Sayı : 432   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

İslam Aleminden

Ahmet Varol

İhanetçilerin Örsüyle İşgalcinin Çekici Arasında Gazze

  • 06 Aralık 2018
  • 26 Görüntülenme
  • 432. Sayı / 2018 Aralık
Yazıyı Dinle
0:00
0:00
Yazarın Diğer Yazıları
Ahmet Varol
Tüm Yazı Arşivi



İşgal rejimiyle ilişkilerin normalleştirilmesi konusunda Körfez ülkelerinin attığı bu adımlar tabii ki Filistin'de ve genel olarak siyonist işgal rejimine karşı tavır alan tüm çevrelerde eleştirilere neden oldu. Çünkü ilişkilerin normalleştirilmesi işgal rejiminin özellikle Yüzyılın Anlaşması planını uygulamaya geçirmek amacıyla yeni adımlar atmasına fırsat verecekti.

 

 

 

İşgal güçlerinin 11 Kasım Pazar gecesi Gazze'ye sızma girişimiyle başlayan olayların ardından Middle East Eye isimli haber sitesi, Suudi Arabistan veliaht prensi Muhammed bin Selman'ın Kaşıkçı cinayetiyle ilgili gündemin değişmesi için siyonist işgal rejiminin başbakanı Netanyahu'yu Gazze'ye yönelik bir operasyon düzenlemeye ikna etmeye çalıştığına dair haber yayınladı. Adı geçen haber sitesi bu haberi Suudi Arabistan içindeki bazı kaynaklara dayandırdığını açıkladı.

 

 

Filistin direnişi işgal rejimine teslim olmanın kendisini rahatlatmayacağını, işgalcileri daha da cesaretlendireceğini bildiği için savunma mücadelesine devam etti ve bizzat siyonistlere ait medya kaynaklarının verdiği bilgilere göre iki gün içinde Gazze çevresindeki hedeflere en az 370 füze atıldı. İşgalci askerlerden ve yahudi yerleşimcilerden en az 100 kişi yaralandı. Çevredeki yerleşim merkezlerinde ikamet eden yerleşimciler buraları terk ederek iç kısımlara doğru göç etmeye başladı.

 

 

ABD ve İsrail, Filistin davasını tarihe gömmek için Suudi Arabistan'la perde arkasında işbirliği yaparak "Yüzyılın Anlaşması" adını verdiği bir plan ortaya çıkardı. Biz Ribat Dergisi’nin Ağustos 2018 sayısında yayınlanan "Yüzyılın Komplosu" başlıklı yazımızda bu plan hakkında ayrıntılı bilgi vermiştik. O yüzden burada yeniden o anlaşmanın ayrıntılarına girmeye gerek görmüyoruz. Burada özellikle, Suudi Arabistan veliaht prensi Muhammed bin Selman'ın adamlarının İstanbul Başkonsolosluğu binasında Washington Post yazarı Cemal Kaşıkçı'yı korkunç bir şekilde öldürmeleri ve cesedini de yok etmeleri sebebiyle oluşan gündemin bu anlaşma planı açısından da önemli bir darbe olduğuna dikkat çekmek istiyoruz. Bu yüzden İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Kaşıkçı cinayetiyle ilgili ilk resmi açıklamasında İstanbul'daki olayın son derece korkunç olduğunu ancak Suudi Arabistan'ın istikrarının korunmasının da önemli olduğunu dile getirdi. İlk kez bir siyonist başbakan Suudi Arabistan'ın istikrarının öneminden söz ediyordu. Ama burada istikrar ile kastettiği, siyonist işgal rejiminin ve ABD'nin geliştirdiği politikalara -özellikle de Yüzyılın Anlaşması planına- tam destek vereceğinden emin oldukları Muhammed bin Selman'ın konumunun korunmasıydı.

Aşırı siyonist çizgisiyle öne çıkan Haaretz gazetesinin yazarlarından Tsvaya Greenfield'in Muhammed bin Selman'ın elli yıldır bekledikleri lider olduğunu vurgulaması bu açıdan anlamlıydı.

İlginç bir gelişme ise Suudi Arabistan yönetiminin, Cemal Kaşıkçı cinayetinin açığa çıkmasından dolayı tüm dünyada köşeye sıkıştığı, imajının zedelendiği bir dönemde siyonist işgal rejimiyle köprüler inşa edilmesi faaliyetinin aksamaması için Körfez ülkeleri olarak nitelendirilen Arap ülkelerinin hızla devreye girmeleri oldu. Siyonist işgal rejimiyle ilişkileri normalleştirme faaliyetlerinin bu sürecinde ilk öne çıkan da işgal rejimiyle hiçbir diplomatik bağlantısı olmayan Umman Sultanlığı oldu. İşgal devletinin başbakanı Netanyahu bir ekiple birlikte Umman'ı ziyaret etti ve orada Umman Sultanı Kabus tarafından büyük bir ilgiyle karşılandı. Bu ziyaretin üzerinden fazla zaman geçmeden İsrail Kültür ve Spor Bakanı Miri Regev, ardından da Dürzi asıllı İletişim Bakanı Eyüp Kara Birleşik Arap Emirlikleri'ni ziyaret etti. Bütün bu ziyaretlerin gölgesinde Katar'daki Dünya Artistik Cimnastik Şampiyonası'na İsrail Milli Takımı'nın katılmasına ve İsrail Milli Marşı’nın çalınmasına imkân verildi.

İşgal rejimiyle ilişkilerin normalleştirilmesi konusunda Körfez ülkelerinin attığı bu adımlar tabii ki Filistin'de ve genel olarak siyonist işgal rejimine karşı tavır alan tüm çevrelerde eleştirilere neden oldu.

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

432. Sayı Aralık 2018