Merhabalar Kıymetli Okurlarımız: , Ribat Dergisi Editör
Sayı : 523   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Editörden

Ribat Dergisi Editör

Merhabalar Kıymetli Okurlarımız:

  • 31 Temmuz 2026
  • 1 Görüntülenme
  • 524. Sayı / 2026 AÄŸustos

Eşi ve benzeri olmayan tek varlık sadece Allah'tır. Bu mutlak hakikate rağmen, Rabbimiz Kitabında bazen "Biz" zamirini kullanmıştır. Bu ifade üslubu ve usulü, Allah'ın kulları için büyük bir önem arz etmektedir.

Tek yaratıcı, tek hükmedici olan Allah (cc) gerek isimlerinin ve gerekse sıfatlarının çokluğu sebebi ile "Biz" ifadesine yer vermiştir. Meleklerini onurlandırarak, "Biz" kelimesini zikretmiştir. Yani meselenin neresinden bakarsak bakalım, "Biz" ifadesinde zengin, katılımcı, paylaşımcı bir özellik vardır. Hiçbir şeye muhtaç olmayan ve herkesin ve her şeyin kendisine muhtaç olduğu Rabbimiz "Biz" derken, O'nun yarattığı insanın, "Ben", "Ben", "Ben" diyerek kurduğu bir hayat, arıza ve sıkıntılarla dopdolu olan bir hayattır. Niçin?

İşin başında "Benim evim.", "Benim arabam", "Benim param" diyen bir insan, daha sonra "Benim fikrim" "Benim düşüncem" "Benim saltanatım" diyerek, egoistçe bir hayatı yaşamaya çalışıyor. Bu insanda bundan sonra kibir dersen var, kendini beğenme hastalığı var, insanlara tepeden bakma arızası zirvededir artık. Ne kendisi ile barışıktır ne de toplum ile. Evindeki hanımı onun gözünde ve inancında hayat arkadaşı, din kardeşi olmanın ötesinde, çamaşır-bulaşık yıkayan bir hizmetçidir. Hanımını bir köle gibi görmeye başlar.

İşinde çalıştırdığı insanlar," Ben Merkezli" yaşayan insan için, esir kamplarında ve taş ocaklarında çalıştırılan insanlar gibidir. Çalıştırdığı işçiler ile yan yana bir sofrada yemek yemek, onun için onur kırıcıdır. İş yerinin önünde bekleyen bir işçisini özel arabasına bindirip, ineceği yere kadar götürmek, akıl ve mantık dışıdır.

Tam bunun zıddı olan ikinci insan. "Biz Merkezli" hayat tarzını benimsemiş bir insan düşünelim. Paylaşımcıdır. Dayanışma içinde bulunur. Katılımcıdır. Çoğulculuk ortamına müsait bir gönlü vardır. Hem kendi benliği ile ve hem de toplum ile barışık yaşamaktadır. Kolektif akıl gücüne önem verir, değer verir. Evinde hanımı yemek pişirirken, kendisi yemek masasına sürahi ile su getirir. Fabrikasında işçi ağır bir yük kaldırırken, bu insan yükün diğer tarafına el atarak işçisine yardımcı olur. Bürosunda çalışırken, çalıştırdığı işçileri bazen yanına çağırır ve birlikte çay içer ve dert dinler. Evine gelirken, fırından ekmek alır, fırıncıya teşekkür eder.

Empati ahlakından mahrum olanlar "Ben" merkezli bir hayat yaşarlar. Empati ahlakına sahip olanlar ise hem kendileriyle hem de çevreleriyle barışık olurlar ve "Biz" merkezli bir hayat yaşarlar. "Biz" merkezli bir hayata vesile olması umut ve duasıyla bu ayki sayımızda sizlerin huzuruna "Toplumsal Hayatımızda Empati Ahlakı" dosyasıyla çıkıyoruz.

Başyazıda Abdullah Büyük Hocamız: "Fikirleri, planları, projeleri, kara olan insanlar, kalpleri ve ruhları kararmış olan kimseleri aydınlatamazlar. Hak'tan aldığını, olduğu gibi, halkına vermeyen hiçbir insan, hiçbir fikir sahibi, beklediği müspet neticeyi görememiştir. Hele hele yüzde doksan dokuzunun Müslüman olduğu söylenen bir ülkede, Müslüman olduğunu söyleyip, Yahudi gibi, Hristiyan gibi düşünen insanların halkına vereceği bir şeyi kalmamıştır." Tespitiyle iman ile amel arasındaki uyuma dikkatlerimiz çekiyor.

Osman Nuri Topbaş Hocamız: "Dünyevî hiçbir meşakkat, güçlük ve zorluk, ashâbın azmini kıramadı. Çünkü onların tezkiye olmuş gönüllerinde; manevi lezzetler, maddî ve nefsani arzuların yerini almıştı. Dünyevî kaygı ve korkular, büyük uhrevî endişelerin yanında sönük ve basit hâle gelmişti. İslâm tarihi boyunca da sahâbe-i kirâmı örnek alan fert ve toplumlar, aynı heyecan ve huzuru yaşadılar." İfadesiyle ashabın empati ahlakı ve fedakarlığının toplumsal hayata etkilerini ve bu örnekliğin bize vermiş olduğu mesajları gündemimize taşıyor.

Mustafa Başkonak Hocamız: "Günümüz dünyası, insanı sürekli merkeze alan bir hayat anlayışına yönlendirmektedir. Sosyal medyanın algı vitrinlerinde "sadece sen önemlisin" ve "kendin için yaşa" sloganlarıyla beslenen bu "benmerkezci" yaşam anlayışı, sosyal hayatta karşımıza yıkıcı bir "hodbinlik" duvarı örmektedir. Bu duvarın ardında sessizce büyüyen kendini başkasının yerine koyamama, tahammülsüzlük ve yalnızlık duyguları ise yeni manevi krizlere neden olmaktadır." Tespitiyle empati ahlakını kaybetmenin bireysel ve toplumsal hayata yansımalarını işliyor.

Makalelerinde bu ayki konumuzu çok farklı yönleriyle ele alan kıymetli yazarlarımıza teşekkürlerimizi arz ediyor; siz değerli, vefalı ve hassas okurlarımızı dergimizi baştan sona okumaya davet ediyoruz.

Selam ve dua ile.

524. Sayı Ağustos 2026