Sayı : 451   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Başyazı

Abdullah Büyük

Müslüman İş Adamlarımızın Sorumlulukları

  • 08 Temmuz 2020
  • 158 Görüntülenme
  • 451. Sayı / 2020 Temmuz
Yazıyı Dinle
0:00
0:00
Yazarın Diğer Yazıları
Abdullah Büyük
Tüm Yazı Arşivi



Daha adil bir ekonomi ve daha yaşanabilir toplum düzenini vahyin ışığında inşa etmek istiyor muyuz? O zaman en iyi çözüm; İslam'ın iktisadi kurallarını hayata geçirmektir. İslam iktisadında (ekonomisinde) Müslüman tacir, Müslüman üretici, Müslüman müteşebbis yed-i emindir. Güvenilir eldir. İslam dışı ekonomilerde ise müteşebbis, ilkesini, çalışmasını kişisel menfaat üzerine kurar. Hayatın bütün evrelerinde olduğu gibi ticarette de gaye Allah’ın rızasını kazanmak olmalıdır.

 

 

Müslüman iş adamı; malını ve canını cennet karşılığında Rabb’ine satan, satmış olduğu malda hak sahiplerinin hakkı olduğunu bilen, ilahi buyruklar sahibi Allah’a sattığı malın kuruşuna kadar hesabını vereceğine inanan insandır. Paraya mahkûm olmayıp, paraya hâkim olan, girdi ve çıktısını dininin ve aklının ölçülerine göre yapan, helal kazanç uğruna yeteneklerini kullanmanın cihadın bir başka bir yönü olduğuna iman eden insandır.

 

 

 

Yeryüzü büyük bir sofra ve bu sofranın etrafında oturarak karınlarını doyurmak isteyen insanlar da Allah’ın iyali ve Hz. Adem’in çocuklarıdır.

Yeryüzü sofrasının etrafında oturarak karnını doyurmak isteyen insanların inanç hüviyeti ne olursa olsun, hepsinin bu sofradan karnını doyurma hakları vardır.

Yüce Allah (cc) bu sofrayı, bu besin kaynaklarını, yeryüzünde hem kendilerinin ve hem de başkalarının refahını, saadetini gerçekleştirsin diye Müslümanların güvenilir ellerine teslim etmiştir.

Müslüman bir sermayedar, Müslüman bir müteşebbis, fabrikatör, üretici; yeryüzü halkına takdim edilen çeşitli kaynakları, Allah’ın birer ihsanı olarak, lütfü ve ikramı olarak düşünür. Çünkü mal da Allah’ındır, mülk de Allah’ındır, “Mülkü elinde tutan Allah (cc) yüceler yücesidir.” (Mülk, 67/1)

Müslüman bir üretici, bir müteşebbis, kaynakları kullanırken, kişisel olmayan “emanet sorumluluğu” ile hareket eder. Yani onun inancı doğaya, tabiata sahip olmak değil, tabiata emanet gözüyle bakmaktır.

“Yeryüzünü size boyun eğdiren O’dur. Şu halde yerin omuzlarında (üzerinde) dolaşın ve Allah’ın rızkından yiyin. Dönüş ancak O’nadır.” (Mülk, 67/15)

Daha adil bir ekonomi ve daha yaşanabilir toplum düzenini vahyin ışığında inşa etmek istiyor muyuz? O zaman en iyi çözüm; İslam'ın iktisadi kurallarını hayata geçirmektir.

İslam iktisadında (ekonomisinde) Müslüman tacir, Müslüman üretici, Müslüman müteşebbis yed-i emindir. Güvenilir eldir. İslam dışı ekonomilerde ise müteşebbis, ilkesini, çalışmasını kişisel menfaat üzerine kurar. Hayatın bütün evrelerinde olduğu gibi ticarette de gaye Allah’ın rızasını kazanmak olmalıdır.

“Allah’ın sana verdiğinden (O’nun yolunda) harcayarak ahiret yurdunu iste, ama dünyadan da nasibini unutma. Allah sana ihsan ettiği gibi, sen de insanlara iyilik et. Yeryüzünde bozgunculuğu arzulama. Şüphesiz Allah bozguncuları sevmez.” (Kasas, 28/77)

“Ticaretin dini yoktur” diyen zihniyet, malın sahibi olması hususunda Allah’a yetki vermemektedir. Sosyal hayatında “Allah’ın hakkı Allah’a; Sezar’ın hakkı Sezar’a” diyebilen çarpık mantık; mal hususunda, üretim hususunda aynı cömertliği gösterememiştir. “Mal benim” demiştir. “Bende başkalarının malı olamaz” demiştir.

İslâmî sermayenin potansiyel bir güç olmasından tedirginlik duyanlar şu hususu bilmelidirler:

Dünya Müslüman toplumu, her geçen gün hayat tarzlarını İslâmî hukuk ve eğitime döndürme arzu ve çabasını devam ettirmektedir.

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

451. Sayı Temmuz 2020