Sayı : 420   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Yaşama(ya) Dair

Kadir Demirlenk

Akıl ve Ruh Sağlığı Üzerine

  • 09 Ekim 2017
  • 195 Görüntülenme
  • 418. Sayı / 2017 Ekim



Mümin kendisine verilen nimetleri, imkân ve fırsatları heba edemez böyle bir lüksüde yoktur. Hayatını yaşarken de durum böyledir. Mümin için kendisini Allah’a kulluktan alıkoyan, amel defterine günah yazdıran her şey boştur. Kendine dünyada doğru bir şekilde fayda sağlamayan, cennet kazandırmayan her şey boştur.

 

Akıl, ruh ve irade Allah’ın doğru bir şekilde kullanması için insana verdiği emanetlerdendir ve insanı bunlarla sorumlu tutulmuştur. Kişinin bunları Allah ve Resulü dışında başka varlıklara, kişilere, düşüncelere vb. kiraya vermesi, onların emrine amade kılması hem sorumluluğu yerine getirmemek hem de nimete nankörlük etmektir.

 

Çağın vebası, hastalığı diye de tabir edebileceğimiz teknolojik imkânların(bilgisayar, internet, tablet, cep telefonu, televizyon, sinema vb) sorumsuzca ve sınırsız kullanımı beraberinde birçok olumsuzluğu da getirmektedir. Geçmiş dönemlerde şairlerin, ediplerin, topluma yön veren diğer insanların yapmış olduğu akıl, ruh ve ahlak tahribatını bu gün sorumsuz medya ve sorumsuz ve sınırsız kullanımlar yapmaktadır.

 

AKLI VE RUHU İYİ BİR ORTAMDA-ÇEVREDE TUTMAK:

İyi bir ortam ve arkadaş çevresi insanın yaşantısını etkileyen hususlardandır. Kişinin yaşadığı ortamın ve şartların, arkadaş çevresinin kişi üzerinde olumlu ve olumsuz etkilerinin ne denli öneme haiz olduğu açıktır.

“Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve doğrularla beraber olun.” (Tevbe, 9/119)

Kur’an bu anlamda müminleri sürekli uyarmaktadır. İzzet ve şeref, güzellik ve mutluluk, huzur ve sükûnet, kurtuluş bu özelliklere sahip arkadaşlar edinmekle ve böyle ortamlarda bulunmakla mümkündür. Bunlarda müminlerdir, müslimlerdir, muttekılerdir, muslıhlerdir ve bunların egemen olduğu toplumlardır. Müslümanların kendileri ve toplumlar için böyle fertler olma ve toplumlar oluşturma sorumlulukları vardır. İtikadi, ibadi ve ahlaki anlamda sağlıklı bir ruh hali böyle bir ortamla korunaklı hale getirilebilir.

“Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinenler, onların yanında izzet (güç ve şeref) mi arıyorlar? Bilsinler ki bütün izzet yalnızca Allah'a aittir. O (Allah), Kitap'ta size şöyle indirmiştir ki: Allah'ın ayetlerinin inkâr edildiğini yahut onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, onlar bundan başka bir söze dalıncaya (konuya geçinceye) kadar kâfirlerle beraber oturmayın; yoksa siz de onlar gibi olursunuz. Elbette Allah, münafıkları ve kâfirleri cehennemde bir araya getirecektir.” (Nisa,4/139-140)

“Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Zira onlar birbirinin dostudurlar (birbirinin tarafını tutarlar)… Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine Kitap verilenlerden dininizi alay ve oyun konusu edinenleri ve kâfirleri dost edinmeyin. Allah'tan korkun; eğer müminler iseniz.” (Maide,5/51-57)

“Allah'ı unutan ve bu yüzden Allah'ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. Onlar yoldan çıkan kimselerdir.” (Haşr,59/19)

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

418. Sayı Ekim 2017