Sayı : 442   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

İslam Aleminden

Ahmet Varol

Sudan'da Geçiş Süreci

  • 10 Ekim 2019
  • 23 Görüntülenme
  • 442. Sayı / 2019 Ekim



Kabul edilen anlaşmada geçiş sürecinin üç yıl üç ay yani toplamda otuz dokuz ay sürmesi kararlaştırılmıştı. Bu süre için 11 kişilik bir Devlet Konseyi oluşturulması, üyelerin beşinin sivil taraftan, beşinin askerlerden oluşması, bir kişinin de iki tarafın üzerinde ittifak edeceği bir sivil olması kararlaştırılmıştı. Devlet Konseyi'nin başkanının 39 aylık geçiş sürecinin ilk 21 ayında askerlerden, kalan 18 ayında da sivillerden olması kararlaştırılmıştı.

Sudan'da Ömer Hasan El-Beşir yönetimine karşı 19 Aralık 2018 tarihinde gösteriler başlatıldı. Bu olayları Ribat'ın Şubat 2019 sayısında yayınlanan "Sudan'daki Gösteriler" başlıklı yazımızda ayrıntılı bir şekilde tahlil etmeye çalışmıştık.

Kitlesel gösteriler karşısında başlangıçta Beşir yönetiminden yana açıklamalar yapan Sudan ordusu Nisan 2019'un başlarından itibaren şartların ve dengelerin değişmesi sebebiyle tavır değiştirdi 11 Nisan 2019 tarihinde de ona karşı askeri darbe gerçekleştirdi. Bu darbe hakkında da Ribat'ın Mayıs 2019 sayısında yayınlanan "Sudan'da Darbe" başlıklı yazımızda ayrıntılı bilgi vermeye çalıştık.

Sudan'da ayaklanmaları yönlendiren sivil kitle örgütleri Beşir yönetimini görevden alması için orduya çağrılar yaptığı ve Genelkurmay Başkanlığı binası önünde gösteriler düzenlediği için ordunun gerçekleştirdiği darbenin kendi adlarına gerçekleştirildiğini düşünüyor ve yönetimi bir an önce kitlesel gösterileri organize eden ve kendini Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri (ÖDGB) olarak isimlendiren ittifaka devretmesini istiyordu. Ancak darbeciler her şeyi onlara devrederek kendileri tamamen devreden çekilmek istemedi ve yönetimde iplerin yine kendi ellerinde olmasını istediler. Bunun üzerine göstericiler darbecilere karşı da gösteriler düzenlemeye devam ettiler. Bu da zaman zaman çatışmalara neden oldu ve bazı olaylarda göstericilerden öldürülenler ve yaralananlar oldu.

Darbeciler kitlesel hareketin ve sivil eylemlerin önüne geçemeyeceklerini anlayınca iktidarı ÖDGB ile paylaşmak üzere pazarlık yapmaya razı olmak zorunda kaldılar. Yapılan uzun pazarlıklar sonunda bir geçiş süreci belirlenmesi ve bu süreç içinde darbecilerin oluşturduğu Askeri Geçiş Konseyi ile kitlesel eylemleri organize etmek amacıyla oluşturulan ÖDGB'nin iktidarı paylaşması üzere 3 Temmuz'da bir anlaşma sağlandı. Anlaşmanın genel ilkelerini belirleyen ilk taslak 17 Temmuz Çarşamba sabahı imzalandı. Bu taslak geçiş sürecinin detayları hakkında bilgiler içermiyor genel anlamda iktidarın paylaşılması konusuyla ilgili bazı ittifak noktaları üzerinde duruyordu. Üzerinde anlaşma sağlanamayan birtakım ayrıntılarla ilgili hususların açıklığa kavuşturulması ise sonraya bırakılmıştı.

Anlaşmada ağırlıklı olarak değişim sürecinde yasama meclisinin yapısı, temsil oranları, daha önce üzerinde ittifak sağlanmış olan geçiş sürecinin süresi, bu süreç için oluşturulacak devlet konseyinin yapısı vesaire gibi konular açıklığa kavuşturuluyordu. Ancak imzalanan anlaşma bir nihai anlaşma niteliğinde değildi ve özellikle, generallerin yasal dokunulmazlığa sahip olması gibi bazı konularda önemli ihtilaflar vardı. Çünkü darbenin gerçekleştirilmesinden sonra devam eden gösterilere müdahale eden ve birçok insanın katledilmesine neden olan generaller işledikleri suçlardan, özellikle de Askeri Geçiş Konseyi'nin başkan yardımcısı General Muhammed Hamdan Daklu'nun komutasındaki Hızlı Destek Güçleri'nin yaptığı katliamlardan hesaba çekilmek istemiyor, bu konularda kendilerine dokunulmazlık güvencesinin sağlanmasını istiyorlardı. ÖDBG ise buna karşı çıkıyordu.

Kabul edilen anlaşmada geçiş sürecinin üç yıl üç ay yani toplamda otuz dokuz ay sürmesi kararlaştırılmıştı. Bu süre için 11 kişilik bir Devlet Konseyi oluşturulması, üyelerin beşinin sivil taraftan, beşinin askerlerden oluşması, bir kişinin de iki tarafın üzerinde ittifak edeceği bir sivil olması kararlaştırılmıştı. Devlet Konseyi'nin başkanının 39 aylık geçiş sürecinin ilk 21 ayında askerlerden, kalan 18 ayında da sivillerden olması kararlaştırılmıştı.

Geçiş sürecinde gerekli yasal düzenlemelerin yapılması ve seçim için şartların oluşturulması amacıyla bir yasama meclisi oluşturulması kararlaştırılmıştı. Yasama meclisinin yapısı hakkında bazı ihtilaflar vardı. İmzalanan anlaşmada bu ihtilaflar kısmen giderilmiş gibi görünüyordu. Ancak askerlerin oranlar konusunda tereddütlü oldukları ve değişiklik isteyebilecekleri anlaşılıyordu.

Görüldüğü kadarıyla bu anlaşmanın imzalanması ile meselelerin tümü çözüme kavuşturulmuş değildi. Bunun yanı sıra sivil kesimin askerleri anlaşmaya ikna edebilmek için onlara önemli tavizler verdiği ve geçiş sürecinde askeri konseyin etki gücünün daha fazla olacağı anlaşmanın mahiyetinden anlaşılıyordu. Cunta liderleri bu kadarını da yeterli görmüyor ve kendilerinin etki güçlerinin daha fazla olması için sivil tarafı zorluyorlardı.

Askerlerin isteklerini kabul ettirmek için dayatma yapmalarında Suudi Arabistan, Mısır ve BAE gibi Arap dünyasındaki zulmün ve diktatörlüğün başını çeken yönetimlerin verdiği desteğin önemli rolü olmuştu.

Bu sadece prensip anlaşması niteliği taşıyordu ve geçiş sürecini başlatmıyordu. Sürecin başlatılması için ihtilafların giderilmesi ve anlaşmaya son şeklinin verilmesi için çalışmaların sürdürüldüğü sırada darbeciler Kuzey Kordofan eyaletinin başkenti El-Ubeyyid şehrinde 29 Temmuz Pazartesi günü yeni bir katliam gerçekleştirdiler. Burada gösterilere yine Daklu'nun komutasındaki Hızlı Destek Güçleri'nin müdahale etmesi sonucu dördü öğrenci beş göstericinin hayatını kaybetmesi 62 göstericinin de yaralanması ülkede yeniden ciddi gerginlikler yaşanmasına neden oldu. ÖDBG göstericilere yönel

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

442. Sayı Ekim 2019