Sayı : 425   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Satırdan Sadra

Adil Akkoyunlu

Müslüman Nezaket Sahibi İnsandır

  • 05 Mayıs 2018
  • 72 Görüntülenme
  • 425. Sayı / 2018 Mayıs



Diğer nebiler gibi; Allah’ın son Elçisi (sav) de, hakkı yaşaması ve tebliğ edişiyle en güzel örnektir. Hakkın nasıl sunulması gerektiği hususunda da yine güzel bir üslup örneği miras bırakıyor bize. Onun ağzından asla lağıv, kaba, çirkin, edebe aykırı bir söz çıkmamıştır. Güzel bir ahlaka sahipti. En güzel ahlaka… İnsanların en kâmili, en edeplisi, en nezaketlisiydi.

 

 

İslam, güzellik demektir. Rabbimiz, kullarını güzel yarattı. Güzel yaşasınlar istiyor. Bu dini, bunun için gönderdi. İnsanların fiillerini güzelleştirmek için. Bu bağlamda Müslüman; en güzele, güzeller güzeline inanan, güzel bir Kitab’a bağlanan, güzel bir İnsan’ı örnek alan; güzel düşünen, güzel konuşan, güzel davranan; güzellikleri yaşayan; güzel insandır. Müslüman demek; insan güzeli demektir.

 

 

“Hz. İsa, bir gün çarşıda insanlara İslam’ı tebliğ ediyormuş. O konuşurken, biri de sürekli hakaret edip sövüyormuş ona. Etrafında bulunan havarilerden biri: Ey Allah’ın Resulü! Sen de ona hakaret edip söv, demiş. İsa (as): Herkes torbasında olanı satar. Onun yanında o var, bizim yanımızda da bu.” diye cevap vermiş.

İşte Müslüman farkı!

Diğer nebiler gibi; Allah’ın son Elçisi (sav) de, hakkı yaşaması ve tebliğ edişiyle en güzel örnektir. Hakkın nasıl sunulması gerektiği hususunda da yine güzel bir üslup örneği miras bırakıyor bize. Onun ağzından asla lağıv, kaba, çirkin, edebe aykırı bir söz çıkmamıştır. Güzel bir ahlaka sahipti. En güzel ahlaka… İnsanların en kâmili, en edeplisi, en nezaketlisiydi:

Abdullah bin Amr (ra) diyor ki: “Resulullah (sav), ne çirkin bir söz söyler, ne de çirkin bir davranışa yeltenirdi. O: Sizin en hayırlınız; ahlakı en güzel olanınızdır.” (Buhari, “Menakib”, 23; Müslim, “Fedail”, 68) buyuruyordu.

Ortaokullu yıllarda okumuştum Ali Fuad Başgil’in “Gençlerle Baş başa” adlı kitabını. Yarım asır önce… Orada yazılı olan sözlerin bir kısmı hâlâ hatırımdadır. O güzel sözlerinden biri de şuydu:“Dilini tut ve bil ki; dil yarası, bıçak yarasından daha vahimdir.”

Sahip olmak gerekir dile. Dönüşü yoktur ağızdan çıkan sözün. Bıçak yarası zamanla iyileşiyor da, dilin açtığı yara kolay iyileşmiyor. Ölçüsüz fiil ve söylenmiş bir söz, bazen onulmaz yaralar açıyor yüreklerde.

Peygamber (sav)’in ilmin kapısı diyerek övdüğü Hz. Ali de bu konuda önemli uyarılarda bulunuyor:

"Konuşmadığın sürece söz sana tabidir. Söyle­dikten sonra sen o sözün mahkûmu olursun."

"Kişi, dilinin altında gizlidir."

Bir söz, bazen derman oluyor nice dertlere. Ve bir söz, nice dert açıyor insanın başına. Savaşlar başlatıyor bir söz. Savaşı bitiriyor bir söz…Ne güzel demiş Yunus:

“Söz ola kese savaşı, söz ola bitire başı,

Söz ola ağılı aşı bal ile yağ ede bir söz.”

İnsanlar, pişman olacakları sözden ve davranışlardan uzak durmalıdırlar. Bir sözü söylemeden, bir işi yapmadan önce sonucun nereye varacağını iyi düşünmek gerekir. Nasıl bir usul ve üslup, yol ve yöntem kullanılacağı iyi hesaplanmalıdır.

Resulullah (sav), bir gün Abdülkays oğullarından Eşecce’ye şöyle dedi: “Sende, Allah’ın sevdiği iki güzel haslet var: Hilm(Akıllı ve yumuşak huylu olmak.) ve teenni (Düşünerek ihtiyatlı ve temkinli konuşup davranmak.)” (Müslim, “İman”, 25, 26)

Kutlu Kitabımızda anlatıyor Rabbimiz: “Güzel bir söz; kökü (yerde) sabit, dalları gökte olan güzel bir ağaca benzer. Rabbinin izniyle meyvesini her zaman verir. Öğüt alsınlar diye Allah, insanlara misaller getirir. Kötü sözün misali; topraktan koparılmış, ayakta duramayan ağaca benzer.” (İbrahim, 13/24 – 27)

Kitabını en güzel söz olarak indiren Yüce Rabbimiz, bizim de insanlara güzel söz söylememizi istiyor. (Bkz.Bakara,2/83;Nisa,4/8; İbrahim,13/24-27)

“(Allah’a) itaat ve güzel söz (yaraşır onlara). İş ciddiye bindiği zaman Allah'a sadakat gösterselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı olurdu.” (Muhammed, 47/21)

“Kullarıma söyle; en güzel sözü söylesinler.” (İsra, 17/53) buyuruyor.

Söylenen söz, doğru olacaktır elbet: “Ey inananlar! Allah'tan korkun ve doğru söz söyleyin.” (Ahzab, 33/70)buyuruyor Rabbimiz.

Yeterli mi? Değil. Doğru ve güzel sözün, güzel bir üslup ve ifadeyle sunulması da önemli.

Doğru sözü, kabaca söylemek doğru değil. Güzel, nahiv, yumuşak ve tatlı bir dil kullanarak söylemek gerekir. Bizden istenen bu. Rabbimiz, ibret alınacak güzel bir örnek veriyor: Musa ve Harun’u,Firavun’a gönderirken yumuşak konuşmalarını istiyor: “Ona yumuşak söz söyleyin.” (Tâ-hâ, 20/44)buyuruyor.

Allah’ın seçtiği, eğittiği, kullarına model / örnek olarak gösterdiği Peygamber (sav) bile yumuşak konuşmasaydı ve nezaketli davranmasaydı; kaba üsluplu, çirkin davranışlı biri olsaydı (haşa); başarılı olur muydu? “O vakit Allah'tan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın! Şayet sen kaba, katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz, etrafından dağılıp giderlerdi.” (Ali İmran, 3/159)

"Tatlı bir çift söz, bir sadakadır." (Mişkatu’lMesabih h. 3722; Keşfu’l Hafa: h. 1947) buyuruyor Önderimiz (sav). Güzel söze bu denli önem veriliyor.

Az, öz, veciz ve anlaşılır bir dil kullanmalıyız konuşurken. Müslüman’a yakışan budur. Bunu yapıyordu Peygamberimiz (sav). “Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle davet et.” (Nahl, 16/125) buyuruyordu Rabbimiz.

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

425. Sayı Mayıs 2018