Sayı : 436   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Sana İtikattan Soruyorlar ?

Prof. Dr. Ramazan Altıntaş

Haberi Sıfatlar ve Bu Sıfatları Anlamada Yöntem

  • 06 Şubat 2019
  • 134 Görüntülenme
  • 434. Sayı / 2019 Şubat



İnsan, ne aklı ve ne de sınırlı ilmiyle O'nun ilâhi zatını ve künhününü kavrayabilecek bir düzeydedir. İnsan ancak O'nu, vahyin olgular âlemine atıfta bulunarak verdiği misallerden yola çıkarak kavrayabilir. Nasıl ki, herhangi bir yazara ait kitabı ya da makaleyi okuyan bir kimse bu kitap ve makale sayesinde yazarın kayda değer sıfatlarını tanırsa, aynı şekilde, topyekûn varlığı müşahede eden kimse de onu yaratan Allah'ın yüce sıfatlarını ve bu sıfatların ahlaki değer bakımından ne anlama geldiğini kavrar.

 

Yüce Allah’ın; selbî, sübuti ve fiili sıfatlarından başka bir de haberi sıfatları vardır. Haberi sıfatlar; Kur’an-ı Kerim ve hadislerde yer alan ve Allah’ın yaratılmış varlıklara benzerliğini çağrıştıran sıfatlardır. Kaynağı nakil ve haber olmasından ötürü bunlara haberi sıfatlar denilmiştir. Bunlara teşbih ifade eden lafızlar da denir.

 

Sıfatlar bize İlâhi Zat’ı tanıtırlar. Bunlardan tenzihi sıfatlar Allah'ın ne olmadığını; sübûti sıfatlar, O’nun ne olduğunu, fiilî sıfatlar ise Allah-âlem ilişkilerini bütün veçheleriyle tanıtan sıfatlardır. Sıfatları tanımadan Allah'ın gücünü, azametini, rahmetini, adaletini, cömertliğini, sevgisini, tanıyamayız. Dolayısıyla Allah'ın sıfatlarını tanımak insanı O’nun ilâhi ahlakıyla ahlaklanmaya götürür.

 

 

Allah’ın sıfatları nelerdir, özellikle haberi sıfat deyince ne anlaşılır, haberi sıfatları anlamada yöntemimiz nasıl olmalıdır?

 

Allah’a iman etmek, O’nun zatı hakkında vacip olan yetkin sıfatlarını bilip öylece inanmak ve O’nun yüce zatını noksan sıfatlardan tenzih etmektir. Yüce Allah’ı tanımanın yollarından birisi O’nun sıfatlarını bilmekten ve anlamaktan geçer. İslam’da dini sorumluluk çağına gelen kadın-erkek her Müslüman’a ilk gerekli olan şey, Allah’ın zatını ve sıfatlarını bilmektir. En yüce sıfatlar, Allah'a mahsustur. (Bkz. Nahl, 16/60) Dolayısıyla biz, Allah'ın zatının mahiyetini bilemeyiz. Bize düşen, sıfatların varlık dünyasındaki karşılığından yola çıkarak O'nu tanımaktır. Asr-ı saadette bazı kimseler, Kur'an'ın teşbih ifade eden dilinden hareketle Allah'ın zatını ve mahiyetini düşünmeye başlamışlardır. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav): "Siz, Allah'ın nimetlerini ve kudretinin eserlerini düşününüz, Zat’ını düşünmeyiniz. O'na gücünüz yetmez” (Suyûtî, Câmiu's-Sağîr, I, 112) buyurarak, onları, İlâhi Zat üzerinde düşünmekten men etmiştir. Çünkü O'nun bilgisi, mutlak gayba ait konular arasındadır. İnsan, ne aklı ve ne de sınırlı ilmiyle O'nun ilâhi zatını ve künhününü kavrayabilecek bir düzeydedir. İnsan ancak O'nu, vahyin olgular âlemine atıfta bulunarak verdiği misallerden yola çıkarak kavrayabilir. Nasıl ki, herhangi bir yazara ait kitabı ya da makaleyi okuyan bir kimse bu kitap ve makale sayesinde yazarın kayda değer sıfatlarını tanırsa, aynı şekilde, topyekûn varlığı müşahede eden kimse de onu yaratan Allah'ın yüce sıfatlarını ve bu sıfatların ahlaki değer bakımından ne anlama geldiğini kavrar.

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

434. Sayı Şubat 2019