Muhteva ve doğruluğu yanında Kur'an, üslubuyla da edep ve nezaket örneğidir. Bu üslup güzelliğini, -ahlakı Kur'an'dan ibaret olan- Rasulullah'ın hayatında sergilendiğini görüyoruz. Peygamberimiz (sav), normal şartlarda tatlı, yumuşak, şefkatli, merhametli ve nezaketli bir üslup kullanmaya önem veriyordu. O, alemlere rahmet olarak gönderilmişti.
O, eğitimini Allah'tan almıştı. Onun ahlakı (yaşama tarzı) Kur'an'dan ibaretti. Hz. Muhammed (sav), Kur'an'ın uyarılarını ilke edinmişti. Savaş ve rahmet Peygamberiydi. Kur'an'ın ifadesinde anlamını bulan bir üslup kullanıyordu. Yeri gelmiş; Musa'nın, Firavun'u uyarması gibi yumuşak bir dil kullanmış, yeri gelmiş; zırhını kuşanmış, eline kılıcını ve okunu almıştı.
Rabbimiz, vahyini Resullerine indirdi. Onlar da Allah'ın buyruklarını yaşayıp örnek oldular ve en güzel bir üslupla insanlara bildirdiler.
Hangi konuda örnek oldular? Hayatı kuşatan her konuda. İnançta, düşüncede, davranışta, vahyi tebliğde. Buna fiili ve sözlü üslup da diyebilirsiniz.
Allah'ın elçileri aynı zamanda birer nezaket timsaliydi. Görgü kurallarını en güzel şekilde yaşayarak sergileyenler de yine onlardı. Çünkü onları eğiten Allah'tı. Önderimiz (sav): "Beni Rabbim eğitti. Ve ne güzel eğitti." (Suyuti, Câmiu's Sağir 1-11; Acluni, Keşfu'l Hafa 1/70) buyuruyor.
Rasulullah, insanlarla iletişiminde; kişilerin şahsi özelliklerini akli durumlarını, kültür ve anlama seviyelerini, konunun önem derecesini, yer, zaman ve diğer bütün şartları göz önünde tutarak en etkileyici, en güzel, en iyi bir üslup kullanıyordu.
"İnsanlara akli seviyelerine uygun olarak konuşmakla emrolunduk." (Keşfu'l Hafa: h. 592) buyuruyordu.
Gönül kazanmaya çalışırken; Allah'ın rızasını kazanmayı daima merkeze alıyordu. Çünkü Allah'ın memnuniyeti, her memnuniyetin üzerindeydi.
Üsluptan bahsedilince aklımıza önce güzel söz söyleme sanatı gelir. "Allah, sözlerin en güzeli olarak kitabı (Kur'an'ı) indirdi." (Zümer, 39/23) Muhteva ve doğruluğu yanında Kur'an, üslubuyla da edep ve nezaket örneğidir.
Bu üslup güzelliğini, -ahlakı Kur'an'dan ibaret olan- Rasulullah'ın hayatında sergilendiğini görüyoruz. Peygamberimiz (sav), normal şartlarda tatlı, yumuşak, şefkatli, merhametli ve nezaketli bir üslup kullanmaya önem veriyordu. O, alemlere rahmet olarak gönderilmişti.
Bize de doğru sözü, kabaca değil, edeple, nahiv, yumuşak, tatlı ve güzel bir üslup kullanarak söylemek yakışır. Rabbimiz, dönemin en güzel insanını (Musa Rasul'ü) ve kardeşi Harun'u, dönemin en zalim ve en şerli insanına (Firavun'a) gitmelerini isterken bile; "Ona yumuşak söz söyleyin." (Tâhâ, 20/42 - 44) buyurduğunu bize hatırlatıyor.
Az, öz, veciz anlaşılır ve tatlı bir dil kullanmalıyız konuşurken. Muhatabımız kim olursa olsun, önemsemeliyiz. Nezaketi elden bırakmamalıyız. "Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle davet et." (Nahl, 16/125) buyuruyor Rabbimiz.
Örneğimiz de (sav): "Edepsizlik ve çirkin söz, girdiği şeyi çirkinleştirir. Hayâ ise girdiği şeyi güzelleştirir." (Tirmizi, "Birr" 47 (1975); İbni Mace, "Zühd" 17 (4185) "Kişinin malayani (manasız, faydasız, boş) sözü terk etmesi; İslâm'ın güzelliğindendir." (Seyyid Mansur Ali Nasıf, Et Tacu'l Câmiu lil Usul fi Ehadis'r Resul (Mektebetu Pamuk - Arapça baskı): 1/28) "Tatlı bir çift söz, bir sadakadır." (Mişkatu'l Mesabih h. 3722; Keşfu'l Hafa: h. 1947) buyuruyor.
"Güzel bir söz ve bağışlama, ardından eza gelen sadakadan hayırlıdır." (Bakara, 2/263)
Müslüman; inancı güzel, düşüncesi güzel, sözlü güzel, davranışı güzel insandır. Müslüman olmak, güzelliklere talip olan insan demektir. Bu nedenle Rabbimiz; "Ben Müslümanlardanım, diyenden daha güzel sözlü kim olabilir!" (Fussilet, 41/33) buyuruyor. Çünkü "Ben Müslüman'ım" demek ve İslam'a uygun bir hayat yaşamak; bütün güzellikleri kendisinde toplamak demektir.
Allah'ın kitabının rehberliğinde Muhammed'in (sav) izinde yürümek. İşte o zaman hayatımız güzelleşir, biz güzelleşiriz. Yaşlandıkça solmayan, asıl güzellik budur. Düşüncemiz, işimiz, sözümüz o zaman bir değer kazanır.
B- Kuşkusuz üslup sadece güzel ve etkili söz söylemekten ibaret değil. Davranışlardaki güzel üslup da söz kadar, hatta daha fazla önemlidir. Buna hal dili diyoruz. "Lisan-ı hâl, lisan-ı kâlden daha etkilidir." demişler. İnsanlar, çoğu zaman söylenen söze değil, söyleyenin nasıl davrandığına bakarlar. Bu, insanlara daha fazla etki ediyor. Rabbimizin hatırlatması çok önemli: "(Ey Peygamber) Şimdi sen onlara yumuşak davran ve güzel davranışta bulun." (Hicr, 15/85) "Allah'tan olan bir rahmet sebebiyle onlara yumuşak davrandın. Eğer katı yürekli, kaba, sert, kırıcı olsaydın; etrafından dağılır, giderlerdi. (Hata ve kusurlarından dolayı) Onları affet, (Allah'tan) bağışlanma dile. İşlerinde onlara danış. Karar verince de (azimli ol ve) Allah'a tevekkül et. Allah, (kendisine) tevekkül edenleri (bağlanıp güvenenleri) sever
Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız




















