Sayı : 431   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Esma-ül Hüsna

Adem Karataş

El-Aziz

  • 06 Mart 2018
  • 409 Görüntülenme
  • 423. Sayı / 2018 Mart
Yazıyı Dinle
0:00
0:00
Yazarın Diğer Yazıları
Adem Karataş
Tüm Yazı Arşivi



Varlıkların tamamı Allah’ın egemenliği altındadır. O’nun azametine boyun eğmişler ve O’nun iradesine bağlanmışlardır. Bütün mahlûkatın mukadderatı O’nun elindedir. Her hareket ve tasarruf sahibi, ancak O’nun gücü, kuvveti ve izni sayesinde hareket edip tasarruf edebilir. O’nun dilediği şeyler olur, dilemediği şeyler olmaz.

 

El-Aziz: Arapça “azze” kökünden gelmekte olup, “ızz” mastarından bir sıfattır. “Eızze” veya “eızzâ” şeklinde gelen kalıpları da vardır. Sözlükte kadri yüce, şerefli, saygın, kuvvetli, zor ve güç, nadir ve az bulunan, kerim ve cömert olmak, galip ve üstün gelmek, su akmak anlamlarındaki “a-z-z” kökünden türemiştir.

  1. Kahhar ve melik, acizlikten beri olan. Erişilmesi, zarar verilmesi imkânsız, mağlup edilmesi asla mümkün olmayan, aksine daima egemen ve güçlü olan, ortağı ve benzeri bulunmayan tek varlık. Çünkü gerek mülkünde ve gerekse melekûtunda kendisine galip gelecek hiçbir güç yoktur. Bütün güçler O’nun kudreti karşısında izafidir, itibaridir. O, kendisi mağlup edilemeyen, fakat hep galip olandır.

El-Azîz; O, haksızlık yapılamayacak kadar güçlü, kuvvetli ve yegâne galip, her istediğini yapabilen, her söz, iş ve hükmünü icra edebilen, makam ve değer olarak her şeyden üstün, şerefli ve şeref veren, eşi, benzeri ve dengi bulunmayan, değerli.

Bütün izzet Allah’ındır. (Nisâ, 4/139; Yûnus, 10/65; Fâtır, 35/10) O, şeref ve kudret sahibidir. (Sâffât, 37/180) Peygamber ve mü’minlere izzet veren de O’dur. (Münâfigûn, 63/8) İzzet, şeref, güç ve kudret isteyenin de O’na yönelmesi gerekir. (Fâtır, 35/10) Çünkü O, dilediğini aziz, dilediğini de zelil eder. (Âl-i İmran, 3/26)

هُوَ الَّذِي يُصَوِّرُكُمْ فِي اْلأَرْحَامِ كَيْفَ يَشَاءُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ

“Rahimlerde sizi dilediği gibi şekillendiren O/Allah’tır. O’ndan başka ilâh yoktur. O, Aziz/mutlak güç ve hikmet sahibidir.” (Âl-i İmran, 3/6)

Aziz ism-i şerifi’nin üç anlamı vardır, bunlar da Allah’ın kemalini ifade eder.

a) Kuvvet İzzeti: O’nun el-Kâvî ve el-Metin isimleri bu anlama delâlet eder. Bu öyle büyük bir sıfattır ki, yaratıkların kuvveti ne kadar büyük olursa olsun böyle bir sıfat onlara nispet edilemez.

“Şüphesiz rızıklandıran da, güç ve kuvvet sahibi olan da Allah’tır.” (Zâriyat, 51/58)

“Allah gücü yetendir. Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.” (Mümtehıne, 60/7)

b) İmkânsızlık İzzeti: Allah-ü Teâlâ zatıyla her şeyden müstağnidir. Hiç kimseye muhtaç değildir. Hiçbir kulun O’na verebileceği; bir zarar ya da fayda yoktur. Zarar veren de O’dur, fayda veren de; ihsan eden de O’dur, engelleyen de…

c) Üstünlük ve Galibiyet İzzeti: Varlıkların tamamı Allah’ın egemenliği altındadır. O’nun azametine boyun eğmişler ve O’nun iradesine bağlanmışlardır. Bütün mahlûkatın mukadderatı O’nun elindedir. Her hareket ve tasarruf sahibi, ancak O’nun gücü, kuvveti ve izni sayesinde hareket edip tasarruf edebilir. O’nun dilediği şeyler olur, dilemediği şeyler olmaz. Güç ve kuvvet, ancak O’nunla vardır. Gökleri ve yeri ve bunların arasındaki şeyleri altı günde yaratması ve mahlûkatı yaratıp, sonra öldürmesi daha sonra onları diriltip, huzurunda toplaması hep O’nun kuvveti ve iktidarındandır.

“Sizin yaratılmanız ve diriltilmeniz, ancak tek bir kişinin yaratılması ve diriltilmesi gibidir.” (Lokman, 31/28)

“O, başlangıçta yaratmayı yapan, sonra onu tekrarlayacak olandır. Bu, O’na göre (ilk yaratmadan) daha kolaydır. Göklerde ve yerde en yüce ve eşsiz sıfatlar O’nundur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Rûm, 30/27)

Ebû Hüreyre (ra) den rivayetle; Rasûlullâh (sav) buyurdu: “Kim Kıyamet Suresi’ni sonuna kadar okursa:

اَلَيْسَ ذَلِكَ بِقَادِرٍ عَلَى اَنْ يُحْيِىَ الْمَوْتَى

Meali: “Artık bunları yapanın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi?” (Kıyamet, 75/40) ayetindeki bu soruya şu şekilde cevap versin:

رَبِّنَا بَلَى وَعِزَّةِ

Okunuşu: “Belâ ve ızzeti Rabbinâ.”

Manası: “Rabbimin izzeti hakkı için, evet.” (Ebû Dâvûd, “Salât”, 153 /884, 887)

Âişe (ra) rivayetle: “Rasûlullah (sav) gece yatarken, bir taraftan diğer tarafa döndüğü zaman:

لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ الْوَاحِدُ الْقَهَّارُ رَبُّ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا الْعَزِيزُ الْغَفَّارُ

Okunuşu: “Lâ ilâhe illallâhü’l-vâhıdü’l-gahhâru rabbü’s-semâvâti ve’l-ardı ve mâ beynehüme’l-azîzü’l-ğaffâru.”

Manası: “Tek ve her şeye gücü yeten Allah’tan başka ilâh yoktur. O göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin sahibidir ve çok Azîz/Güçlü ve Ğaffâr/Bağışlayandır” (Sünenü’l-Kübrâ, Nesâî, Kitâbü’n-Nüût, c.7, s.193 H.No: 7641) derdi.

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

423. Sayı Mart 2018