Sayı : 426   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Hedef Noktası

Ramazan Kayacık

Uyan Ey Gözlerim Gafletten Uyan, Azrail'in Kastı Canadır İnan

  • 06 Mart 2018
  • 239 Görüntülenme
  • 423. Sayı / 2018 Mart



Gaflet; insanın zihnini uyuşturan, aklını örten sinsi bir hastalıktır. Bu nedenle gaflet hastalığına tutulmuş insanlar; görme, duyma, hissetme duyularına sahip olmalarına rağmen, gördüklerini ve duyduklarını değerlendirme yeteneğini kaybeder. Bakan ama göremeyen, duyan ama anlayamayan, şuur yoksunu gafiller haline gelirler.

 

Gafletin en büyüğü insanın Rabbine karşı olan gafletidir. Gafleti besleyip büyüten dünyevi meşgaleler sınırlandırılmazsa, gaflet kanseri tedavi edilemez. Gafletin ilacı huşu ve huzurdur. Huşu ve huzur; insanın her zaman Allah’ın huzurunda olduğunun idrakinde olup, ona göre hareket etmesidir.

 

İnsanlarımız kitle iletişim araçlarıyla uyuşturulmuş, inanç ve örfümüzün dışında bir hayat tarzı içerisinde kaybolmuş durumdadır. Allah’ı unutan toplumlar, kargaşa, anarşi, fitne, fesat ve şaşkınlık içine düşer. Çünkü insan bir yaratıktır ve onun bir Yaratıcısı vardır. İslam, Yaratan ile yaratılan arasındaki bağdır, bu bağ kopunca insan gaflet uçurumlarında kaybolur gider.

 

Manevi hayatımızı örümcek ağı gibi saran en tehlikeli felaketlerden biri de gaflettir. Berrak bir kalp ve zihinle dünyaya merhaba diyen insanın bu âleme niçin geldiğinden habersiz hayatını tamamen nefsinin programladığı şekilde sürdürmesi derin bir gaflettir.

Sözlükte; “terk etmek, önemsememek, dalgınlık, dikkatsizlik, unutma, yanılma, ihmal…” anlamlarına gelen gaflet kelimesi; “bir şeyin gerekliliği ortadayken bunu idrak edememek, yeterince uyanık olmamak” şeklinde tarif edilmiştir.

Gaflete dalmak, kalbin manen ölmesine neden olacak hayat anlayışıdır, günah işlemede kronikleşmedir, kalbin uyuması, nefsin uyanık olması halidir.

Gaflet;"unutma ve yanılma" manasını taşımakla birlikte, aslında bu iki kavram birbirinden farklıdır. Bir şeyi bile bile terk etmek gaflet; bilmeden terk etmek ise unutmaktır.

Gaflet; insanın zihnini uyuşturan, aklını örten sinsi bir hastalıktır. Bu nedenle gaflet hastalığına tutulmuş insanlar; görme, duyma, hissetme duyularına sahip olmalarına rağmen, gördüklerini ve duyduklarını değerlendirme yeteneğini kaybeder. Bakan ama göremeyen, duyan ama anlayamayan, şuur yoksunu gafiller haline gelirler. Yüce kitabımızda bunlar için:

“…Kalpleri vardır bununla kavrayıp anlamazlar, gözleri vardır bununla görmezler, kulakları vardır bununla işitmezler. Bunlar hayvanlar gibidir, hatta daha aşağılıktırlar. İşte bunlar gafil olanlardır.” (Araf, 7/179) buyrularak Rabbimiz tarafından kınanırlar.

Suyun katı, sıvı ve gaz halleri olduğu gibi gafletin de şekilleri olur. İnsan dünyaya daldıkça gaflet kalınlaşır, bir buz dağına dönüşür. Küfür, gafletin en koyu ve en kesif halidir. İnsan, iradesini hidayet ve imana yönlendirmedikçe, gaflet sarmalından kurtulamaz.

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

423. Sayı Mart 2018