Sayı : 439   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Hususi Fikirler

Mustafa Çelik

Menfaatçiliğin Savaşçıları Her Dönemin Münafıkları dır

  • 06 Şubat 2019
  • 228 Görüntülenme
  • 434. Sayı / 2019 Şubat



Münafık insan; her kabın şeklini alan, her ortama uyan, hiçbir fikri ve düşüncesi olmayıp, hiçbir kutsalı bulunmayıp, kim muktedirse onun gibi düşünen, hiçbir zaman durakta beklemeyip gelen ilk otobüse binen, ilke, düstur ve dava gibi mefhumları olmayıp ucuz bir çıkarcılığı her şeyin üstünde tutan insandır.

 

Kur’an-ı Kerim’de itikadi nifak ve münafıklar, Peygamber Efendimiz (sav)’in hadislerinde ise daha çok ameli nifak ve münafıklar gündeme gelmiştir. İster itikaden münafık olanlar olsun isterse itikaden değil de amelen münafık olanlar olsun, hepsinin müşterek kıblesi menfaat ve dünyevi çıkardır. Her insanın, her zümrenin bir kıblesi vardır. Münafıkların kıblesi ise tek kelimeyle menfaattir.         

                                                                                             

Yeryüzünün en karanlık, en tehlikeli zümrelerinden birisi de münafıklardır. Münafıklık, imanda mürailiktir. Cimrilik, fırsatçılık ve menfaatçilik, münafığın vazgeçilmezleridir. Münafıkta cüzdan olsa da vicdan olmaz. Münafıklar, cüzdanı vicdanın önüne ve yerine geçirmiş olanlardır. Onlar, kendi çıkarlarının ve kendi menfaatlerinin penceresinden hayata bakarlar. Kendilerinden başka kimseyi görmezler ve düşünmezler.

Kur’an’ı Kerim’de yer alan münafıklarla ilgili teşbih ve temsiller, menfaatçiliğin savaşını veren menfaatçi insanların ahvalinden haberdar eden teşbih ve temsillerdir. Rabbimiz haber veriyor:

“Onların meselesi şunun meselesine benzer ki, bir ateş yakmak istedi. Ateş o kişinin çevresinde olan şeyleri aydınlattığında, Allah onların nurunu giderdi ve onları karanlıklar içinde bıraktı. Artık bunlar görmezler, sağırdılar, dilsizdirler, kördürler. Artık bunlar dönmezler.”  (Bakara, 2/17-18)

“Hz. peygamber (sav), Medine’ye gelince iman edenlerden bir kısmı sonra münafık olmuşlardı. Ayet onların ve emsallerinin hallerini temsil yoluyla anlatmaktadır. Bu münafıklar, zahiri imanlarıyla, canlarını, mallarını, evlatlarını korudular. Keza, ganimetten de yararlandılar. Kendilerine Müslüman muamelesi yapıldı. İşte şu dünya hayatından azıcık faydalanmaları ayette “nur” ile ifade edilmiştir.” (er-RazÎ, Fahruddîn, ebuAbddillah Muhammed b. Ömer b. el-HüseynTefsîru’l Kebîr, Mefatihu’l-Ğayb, Dâru’l-Kutubi’l-İlmiyye, C: 2, Sh: 81, Beyrut, 1981) “Temsilde geçen “zulümat”, zulmetin çoğuludur. Karanlık anlamındaki bu kelime nurun olmayışını ifade eder. Ayette çoğul ve nekra gelişi karanlığın şiddetini bildirir. Peşinden “artık bunlar görmezler” ifadesi, bunu tekid eder.” (Ebu’s-Suûd, Muhammed b.Muhammed el-lmâdîIrşâdu’l- Akli’s-Selîm, Daruİhyai’t-Turasi’l Arabi, Beyrut, 1990, 1/51)

Açık yürekle konuşan kâfir, içten pazarlıklı olan münafıktan daha az zararlıdır. Münafığın hastalığının tedavisi, kâfirlerinkinden daha zordur. Çünkü münafık, hasta olduğu halde doktorun önünde hastalığını gizleyen kimseye benzer. Kâfirin hastalığı meydanda olduğu için, birtakım yollarla kendisine yaklaşılıp tedavisi mümkün olabilir. Münafık ise kapısı, penceresi belli olmayan marazlı, değişken ve sinsi olduğundan kendisine nüfuz etme yolu bulunamaz. Vücudun zayıf anını kollayan virüs ve mikroplar gibi, İslam toplumu içinde daima onların kritik anlarını fırsat bilip her türlü fitne ve fesadı çıkaran münafıklar Müslümanlar için çok büyük bir tehlike oluşturmaktadırlar.

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

434. Sayı Şubat 2019