Sayı : 429   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Satırdan Sadra

Adil Akkoyunlu

Bizim Siyasetimiz

  • 06 Mart 2018
  • 255 Görüntülenme
  • 423. Sayı / 2018 Mart
Yazarın Diğer Yazıları
Adil Akkoyunlu
Tüm Yazı Arşivi



Yönetici olmak; servetine servet katmak ve şöhret sahibi olmak, herkesin kendisini alkışladığını, karşısında boyun büktüğünü görmek değildir. Servetini de, şöhretini de, hayatını da yönettiği kimselerin hizmetine adamaktır. Toplumu huzurlu ve mutlu etmek için gece gündüz durmayıp uyku ve rahatlığından fedakârlık edip her şeyini, yönettiği kimselere adamaktır.

 

 

Siyasetçi, Hakk’a, hukuka riayet ederek, adaletli bir şekilde toplumu yönetmeye, insanların yüzünü ağartmaya, güldürmeye, gözyaşlarını dindirmeye talip olan; bunu taahhüt eden insandır. Toplumda barışı, huzuru, mutluluğu, esenliği, kardeşliği tesis etme sorumluluğunu üstlenen insandır.

 

 

Asıl yönetici Allah’tır. Her iş onun elinde. Zerrelerden kürelere her şey onun emrine boyun eğdi, O’nun emriyle deviniyor. Çünkü yaratan O’ydu.

İnsanı da eşref-i mahlûkat olarak yarattı. İyiliği de, kötülüğü de yapmaya müsait kıldı. (Bkz. Şems, 91/8) İki de yol gösterdi. (Bkz. Beled, 90/10) Bir yol cennete, diğeri cehenneme gidiyor. Akıl verdi irade verdi, feraset verdi ve sonucuna katlanmak şartıyla fiillerinde serbest bıraktı. Günü gelende hesaba çekecek insanları yaptıklarından.

Yarattığı her şeyi insanın emrine verdi. Belirli konularda insanı da insanın emrine (yönetimine) verdi. Her yönetim, bir emanettir. Sorumluluk yükler yönetenlere. Allah’ın memnun olduğu yöneticilere selam olsun. Ne mutlu onlara! Ve yazıklar olsun emanete ihanet eden yöneticilere!

Emrolunduğu gibi dosdoğru olma sorumluluğundan dolayı Hud suresinin, kendisini ihtiyarlattığını söylüyordu Son Nebi (sav).

Onun yolunu izleyen Raşit Halifeleri de en çok düşündüren, titreten ve ağlatan bu sorumluluk duygularıydı.

Hz. Ömer döneminde bir kıtlık oldu. Ömer (ra) da açlıktan zayıfladı ve rengi sarardı. Kendisine yağ bulup getirdiler: Senin yemen lazım. Bütün ümmetin işleri senin üzerinde, dediler. Hz. Ömer’in verdiği cevap, vicdan sahibi, duyarlı insanları ağlatacak kadar etkileyiciydi: “Vallahi, halkımın hepsi yağ yemedikçe, ben de ağzıma yağ sürmem.’’ dedi.

Sorumlulukla ilgili ayetleri namazda okuduklarında, ağlamaktan namaza devam edemiyorlardı onlar.

Dicle kıyısında, bir kurdun bir koyunu parçalamasından bile kendisini sorumlu tutan bir anlayışla yönetiyorlardı devleti.

“Onları durdurun. Çünkü onlar sorumludur.” (Saffat, 37/24) ayetini okuyan Beşinci Halife Ömer bin Abdülaziz, ayeti tekrar tekrar okuyor, ağlıyor; diğer ayete geçemiyordu.

Yönetici olmak; servetine servet katmak ve şöhret sahibi olmak, herkesin kendisini alkışladığını, karşısında boyun büktüğünü görmek değildir. Servetini de, şöhretini de, hayatını da yönettiği kimselerin hizmetine adamaktır. Toplumu huzurlu ve mutlu etmek için gece gündüz durmayıp uyku ve rahatlığından fedakârlık edip her şeyini, yönettiği kimselere adamaktır. Bunu yaptı bize örnek olan o güzel insanlar. Onlar, zulüm ve haksızlıkların en acımasız ve alçakça olanının, yönetim yetkilerini kullanarak devlet eliyle yapıldığını biliyorlardı.

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

423. Sayı Mart 2018