Yüce Rabbin ayetlerini dinleyip anlayan o kişiler, Allah kelamının gereklerini yerine getirmeye yönelirler. Önce Yüce Rabbin büyük, O'nun hakkının da büyük olduğunun bilincinde Rabbe karşı sorumluluklarını yerine getirirler. O'na şükür ve teslimiyetin göstergesi olan namazlarını samimiyetle ve gereği gibi kılarlar. Ardından mahlukatın haklarını ödemeye yönelirler ve Yüce Rabbin kendilerine bahşettiği rızıktan başkalarına da infâk ederler.
Kur'an okuma ve anlama konusunda insanları şu ayet iki grupta değerlendirir: Bunlardan biri Kur'an'ın muhkem ayetlerini esas alıp müteşâbih ayetlerini onların ışığında anlayan ve bunların hepsinin Yüce Rabbin kelamı olduğunun bilincinde olan müminler. Diğeri ise ayetleri keyiflerine göre yorumlamaya, ayetleri birbirleriyle çatıştırmaya, ayetleri fitne aracı olarak kullanmak isteyen içi-niyeti bozuk kimseler.
إِنَّمَا الْمُ?ْمِنُونَ الَّذِينَ إِذَا ذُكِرَ اللَّهُ وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ وَإِذَا تُلِيَتْ عَلَيْهِمْ آياتُهُ زَادَتْهُمْ إِيمَانًا وَعَلَى رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُون
الَّذِينَ يُقِيمُونَ الصَّلَاةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنفِقُونَ
أُوْلَ?ِكَ هُمْ الْمُ?ْمِنُونَ حَقًّا لَهُمْ دَرَجَاتٌ عِنْدَ رَبِّهِمْ وَمَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرِيمٌ
"İnananlar ancak, o kimselerdir ki Allah anıldığı zaman kalpleri titrer ayetleri okunduğu zaman bu onların imanlarını artırır. Onlar yalnızca Rablerine güvenirler; namazı gereği gibi kılarlar; kendilerine verdiğimiz rızıktan yerli yerince sarf ederler. İşte gerçekten inanmış olanlar bunlardır. Onlara Rablerinin katında mertebeler, mağfiret ve cömertçe verilmiş rızıklar vardır." (Enfâl, 8/2-4)
Ayet, önce müminlerin Yüce Allah karşısındaki duruşlarını belirliyor, ardından O'nun kelamının karşısındaki duruşlarına açıklık getiriyor. Bir kere onlar, Yüce Allah karşısında hadlerini bilirler, Allah anıldığında kalpleri titrer, O'nun azameti karşısında ürperirler. O'nun ayetlerini okuyup dinlediklerinde Yüce Allah'ın kendilerine değer verip seslendiğini, O'nun dünya ve ahiret saadetleri için prensipler koyduğunu düşünürler. Hikmet ve derin manalarıyla ayetler, onların imanına iman katar. Ayetler onların imanını harekete geçirir, imanın davranışlarına ve hayata yansımasını sağlar.
Yüce Rabbin ayetlerini dinleyip anlayan o kişiler, Allah kelamının gereklerini yerine getirmeye yönelirler. Önce Yüce Rabbin büyük, O'nun hakkının da büyük olduğunun bilincinde Rabbe karşı sorumluluklarını yerine getirirler. O'na şükür ve teslimiyetin göstergesi olan namazlarını samimiyetle ve gereği gibi kılarlar. Ardından mahlukatın haklarını ödemeye yönelirler ve Yüce Rabbin kendilerine bahşettiği rızıktan başkalarına da infâk ederler. İlimlerinden, itibar ve saygınlıklarından, mallarından Yüce Allah'ın kullarını da nasiplendirmeye çalışırlar. Zekât, sadaka, hayır, hasenat, ihsân, ikram namına yapabildiklerini yaparlar.
Demek ki onlar, Kur'ân'ı herhangi bir metni okur gibi okuyup geçmezler. Bir kere Yüce Allah'ın anılması onları titretir, Kelamının okunması onları harekete geçirir. İmanlarına iman katar, kalpteki imanın hayata yansımasını, hayatı şekillendirip anlamlandırmasını sağlar. Okunan ayetler, şüphe ve tereddütleri ortadan kaldırarak onların imanlarını sağlamlaştırır. Artık ayetlerle takviye edilen güçlü iman, şeytanî şer odaklarından gelecek şüphe tohumlarından etkilenmez. Ve güçlenen o iman, yerinde durmaz, sahibini harekete geçirir
Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız





















