Sayı : 436   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Başyazı

Abdullah Büyük

"Fidan İnsanlar" dan Biriydi

  • 06 Şubat 2019
  • 212 Görüntülenme
  • 434. Sayı / 2019 Şubat
Yazıyı Dinle
0:00
0:00
Yazarın Diğer Yazıları
Abdullah Büyük
Tüm Yazı Arşivi



Merhum Veyis Ersöz hocamızın bir başka yönüne şahit olmuştuk. O da, namazı huşu ve tadili-i erkân üzerinde kılıyor, etrafındakileri uyarıyordu. Şimdi de buradan hareket ederek, kıldığımız namazları bir örnekle takdim ediyorum: Sizleri Buhari'de geçen bir hadis-i şerifle baş başa bırakıyoruz: Zühri isimli Salih bir zat anlatıyor:“Enes bin Malik'in yanına girdim, ağlıyordu. Kendisine dedim ki: Sizi ağlatan şey nedir?

Dedi ki: Rasulullah zamanında ulaştığım şeylerden hiç birinin olduğu gibi kaldığını bilmiyorum. Yalnız şu namaz kalmıştı. O da tehir edilmekle, tadili'nin terkiyle, adap ve erkânına riayet edilmemekle, ziyana uğramıştır.” (Buhari, Tar. Muhammediye. Sh.35)

 

 

Sevapları alıp götüren günahların başında gıybet gelmektedir. Klasik bir günah gibi algılanıyor ve sevapları yok ediyor. Yarım asırlık dava arkadaşımız ve dostumuz merhum Veyis hocamızdan bir defa gıybet duymamışımdır. Ev halkının tamamı buna şahittir. İsrail, ABD ve diğer düşman ülkelere kızgınlığımızın üstünde olan şey, gıybettir. Hem de bizi yaratan Rabbimiz, özellikle gıybetin ne mal olduğu konusunda bizleri uyarıyor. Bağışıklık haline gelmiş, farkında değiliz.

 

 

" Allah (cc), ara vermeden bu din konusunda fidan insanlar yetiştirir ve fidan insanları taati doğrultusunda kendi dinine hizmet için kullanır." (Ahmet.4/200.H.No: 17.272)

Hüsnü zannımız odur ki, fidan insanlardan biri de Veyis Ersöz hocamızdı. Asırlık bir fidan olarak rahmet-i rahmana kavuşmuştur (inşallah).

Milli Şef döneminde Köy Enstitüsünde okumuş ama çöplükte biten bir fidan gibi yaşamış ve dava adamı olduğunu ispatlamıştır.

İskilipli Atıf Efendi, Mahmut Sami Ramazanoğlu Efendi, Necip Fazıl Kısakürek gibi sayılarını sayamayacağım güzel insanlar geldi geçti ancak eser bırakarak gittiler.

Sizlere, yüreklerinize su serpecek bir hadis-i şerif sunmak istiyorum:

" Öyle günler gelecek ki, o günlerde dinin emirlerine uyma hususunda gösterilecek sabır, ateş parçasını elde tutmak gibi zor olacaktır. O günlerde Müslüman olarak yaşamaya çalışanlara, bugünkü sizin 50 kişinin sevabı kadar sevap yazılacaktır. Ey Allah'ın Resulü! Bizden 50 kişi mi? Yoksa onlardan 50 kişinin sevabı mı? Hayır! Bilakis, sizden 50 kişinin sevabı." (Ebu Davud.K.Melahim 17.Bab)

Şimdi de, zor dönemlerde kaytaranlar, “bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın”, diyenler,
15 Temmuzu bahane ederek kenarda bekleyenler için bir hadis-i şerifi hatırlatmak istiyorum:

İlgili hadis, Taberani, Beyhaki'nin Şuabül imanında zikrediliyor: “Bir köyde her türlü haksızlık, kavga, çalma, çırpma son noktaya geldiği halde, köyde takva sahibi bir zat yaşanan olaylara karşı duyarsız kalıyor. Rabbimiz meleklerine, o köy ve köy halkının cezalandırılma görevini veriyor. Melekler, vazifelerini yerine getirmeden önce, takva ehlinden olan o zatı ne yapacaklarını Rabbimizden sorunca, Allah(cc) meleklerine şöyle buyuruyor: Onu da, onları da alt üst edin. Zira onun yüzü bir defa olsun, benim rızam uğrunda onlara ekşimemiştir." (Taberani, Beyhaki, Şuabül İman)

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

434. Sayı Şubat 2019