Sayı : 425   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Başyazı

Abdullah Büyük

Örneğimiz ve Rehberimizden Alacağımız Dersleri

  • 05 Mayıs 2018
  • 132 Görüntülenme
  • 425. Sayı / 2018 Mayıs



Bu mesajımızda Şaban ayının Resulullah’a ait olan ay olması sebebiyle, Peygamberimizden hayatımıza rehberlik yapacak bazı hadisleri, hadiseleri okuyucularımıza ikram etmek istiyoruz. Sadece bir istirhamımız vardır. O da her hadis ve hadise üzerinde durmanızı, düşünmenizi rica ediyoruz.

 

Peygamberimiz, yaşamış olduğu toplumun içinde geçim seviyesi en düşük olanların seviyesinde yaşamıştır. Bu şerefli tavrın günümüzde yaşar olmasını elbette teklif edemeyiz. Ancak liderler, yönettiği toplumun hayat şartlarını bilmek, görmek sorumluluğundadır.

 

Mübarek aylarımız ve günlerimiz, Müslüman kardeşlerimiz için bir nevi gönlümüzün yakıtlarıdır. Aslında tüm günler, aylar, seneler, içlerini doldurduğumuz zaman çok kıymetlidir. Tarihimizin derinliklerinden gelen Receb,Şaban ve Ramazan ayları, Müslüman ümmet için, çok farklı zenginliklere sahiptir. Allah’ın ayı, Resulullahın ayı ve Ümmetin ayı olan ve halkımız tarafından üç aylar dediğimiz aylar, kıymetini bilenler için vitamin, kalori dolu aylardır.

Bu mesajımızda Şaban ayının Resulullah’a ait olan ay olması sebebiyle, Peygamberimizden hayatımıza rehberlik yapacak bazı hadisleri, hadiseleri okuyucularımıza ikram etmek istiyoruz. Sadece bir istirhamımız vardır. O da her hadis ve hadise üzerinde durmanızı, düşünmenizi rica ediyoruz.

  1. “Peygamberimiz bir gün Medine’nin kenar semtinde sahabesi ile giderken, ihtiyar bir hanımın ağladığını görür. Devesinin iyileşmesi için Allah’a dua ettiğini duyan Peygamberimiz: Ey Nine! Devenin yaralanmış yerine katran sür”, buyurur. Burada dikkatimizi çeken husus şudur: Deve fiziki bir hastalığa duçar olmuş. Lisani duadan önce merhem özelliğinde olan katranı devenin yaralanmış yerine sürdükten sonra lisani duaya devam etmesi gerekmektedir. Ne var ki günümüzde binlerce fiili dua bekleyen konular için sürekli lisani dua etmekteyiz.
  2. Sevgili Peygamberimizin oğlu İbrahim vefat eder. Resulullah efendimiz evladı İbrahim’i defnettikten sonra mezarcıya: Mezarın falan yerinde delik görüyorum, lütfen düzelt, buyurur. Mezarcı der ki: Ey Allah’ın Resulü! Biraz sonra gideceğiz. Küçük bir delik için değer mi? Deyince, Peygamberimiz, kıyamet gününe kadar kulaklarımızda çınlayacak şu cevabı verir: “Biliyorum o deliğin zararı veya faydası yoktur. Ne var ki ziyaretçilerin gözlerini tırmalar”, buyurur. Böylece, estetik güzelliğin önemini ümmetine bildirmiş olur.
  3. Hayber savaşının zaferle bitmesinden sonra, sahabeler evleri arama-tarama yaparken, gözlerine Tevrat nüshaları takılır. Tomar halinde olan kâğıtları doğruca Peygamberimize götürürler ve neticenin ne olacağını heyecanla beklerken, Peygamberimiz(sav), Tevrat nüshalarının olduğu gibi, rahiplere verilmesini emreder. Batı ve batı zihniyeti, Sicilya’da, Endülüs’te, Bosna-Hersek’te papazların talimatını nasıl yerine getirdiğini biliyor muyuz? Kitapları yakarak ısınmış su ile yıkanırsanız, günahlarınız affedilir, saçmalığını ilan etmişlerdir.
  4. Peygamberimiz, yaşamış olduğu toplumun içinde geçim seviyesi en düşük olanların seviyesinde yaşamıştır. Bu şerefli tavrın günümüzde yaşar olmasını elbette teklif edemeyiz. Ancak liderler, yönettiği toplumun hayat şartlarını bilmek, görmek sorumluluğundadır. Altta kalanın canı çıksın anlayışı, Peygamber terazisinde tartıya gelmez ve çöplüğe atılmaya mahkûmdur.
  5. Peygamberimiz, Mekke’den Medine’ye hicret ettikten sonra, ashabından akit, bey’at almıştır. Ümmi Ri’le isimli hanımın mesleği berberliktir. Hanımları, beylerine karşı süsleme sanatının karşılığında da ücret almaktadır. Bey ’at sorası kendisine gelince, Resulullah’a şu soruyu yöneltmiştir: Ey Allah’ın Resulü. Ben hanımları kocalarına süsleme sanatını yapıyor ve aynı zamanda onlardan da ücret alıyorum. Size bey ’at edeceğim. Ne var ki öğrenmek istediğim konu şudur: Bey’at ettikten sonra bu mesleği bırakacak mıyım, devam edeceksem, ücretimi alabilir miyim? Peygamberimiz: Ey Kadın! Sen bu mesleğine devam et ve ücretini ne al..”
  6. Peygamberimiz(sav), ara ara kızı Hz. Fatıma’yı ziyarete giderdi. Yine bir ziyaretinde bakar ki Hz. Ali’nin önünde bir tepsi var, Peygamberimiz: Ne yapıyorsun Ey Ali? Fatma evde yok mu? Hz. Ali, hanımının bir komşuya gittiğini ve elindeki tepside pirinç olduğunu, içindeki küçük taşları ayıkladığını söyler. Bunun üzerine Peygamberimiz(sav): “Ev bağlantılı hizmetlerde hanımlarına destek verenler için, umre sevabı vardır”, buyurur. Senelerdir “kılıbık’ diye bir kelime ortaya konulmuş, erkek hâkimiyeti, Kavvam sorumluluğunun öne geçmiş(Bkz. Nisa, 4/34) ve evlilik hayatında Rabbani yapı askıya alınmıştır.
Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

425. Sayı Mayıs 2018