Bizler de bugünün gençlerine, evvelâ kazançlarının ve gıdalarının helâl olmasına çok ehemmiyet göstermelerini, salihlerin sohbetlerine devam etmelerini, tecrübeli ve güngörmüş kişilerle istişareye ehemmiyet vermelerini tavsiye ederiz. Zira Hazret-i Mevlânâ'nın ifadesiyle; "Gençlerin aynada gördüklerinin daha fazlasını, ihtiyarlar bir tuğla parçasında görürler." Nitekim büyüklerin tecrübesi, gençlerin enerjisi ile birleştiğinde tarihte çok müstesna neticelerin alındığı bir hakikattir.
Güç, kuvvet, sıhhat ve zindeliğin zirvede olduğu gençlik devri, âdeta ömrün baharıdır. Tekrarı bir daha asla gelmeyecek olan bu mevsimi, "Henüz hazır değilim!" düşüncesiyle hayatın temel mesuliyetlerinden kaçarak heba etmek yerine, bu enerjiyi hayırlı işlerde kullanarak olgun bir şahsiyet kazanmak, mümin bir gencin hedefi olmalıdır.
Zira erken yaşlarda mesuliyet yüklenen bir insan, daha çabuk olgunlaşır. Nitekim insanlığa "üsve-i hasene / emsalsiz bir örnek şahsiyet" olarak gönderilen Rasûlullah (sav) Efendimiz, gençliğinde amcası Ebû Tâlib'in sürülerine çobanlık yaparak mesuliyet yüklenmiş, 25 yaşında evlenerek aile hayatının sorumluluğunu üstlenmiştir.
Ecdâdımız Osmanlı'da da şehzâdelerin, çok genç yaşlarda dinî, siyasî ve idarî eğitimlerden geçirilmesi; Manisa, Amasya, Kütahya, Trabzon gibi sancaklarda, bugünün valilik makamını temsil eden sancak beyliği yapmaları, hem erken yaşta devlet idaresi tecrübesi kazanmaları hem de mesuliyetlerinin idraki içinde yetişmeleri gayesiyledir.
Nitekim Fatih Sultan Mehmed Hân'ın henüz küçük yaşlarda İstanbul'un fethi hayaliyle planlar yapması, genç yaşta büyük mesuliyetlere talip olmanın en müstesna misallerinden biridir.
Yine Şeyh Edebali Hazretleri'nin Osman Gazi'ye; "Yükün ağır, işin çetin..." diyerek verdiği nasihatler de 620 sene devam edecek bir cihan devletini kuran bir Sultan'ın, genç yaşta ağır yükler altına girdiğini göstermektedir.
Hâsılı insan, sorumluluktan kaçarak değil, bilâkis yüksek bir mesuliyet şuuru kazanarak, hizmet ve gayretler içinde pişerek olgunlaşır, seviye kazanır.
Çünkü bir kimse;
-Hizmet ettikçe bencillikten sıyrılır; gönlü tevazu, diğerkâmlık ve fedakârlık gibi faziletlerle tezyin olmaya başlar.
-Sözünün ve yaptığı işin arkasında durmayı öğrendikçe, çevresinde itimat edilen / güven duyulan bir şahsiyet hâline gelir.
-Karşılaştığı sıkıntılarda kendi zayıf ve güçlü yönlerini bizzat müşahede ederek kendini daha yakından ve doğru bir şekilde tanıma imkânı bulur
Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız


















