle yetiştik.
Evi yıkılmış, yakınlarını kaybetmiş, ocağı sönmüş, başını sokacak bir çadır bile eline geçmeyen, enkazların arasında yatıp kalkan, eline yardım ulaşmayan; toprağa dökülen bir avuç unu toplayıp çantasına koyan; aç, perişan, yetim Gazzeli bir çocuğu ekranlarda seyretmek bizi yüreğimizden yaralamaya, ağlatmaya yetiyor.
Bu duyarlılığımız, bizde hangi kelimeyle anlatılır bilemiyorum. "Tefehhüm" ve "hemdert" olmak kelimeleri tam karşılamıyor. "İsar" ise bunun çok daha ötesi ve zirvesi.
Yaygın şekliyle "empati" diyorlar şimdi. Latince bir kelime empati. Başkasının duygu ve düşüncelerinin içine girmek veya onun duygu ve düşüncelerini, derdini, sıkıntısını kendi içinde hissetmek demektir. Kendisini insanların yerine koyup onların duygularını, düşüncelerini, yaptıklarını anlamaya çalışmak ve ona göre davranmak anlamında kullanılıyor.
Küslüklerin, kırgınlıkların, boşanmaların hatta savaşların, işgallerin çoğu; empati eksikliğinden kaynaklanıyor. Empati sahibi olmak; insanları, anlayışlı, vicdanlı, merhametli, şefkatli, adaletli ve ihsan sahibi olmaya yöneltiyor.
Yani size haksızlık yapılmasını istemiyorsanız; siz de haksızlık yapmayacaksınız. Bir konuda insanlardan destek bekliyorsanız, gücünüz yeten başka konularda siz de insanlara destek olacaksınız. Siz başkalarını dinlemeye, anlamaya, derdiyle dertlenmeye önem vermezseniz; başkaları da sizi dinlemeye, anlamaya, ilgilenmeye değer bulmayacaktır. İlgi görmek istiyorsanız, ilgileneceksiniz. Sevilmek, sayılmak istiyorsanız; seveceksiniz ve saygı duyacaksınız.
Toplum beni nasıl bilir, onların yanında benim değerim, yerim, mevkiim nedir diye samimi duygularını öğrenmek istiyorsanız; insanların sizin yanınızda değeri nedir ona bakacaksınız. Nasıl bilinmek istiyorsanız, siz de insanlara öyle davranacaksınız. Bir başka ifadeyle: İnsanları nasıl görmek istiyorsanız, önce siz öyle olmaya gayret edeceksiniz. Âdemoğlu, birbirinin aynasıdır. "Üzüm, üzüme baka baka kararır." derler ya, sen ak ol ki; başkaları da sana bakıp aklansın.
Rabbimiz uyarıyor kullarını: "Siz, başkalarına iyiliği emredip de kendinizi unutuyor musunuz; kitap da okuyorsunuz
Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız





















