Hissetmeden Anlaşılmaz: İletişimde Empati Ahlakı , Doç. Dr. Salih Gürbüz
Sayı : 523   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Misafir Kalem

Doç. Dr. Salih Gürbüz

Hissetmeden Anlaşılmaz: İletişimde Empati Ahlakı

  • 31 Temmuz 2026
  • 1 Görüntülenme
  • 524. Sayı / 2026 AÄŸustos



Empati, iletişimi teknik bir alışveriş olmaktan çıkarıp insani bir buluşmaya dönüştüren ahlaki tutum ve yetkinliktir. Günümüzde yaşanan iletişim sorunlarının temelinde hakkıyla gerçekleştirilemeyen bir empati süreci yatmaktadır. Bu gerçek, empati meselesini hem bireysel hem de toplumsal düzlemde ciddiyetle ele almayı zorunlu kılmaktadır.

Empatinin sağlıklı kurulabilmesi, öncelikle kişinin kendisini tanımasına ve kendine saygı duymasına bağlıdır. Ben kavramına yapılan olumlu yatırım, yani bireyin kendini ayrıntılı tanıması, empatinin ön koşuludur. Bir diğer ifadeyle kendisinin farkında olmayan bir birey karşısındaki kişiye ne kadar faydalı olabilir?

İletişim, insanın bu dünyadaki yolculuğunun başından itibaren onu insan eden ve hayatını sürdürmesinde en etkin role sahip olan temel bir güçtür. İletişim paylaşmak demektir; bölüşmek, benimsetmek, onaylamak ve bir diğerini gerçekten var saymaktır. Bu anlamıyla salt bilgi aktarımına indirgendiğinde iletişim, gerçek derinliğini yitirir. Duygusal etki bırakamayan bir mesaj, iletişimin tam anlamıyla gerçekleşmesinde engel oluşturur; çünkü içerik ile duygusal etki arasındaki köprü sağlam tutulmadığında iletişim tek yönlü bir veri transferine döner. İşte tam bu noktada empati devreye girer. Empati, iletişimi teknik bir alışveriş olmaktan çıkarıp insani bir buluşmaya dönüştüren ahlaki tutum ve yetkinliktir. Günümüzde yaşanan iletişim sorunlarının temelinde hakkıyla gerçekleştirilemeyen bir empati süreci yatmaktadır. Bu gerçek, empati meselesini hem bireysel hem de toplumsal düzlemde ciddiyetle ele almayı zorunlu kılmaktadır.

Empati kavramı, sıkça kullanılmasına karşın çoğunlukla yanlış anlaşılan bir kavramdır. Zor zamanlarında başkalarının başvurduğu kişi olmak, insanları rahat anlamak ya da dinlemeyi sevmek gibi söylemlerle geçiştirilebilecek basit bir duyarlılık hali değildir empati. Empatiyi iletişim davranışlarına gerçek anlamda yansıtabilmek ciddi bir çaba gerektirir ve bu çabanın temelinde içtenlik yatar. Kısaca tanımlamak gerekirse empati, kişinin kendini karşısındakinin yerine koyabilmesi, olaylara o kişinin gözünden bakabilmesi ve onunla aynı şeyleri hissedebilmek için çaba harcamasıdır. Bir diğer boyutuyla empati, başkasını anlama ve onlarla ilişki kurma yeteneğimizin işlevidir; birinin içinde bulunduğu durumları duygular aracılığıyla çözümleyebilme kapasitesidir. Bu tanımlara bakıldığında empati bir teknik değil; bir duruş, bir ahlaki tercih ve bir insanlık hâlidir.

Empatinin sağlıklı kurulabilmesi, öncelikle kişinin kendisini tanımasına ve kendine saygı duymasına bağlıdır. Ben kavramına yapılan olumlu yatırım, yani bireyin kendini ayrıntılı tanıması, empatinin ön koşuludur. Bir diğer ifadeyle kendisinin farkında olmayan bir birey karşısındaki kişiye ne kadar faydalı olabilir? Kendisinin farkında olmayan, kendi duygularını adlandıramayan ve kendi sınırlarını tanımayan bir birey, karşısındakinin duygularını da anlamakta zorlanır. Benliğin sağlıklı olması, empatiyi mümkün kılar; çünkü kendine saygı duyan birey, diğerlerine de değer verme kapasitesi taşır. Bu nedenle gerçek empatlar kendileri olma yönünde hayat yolculuğunda ciddi adımlar atmış aşkın kişilikler olma noktasında çabalayanlardır. Başkasına erişebilmek, başkasının yürümesine, yaşamasına, ihtiyaçlarına destek olabilmek için kişi önce kendisinin ne boyutta ruhsal olarak dinç olduğunu gözlemlemelidir. Aslında burada dikkat edilmesi gereken bir başka boyut da empatik davranışı da herkesten beklememektir. Empatiyi gösterecek kişilere denk gelebilmek aslında toplumun ruhsal dinginlik birikimi ve haliyle ilişkilidir. Bir toplumda huzurun unsurları ne kadar fazlaysa o toplumda da empat bireyler bir o kadar çok karşılaşılabilir olur. Ancak yaşadığımız çağı genel anlamda değerlendirdiğimizde ciddi depresif ve saldırgan yapısıyla dikkat çeken bireylerin gündelik hayatın herhangi bir konumunda karşımıza çıkma yoğunluğu / oranı bizim empatlarla karşılaşıp karşılaşmama oranımızı da bize kolaylıkla sunmaktadır

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

524. Sayı Ağustos 2026