Sayı : 437   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Başyazı

Abdullah Büyük

İhlaslı Mü'minin Vakit Algısı

  • 05 Ocak 2019
  • 381 Görüntülenme
  • 433. Sayı / 2019 Ocak



Namaz kılmadan evvel bulunduğumuz ortamın şartlarını namaza hazır hale getirmeliyiz. Örneğin; aklımızı meşgul edecek olan telefonumuzu sessize almalı, namaz vakitlerimizi yalnızca Allah’a tahsis etmeliyiz. Şuara suresinde namaz kılan kuluna özel nazar edeceğini beyan eden ve namaza bu denli önem veren yüce Allah’a karşı özensiz, samimiyetsiz namazlar ihlâslı mü’min kula katiyen yakışmaz.

 

“Allah her Peygamberde belli bir şeye karşı şiddetli bir istek yaratmıştır. Benim ise en çok hoşlandığım şey gece ibadetidir.” buyuran bir Peygamber’in ümmeti olarak bizler, Allah adına şiddetle istediğimiz şeyin ne olduğu hususunu düşünmek durumundayız. Pek tabi O’nun ümmeti olarak O’na tabi olmalı, gece ibadetini -hem de normal değil şiddetli bir arzu ile- istemeliyiz. Bu arzu ve istek muhabbetle cem olduğunda ise gece ve gündüz yapılacak kulluğun o müthiş tadı elde edilecek, geceler gündüzlerden, gündüzler de gecelerden beslenecektir.

 

Müslüman cemaati ayakta tutan unsurlardan ilki ihlâs ve samimiyettir. İhlâs hem toplumsal olarak Müslümanların ayakta kalmasını sağlar, hem de namaz gibi ferdi ibadetleri ayakta tutar. İhlâs yalnız Cenab-ı Allah ile kulu arasında geçen değil anne babaya itaat gibi diğer insanları ilgilendiren emir ve ibadetlerde de bulunmalıdır. Yine bir ihtiyaç sahibine sadaka veren ve bu işini ihlâslı yapan bir mü’min ile samimi olmayan bir mü’minin bu ibadetlerini kıyasladığımızda zahiri aynı olan amelin ne kadar değiştiğini fark ederiz. Zira ihlâslı bir şekilde bu ibadeti ifa eden kişinin muhatabına saygılı davranıp ona olan hitabından, kalbinden merhamet edip şefkat duymasına kadar her muamelesi bambaşka olacaktır.

İhlâsı bir sonraki adımda ise ibadet özelliği taşımayan tüm mubah işlerimizde bulunması elzem bir unsur olarak görürüz. Mü’min konuşmasından, okumasına, selam vermesine, araba kullanmasına ve zamanı değerlendirmesine kadar her türlü günlük işlerinde de ihlâslı olmalıdır. Bu sayede o arabasına astığı dualarla yahut dini kullanarak değil onu bizzat yaşayarak Cenab-ı Allah’tan yardım talep etmiştir ve neticesinde de ilahi yardımın muhatabı olacaktır. Çünkü arabaya binerken, kontağı çevirirken dilindeki besmelesi ve duası onun Allah’tan muhafaza istemesi, her anında O’nun izni ile hareket ettiğini itiraf etmesidir. İhlâslı mü’min, binek olarak kullandığı hayvanına özen gösteren Peygamberleri örnek alarak günümüzde bu hayvanların yerini alan araçlara bu gözle bakar ve arabasında geçirdiği vakitleri dahi lehine çevirip ahirette onlardan istifade eder.

Kulluğun zübdesini teşkil eden namaz da Müslüman cemaatin ayakta kalmasını sağlayan temel unsurlar arasındadır. İlk vazifesi ihlâsı hayatına hâkim kılmak olan mü’min, namazlarını bu hasletten mahrum bırakırsa, geriye ahirette yüzüne savrulacak dış görünüşten ibaret hareketlerden öte bir şey kalmayacaktır. Zamanı bereketlendiren, planlayan ve programlayan namaz, ihlâslı olmalıdır. İhlâs’dan yoksun namazın zamanımıza verebileceği hiçbir katkı yoktur. Kur’an-ı Kerim’de her defasında ısrarla “Namaz kılınız!” değil de “Namazı ikame ediniz!” (Nur, 24/56) yani onu ayağa kaldırınız; samimiyetiyle, ihlâsıyla, huşusuyla, rükûuyla, secdesiyle ayağa kaldırınız; layıkıyla yapınız buyuran Rabbimiz, namaz ibadetiyle kullarından ne istediğini anlatmaktadır. Çünkü namazı ikame etme, onu ayağa kaldırma emrini yerine getirdiğimiz an “…Muhakkak ki, namaz, hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar…” (Ankebut, 29/45) ayet-i kerimesinde işaret edilen görevi ve vazifesiyle tüm hayatımızı kuşatıverecektir. Yani namazın bizi kötülük ve günahlardan, hayâsızlıktan alıkoyabilmesi için gerekli olan şart, bizim onu ikame etmemizdir. İkame edilmeyen, ihlâs ve huşudan uzak olan namazlarımızın da pek tabi bizim ile günahlar arasında bir kalkan olmasını bekleyemeyiz. “Namazına kalktığın vakit (dünyaya) veda edenin (namazı gibi) namaz kıl…” buyuran ve bunu cemaatte safları sıklaştırdıkları sırada tekbir almadan evvel sürekli söyleyen Efendimiz (sav) bu çağrısını her namaz kılacak olan mü’min için yenilemektedir. O halde bizler de bu çağrıya kulak vermeli ve namazlarımıza ehemmiyet göstermeliyiz. Namaz kılmadan evvel bulunduğumuz ortamın şartlarını namaza hazır hale getirmeliyiz. Örneğin aklımızı meşgul edecek olan telefonumuzu sessize almalı, namaz vakitlerimizi yalnızca Allah’a tahsis etmeliyiz. Şuara suresinde namaz kılan kuluna özel nazar edeceğini beyan eden ve namaza bu denli önem veren yüce Allah’a karşı özensiz, samimiyetsiz namazlar mü’min kula katiyen yakışmaz.

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

433. Sayı Ocak 2019