Parayı biz güçle satın alırız. Burada güç kavramı çok önemlidir. İktidarla satın alırız. Peki iktidarı, gücü nasıl elde ederiz? Fikirleri satın alarak, fikirleri elde ederek, fikirlere nüfuz ederek, fikirleri kendimize bağlayarak. Peki fikirleri neyle satın alırız? Fikirlere nasıl sahip oluruz? Kalplere giden yolları keşfederek, gönülleri ve kalpleri fethederek, kazanarak. Peki kalpleri neyle satın alırız? Kalpleri satın alan şey de aslında, az önce söylediğimiz gibi, iletişimdir. İletişimle gönülleri, kalpleri bağlarız.
İnsanların huzur içinde yaşadığı, savaşlardan, kavgalardan, çatışmalardan uzak durduğu bir dünya tasavvuru için dikkat etmemiz gereken en önemli husus, iletişimi etkili bir şekilde kullanabilmektir. Bu da iletişimi ahlaklı ve erdemli biçimde kullanabilmekten geçer. İletişim araçları ya da yüz yüze ilişkilerimiz, konuşmalarımız, çektiğimiz videolar, ürettiğimiz filmler, yazdığımız senaryolar, üretilen reklamlar vicdanlı bir şekilde yaşayan insanların elindeyse, insanlar olumlu anlamda güzelliğe ve iyiliğe yönlendirilecektir.
İletişimin insan, insanın da iletişim demek olduğunu düşünüyorum.
Vücudumuzun hayati bileşenlerinin en önemlisi su ise, susuz üç dört günden fazla yaşayamayız; uykusuz da bir haftadan fazla duramayız. Birkaç gün boyunca 24 saat aralıksız uyumadığımızda ise çeşitli zihinsel hastalıklarla, halüsinasyonlarla, delirmeye varan problemlerle karşılaşabiliriz; bedenimizde bu türden fiziksel tahribatlar meydana gelir. Tıpkı bunlar gibi, iletişim kurmadan da aslında bir saniye bile yaşayamayız.
Bu nedenle iletişim, yalnızca konuşmaktan ibaret değildir. Susarak, bakarak, tebessüm ederek, mahcup olduğumuzu hissettirerek, elimizi ayağımızı çeşitli hareketlerle ve bunların kombinasyonlarıyla karşı tarafa ifade ederek; bilerek ya da bilmeyerek ortaya koyduğumuz bütün tavır ve davranışlarla, beden dilimizi kullanarak ya da bedenimizin bizden habersiz, bizden izinsiz ortaya koyduğu tepkilerle hep bir konuşma, sürekli bir iletişim halindeyiz.
Öyleyse insan iletişimdir, rahatlıkla diyebiliriz. İletişimle yaratıldık; ilk imtihana iletişimle çekildik, o ilk imtihandan kalışımız da iletişimle oldu, sözümüzü tutamadık. Sonrasında iletişim hep hayatımızda var oldu. Dolayısıyla iletişim, insanın ontolojik doğası sorgulanırken en önemli merkezî konumda yer alan bir kavram olarak karşımıza çıkıyor. Çünkü iletişim, gerçek anlamda bütün güçlerin temelinde yer alan en önemli unsurdur. Neden?
Bir Soru: Parayı Ne Satın Alır?
Şimdi bir soruyla devam edelim; kanaatimce çok kıymetli bir soru bu. Bu sorunun sizleri bu yazı boyunca düşünmeye teşvik edeceğine, belki de ruhsal olarak etkileşimimize katkı sağlayacağına inanarak soruyorum: Parayı ne satın alır?
Parayla birçok şeyi alabiliyoruz. Alamadığımız şeyler de var; ama parayla alabildiğimiz çok şey var. Peki parayı ne satın alır? İnternetteki çeşitli pazarlama sitelerinde, kullandığımız sitelerde çeşitli madeni paralar ya da tarihi geçmiş eski paralar hiçbir değeri olmamasına rağmen bin lira, on bin lira, yüz bin lira gibi rakamlarla çeşitli platformlarda satılıyor. Parayla parayı alabiliyoruz; ama mesele bu değil.
Parayı neyle satın alıyoruz? Şu anda baktığımızda parayı alabilecek bir şey var mı? Şüphesiz aklınıza gelen bazı kavramlar vardır, eminim. Nitekim bu soruya genellikle emek, çaba, gayret, çalışmak gibi cevaplar verilebiliyor. En temelde ise parayı biz iletişimle satın alırız.
Kalplerden İktidara
Şimdi iletişime giden, genelden özele bir yolculuk yapalım. Parayı biz güçle satın alırız. Burada güç kavramı çok önemlidir. İktidarla satın alırız. Peki iktidarı, gücü nasıl elde ederiz? Fikirleri satın alarak, fikirleri elde ederek, fikirlere nüfuz ederek, fikirleri kendimize bağlayarak. Peki fikirleri neyle satın alırız? Fikirlere nasıl sahip oluruz? Kalplere giden yolları keşfederek, gönülleri ve kalpleri fethederek, kazanarak. Peki kalpleri neyle satın alırız? Kalpleri satın alan şey de aslında, az önce söylediğimiz gibi, iletişimdir. İletişimle gönülleri, kalpleri bağlarız.
Son yüz yıllık dünya tarihine baktığımızda, başlangıcından itibaren gazetelerin oldukça yaygınlaştığını, ardından radyo, televizyon ve sinemanın geldiğini görürüz. İnternet çağı ise son 20 yıldır hayatımızda
Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız


















