Sayı : 442   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Sana İtikattan Soruyorlar ?

Prof. Dr. Ramazan Altıntaş

Hür İrade ve Cehennem İlişkisi

  • 10 Ekim 2019
  • 42 Görüntülenme
  • 442. Sayı / 2019 Ekim



Ayetlerde de görüldüğü gibi akıl ve hür irade yetisine sahip olan insana sorumluluk yüklenmiştir. Zihinsel yetenekleri yerinde olan (akıl-bilgi), düşünsel yetenekleri sağlam (irade), fiziksel yetenekleri sağlıklı olan bir kimse eylemlerini özgür bir şekilde gerçekleştirebilir. Nasıl ki toprağa atılan bir tohum, oluşum şartlarına (ısı, ışık, hava, hastalıklara karşı tedbir ilaçlama, gübreleme vb.) sahip olduğu zaman filiz verirse, insan da yukarıdaki özelliklere sahip olduğu zaman özgür kararlar verebilir.

 

 

Hevâ, ben’in şehvete ve zevklere düşkünlüğüdür. Böyle bir meyil, sahibini dünya hayatında bütün belâlara, ahirette ise, cehenneme düşürür. Hevâya, yüce mertebeden aşağıya düşme denilir. Demek ki, insan hevâsına yenik düştüğü zaman zekâsını, sapkınlık yolunda da kullanabilmektedir. Heva, her türlü hayra engel olduğu gibi aklın doğru karar vermesine de engel olur.

 

 

“İrade ne demektir? İradenin çeşitleri var mıdır? İnsanın hür irade sahibi olduğu söyleniyor. Din, insanın hür iradesini kısıtlamıyor mu? Eğer hür irademiz varsa neden bazı şeyleri seçtiğimizde cehenneme atılıyoruz?”

Sözlükte irade; aramak, istemek, temayül vb. gibi anlamlara gelir. Terim olarak irade ise, yapılması veya yapılmaması mümkün olan iki şeyden birini tercih etme gücüdür. İrade mümkün olan şeylerle ilgilidir. İrade kevnî ve dini olmak üzere ikiye ayrılır. Kevnî iradeye ilahî irade de denir. Yüce Allah mutlak dileyicidir. Bu O’nun bütün yaratıklarına dönük iradesidir. Yüce Allah’ın iradesini sınırlayacak hiçbir güç yoktur, O, bir şeyin olmasını irade ettiği zaman o şey hemen oluverir. İlahî irade bir ayette şöyle beyan edilir: “Bir şeyin olmasını dilediğimiz zaman ona sözümüz ancak “ol” dememizden ibarettir. O da derhal oluverir.” (Nahl, 16/40) Yine bir başka ayette: “Fakat Allah dilediği şeyi yapar.” (Bakara, 2/253) Bu alanda yaptığı şeylerden hiçbir kimse O’nu sorumlu tutamaz. O, dilediği şeye hükmeder. İlahi ya da küllî irade insanın cüz’i irade ve ihtiyarının dışında kalan hâdiselerde cereyan eder. Bir başka ayette kevnî irade şöyle anlatılır: “Yeryüzünde vuku bulan ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce, bir kitapta yazılmış olmasın. Şüphesiz bu, Allah'a göre kolaydır” (Hadid, 57/22) Tabiat olayları dediğimiz depremler, fırtına, selin yol açtığı afetler, güneş ve ay tutulmaları, mevsimlerin oluşumu, kıyametin kopması, bir insanın anne ve babasını, dilini ve ırkını, cinsiyet ve akrabasını, doğum ve ölümünü, içinde bulunduğu coğrafyasını, akıl ve fiziki yapısını seçememesi gibi durumlar ızdırari irade kapsamına girer. Bütün bunlar külli irade alanında cereyan eder. İnsan bu alanlarda sadece tedbir alır, mutlak takdir yetkisi Allah’a aittir. Kaldı ki, doğadaki yaratıkların davranışları değişebilir, ama doğaya hâkim olan kurallar sistemi değişmez. Görüldüğü gibi kevnî irade, meşîet olup, bütün bir varlığı kuşatıcı irade biçimidir. Bu alanda Yüce Allah’ın dilediği şey olur, dilemediği şey ise olmaz.

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

442. Sayı Ekim 2019