Sayı : 432   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

İktibas

Yusuf Kaplan

Dikkat ! Terör Süreci'nden Sonra Fitne Süreci Geliyor

  • 06 Aralık 2018
  • 56 Görüntülenme
  • 432. Sayı / 2018 Aralık



Yaşadığımız medeniyet krizi, Müslüman zihninin çökmesiyle ve Müslümanca yaşama Zemin'inin yerle bir olmasıyla sonuçlandı. Müslümanlar, Müslüman zihnine, Müslümanca duyma ve düşünme biçimlerine ve Müslümanca yaşama zeminine kavuşamadıkları sürece İslâm'a da, başka dünyalara da hakkıyla nüfuz edemez, sorunlarını kavrayamaz ve çözemezler.

 

Batı uygarlığı, umutlar üzerine değil korkular üzerine kuruldu. O yüzden icat ettiği hayalî korkular üzerinden kendini yeniden kuruyor, koruyor, varlığını ve dünya üzerindeki hegemonyasını sürdürmeye çalışıyor. Ama şu kadîm ilkeyi unutuyor: Korkunun ecele faydası yok. Korkular üzerinden üretilen hayallerin zamanla hayalete dönüşmesi kaçınılmazdır. Batı uygarlığının en temel korkusu, korkularının açığa çıkması ve kaçınılmaz sonunu hazırlaması.

 

 

Müslüman zihninin ve Müslümanca yaşama zemininin yok olduğu bir süreçte, zihinleri çağdaş hurafeler çöplüğüne dönüşen bazı zavallı insanlar, şimdi “Kur'an İslâmı" denen oryantalist bir projeyle Müslümanların akidelerini sarsacak ve Müslüman toplum omurgasını çökertecek fitne-fesat tohumları ekmeye başladılar.

 

 

Hadislere, mezheplere, Hz. Peygamber'in (sav) konumuna, dolayısıyla cemaatlere ve tasavvufa saldırılıyor...

15 Temmuz sürecinin bir uzantısı olarak başlatılan cemaatlere yönelik saldırılar önümüzdeki süreçte katlanarak artacak, ne yazık ki!

TERÖR SÜRECİ'NDEN SONRA FİTNE SÜRECİ...

Neden peki?

Bunun iki temel hedefi var: Önce, Müslümanların akidelerini sarsmak, sonra da Müslüman cemaatleri birbirine düşürmek.

Yani, önce İslâmî akîdevî omurgayı, sonra da Müslüman toplum omurgasını çökertmek!

Terör süreci'nden sonra Fitne Süreci devreye girdirilecek...

Müslüman toplumun akidesini sarsıp, genelde toplumun İslâm'dan soğumasını sağlayacak, özelde ise cemaatleri birbirine düşürecek tehlikeli bir süreç bu!

Diyanet, bu tehlikeli sürece kayıtsız kalamaz.

MEDENİYET KRİZİ: MÜSLÜMAN ZİHNİ'NİN VE MÜSLÜMANCA YAŞAMA ZEMİNİ'NİN ÇÖKMESİ

Sorun, öncelikle, bizimle ilgili elbette: İslâm dünyası iki asırdır ikinci büyük medeniyet krizini yaşıyor.

Bu kriz, Müslümanların, tarihlerinde, daha önce yaşamadıkları bir fetret dönemidir: Müslümanların hem İslâm'la hem de dünyayla, dolayısıyla Batı'yla simülatif yani sığ, sahte ve yüzeysel ilişki kurmalarıdır.

Yaşadığımız medeniyet krizi, Müslüman zihninin çökmesiyle ve Müslümanca yaşama Zemin'inin yerle bir olmasıyla sonuçlandı.

Müslümanlar, Müslüman zihnine, Müslümanca duyma ve düşünme biçimlerine ve Müslümanca yaşama zeminine kavuşamadıkları sürece İslâm'a da, başka dünyalara da hakkıyla nüfuz edemez, sorunlarını kavrayamaz ve çözemezler.

DÜNYA, BATI'NIN ESERİ, İNSANLIK BATI'NIN ESİRİ

İşte tam bu noktada devreye Batı uygarlığı giriyor...

Yaklaşık üç asırdır, dünyayı yalnızca Batılılar şekillendiriyor: Dünyanın kullandığı bütün kavramlar ve kurumlar Batılıların eseri; dünya da Batılıların esiri.

İşte meselenin püf noktası burada gizli.

O yüzden Batı uygarlığının dünyada hangi felsefî temeller üzerinden hegemonya kurduğunu, başka medeniyetleri zihnen nasıl fosilleştirdiğini, çok iyi kavrayamadığımız sürece, temel varoluşsal sorunlarımızı kavrayamayız. İşin ürpertici yanı, bunun farkında bile değiliz henüz!

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

432. Sayı Aralık 2018