Sayı : 420   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

İrfan Mektebi

Osman Nuri Topbaş

Emrolunduğumuz Gibi, İstikamet İlahi Denge

  • 08 Ağustos 2017
  • 242 Görüntülenme
  • 416. Sayı / 2017 Ağustos



Peygamberlerden tutun sıradan fertlere kadar Cenab-ı Hak, insanoğlunu daima ibtilâ ummanlarında dev çalkantılara tâbî tutmuştur. Üstelik en değerli olanları, yani peygamberleri, çalkantıları daha büyük dalgaların, çilelerin ve ıstırapların ortasına atmıştır. Basamak basamak ibtilâları kuvvetli kullardan zayıfa doğru sıralamıştır. Çünkü Olgunluk ve mükemmelliğin, şuur ve iradenin en yerinde tecellisi böyle gerçekleşmektedir.

 

Bir mü’minin yaşayışı, her bakımdan denge ve istikrar içerisinde olmalıdır. Aile hayatı da, eğitim hayatı da, ticarî hayatı da, içtimai hayatı da daima ilâhî bir denge etrafında şekillenmelidir. Asla iki artı kutup da olsa yani günümüzde pek çoklarının yaptığı üzere kendisini ibadete verip evlâdını yetiştirme mesuliyetini ihmal etmemelidir. Yani mesuliyetlerimizde sadece bir yöne aşırı bir şekilde kapılıp da diğer tarafı unutmamalıdır.

 

İbadetlerde bile aşırılığa müsaade edilmediğine göre, artık başka hiçbir meselede itidal ve orta yoldan ayrılmak doğru olmaz. Bu sebeple yeme, içme, giyinme gibi maddî ihtiyaçları karşılarken de itidalden ayrılmamalıdır. Zengin bile olsa denge şarttır. Yani imkânım var diye oburluğa dalmamalı, açık büfelere koşarak mideleri tıka basa doldurmamalıdır. Yoksa bedenin sıhhati de ruhun sıhhati de tehlikeye girer.

 

 

Kur’an-ı Azîmüşşân’ında Cenab-ı Hak, yaratılış gayemizi şöyle beyan buyurur:

“Ben cinleri ve insanları, ancak Bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zâriyat, 51/56)

Bu ilâhî gayenin, yani kulluğun tam olarak gerçekleşmesi, daha açık bir ifadeyle şuurlu bir kıvamda olması için Cenab-ı Hak; insan hayatını belli med-cezirlerle muhatap bir vasıfta düzenlemiştir. Ta ki insanoğlu kuru kuruya değil, kendisine verilmiş olan iradeyi en güzel şekilde kullanarak tercihli ve istekli bir vasıfta kulluk yapsın. Nefsani arzulardan vazgeçmeleri de manevi ve ruhani hasletlere yönelmeleri de şuurla tecelli etsin. Eğer med-cezirler olmasaydı, imtihan olmanın mantığı ortadan kalkar, insan da otomatiğe bağlanmış otomat bir makine gibi olurdu ki, hiçbir manası olmazdı. İşte bu sebeple insan için şuurlu davranışı test edecek en yegâne gerçek, hayattaki;

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

416. Sayı Ağustos 2017