Dijital çağ, insanların alışkanlıklarını, hayat algılarını, düşünme biçimlerini, bireysel ve sosyal davranışlarını dönüştürürken, bağımlılık biçimlerini de çok hızlı ve kontrolsüz bir biçimde etkilemiş ve dönüştürmüştür. Bu dönüşümün en tehlikelilerinden biri, hızla yaygınlaşan dijital/sanal kumar bağımlılığıdır.
Ülkemizde yasal olan piyango, loto, at yarışı, bayiden spor bahisleri sanal kumar bağımlılığının en temel sebeplerinden birisidir. Kumarhanelerin ve kumarhanelerdeki birtakım tertibatlarla oynanan kumar türlerinin yasaklanmış olması bağımlılıkla mücadele için yeterli değildir. Bahis, piyango, at yarışı ve türevleri de yasaklanmalıdır.
Küresel kapitalizmin yeni cepheler açtığı, kültürel emperyalizm ve dijital kuşatmanın dünya genelinde şiddetini artırdığı bir dönem de bağımlılığın farklı ve tehlikeli bir boyutuyla daha karşı karşıyayız. Sanal kumar bağımlılığı. 2026 yılının "Bağımsız Yaşam Yılı" ilan edilmesinden sonra medyaya yansıyan sanal kumar bağımlılığı kaynaklı intihar videoları bir anlamda bu isimlendirmenin ne kadar isabetli olduğunu tasdik etti. Cinsiyetsiz, ailesiz, kimliksiz, kültürsüz toplum dayatmaları gibi asimetrik Siyonist projenin ürünü olan sapkın akımlar gerek TV dizileri ve filmleri yoluyla toplumun bilinçaltına zerk edilirken diğer tarafta sanal alemde çok büyük bir tuzak olan sanal kumar bağımlılığı gençliğimizi içine çeken bir girdaba dönüşmektedir.
Dijital çağ, insanların alışkanlıklarını, hayat algılarını, düşünme biçimlerini, bireysel ve sosyal davranışlarını dönüştürürken, bağımlılık biçimlerini de çok hızlı ve kontrolsüz bir biçimde etkilemiş ve dönüştürmüştür. Bu dönüşümün en tehlikelilerinden biri, hızla yaygınlaşan dijital/sanal kumar bağımlılığıdır. Kişilerin dijital platformlar üzerinden oynanan kumar oyunlarına kontrolsüz biçimde katılması, bu davranışın ferdi ve içtimaî hayatın diğer alanlarını olumsuz etkilemesi ve giderek kronikleşmesi, günümüz toplumların karşı karşıya olduğu yeni bir toplumsal pandemidir.
Sosyal medya ve dijital mecralarda aileyi, toplum yapısını ve mukaddes değerleri hedef alan içerikler büyük bir hızla yaygınlaştırılmaktadır. Dijital dönüşüm, günlük yaşam pratiklerimizi kökten değiştirirken, dijital/sanal kumar gibi hızla büyüyen yeni risk alanlarını da beraberinde getirmektedir. Toplumsal etkisi yüksek olan bu problem, kişisel eğilimleri aşarak aile ilişkileri, toplumsal refah, aile bütçeleri, ülke ekonomisi ve kurumsal yönetim açısından çok boyutlu bir politika, milli güvenlik meselesine dönüşmüştür.
Çocuklar artık yalnızca sokakta, mahallede, okulda değil; dijital dünyada da büyüyor, öğreniyor, vakit geçiriyor, oyun oynuyor, yeni arkadaşlıklar! kuruyor. Dijital alemdeki bu dönüşüm bilgiye erişim, üretkenlik ve iletişim gibi alanlarda önemli kolaylıklar sunarken, aynı zamanda toplumu yeni tehlikelerle de yüz yüze getiriyor. Siber zorbalık, dijital bağımlılık, mahremiyet ihlali, teşhircilik, cinsiyetsizlik özentileri, sınırsız cinsel haz tatminleri, şiddet içerikli oyunlar gibi pek çok risk barındırıyor. Bu tehlikeye karşı yeni tedbirler alınması en azından çocukların bu risklere karşı eğitilmesi bir zorunluluk halini almaktadır. Dünya genelinde bazı ülkeler dijital erişimleri yasaklama seviyesinde sınırlandırırken bazı ülkeler ise kendi kontrolünde yönetilebilir bir sanal platform ve dijital alan sağlamaya çalışmaktadır. Ancak yasadışı diye tanımlanan ve siteler ve dijital alanlar bir şekilde ihlale devam etmektedir. Dolayısıyla mesele sadece devletlerin aldığı tedbirlerle aşılacak veya çözülecek bir mesele olmaktan çıkmıştır
Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız


















