Müslüman; Elçi'nin davetini kurtuluş muştusu görüp koşan, Allah'ın buyruklarını hayatının ilkeleri bilen ve bu ilkeleri benimsemeye insanları da davet etmeyi taahhüt eden insandır.
İslam'a davet; şirki, cahilliği, bidati, hurafeyi, yanlış adet ve alışkanlığı, ahlaksızlığı, edepsizliği, kötülüğü, haddi aşmayı, zulmü, işgali, sömürüyü, katliamı, bütün haksızlıkları terk etmeye davettir. Allah'ın yasakladıklarına yaklaşmamaya davettir. Kur'an'a ve Rasulün sünnetine çağrıdır. Hakka, hukuka, adalete davettir. Merhametli, vicdanlı, şefkatli olmaya davettir. İslami davet; dünya ve ahiret esenliğine davettir.
Peygamberler; insanları, dünya ve ahiret esenliğine çağıran, tarihin olumsuz seyrini değiştiren kahraman önderlerdir. Vahiy projesiyle toplumun inanç ve düşüncelerini, sosyal ve ekonomik bütün hayatlarını yeniden inşa eden mimarlardır. Kışın kavurucu soğuklarından sonra bahar mevsiminin gelişi gibidir onların gelişi. Her peygamberin dünyayı şereflendirmesi bir milattır. Tarihi, o peygamberden öncesi ve sonrası diye değerlendirmek gerekir.
İnsanlar, şeytana uyup yollarını şaşırdıkça; onlara kılavuzluk edecek, doğru yolu göstererek bir elçi görevlendiriyor Yaratan (cc). Son olarak -Kur'an ile- Hz. Muhammed (sav)'i gönderdi. Artık kıyamete dek ne elçi gelecek ne de vahiy.
Bütün peygamberlerin de onları örnek alan Müslümanların da daveti; Allah'ın yolunadır. Son durağı cennet olan sırat-ı müstakimedir. Bu şerefli yol; nebilerin, sıddıkların, şehitlerin ve salihlerin ayak izlerini taşıyor. Allah'ın doğru yolu; tevhit yoludur.
Bir başka deyişle; insanları, sorumluluk bilinciyle düşünmeye, akıllarını ve iradelerini güzel kullanmayadır davetleri. Evrenin sahibine teslimiyete ve itaatedir. Şirkten korunmaya, Allah'tan başkasına kulluk etmemeyedir. (Bkz. Yasin, 36/61) Gönderilen her elçi, insanları önce buna davet etti. (Bkz. Enbiya, 2l/25; Nahl, l6/36; Fussilet, 41/14) "Ant olsun, biz her ümmete: Allah'a kulluk edin ve tağuttan kaçının (diye tebliğ etmesi için) bir Rasul gönderdik." (Nahl, 16/36) "(Ey Muhammed), senden önce hiçbir rasul göndermedik ki, ona; benden başka ilah yoktur, yalnız bana kulluk edin, diye vahyetmiş olmayalım." (Bkz. Enbiya, 2l/25; Nahl, l6/36; Fussilet, 41/14; Taha, 20/14; Ankebut, 29/56; Hud, 11/1 - 3)
İşte bütün peygamberlerin sözü, davetlerinin özü, özeti buydu: Yirmi dört saat, bütün ömür boyu, ölene kadar Allah'a kulluk. (Bkz. Zariyat, 51/56; Hicr, 15/99) İnsanın yaratılış amacı da bu.
Örneğimiz (sav) şöyle buyuruyor: "Kim, şirk koşmadan Allah'a kulluk (ibadet) eder; namazı kılar, zekâtı verir, Ramazan orucunu tutar ve büyük günahlardan sakınırsa; cennete girer." (İmam Ahmed, Müsned 5/413) Bütün Peygamberlerin davet ettiği vahyin kurtuluş gemisi bu işte.
Şöyle de söyleyebiliriz: Elçilerin daveti; iman ettikten sonra güzel ahlaklı olmaya ve salih amel işlemeyedir. Güzel ahlak, vahye uygun yaşama tarzıdır. Doğuştan gelen, bozulmamış İslam fıtratıdır. Bu nedenle Son Nebi (sav): "Bir baba, çocuğuna güzel ahlâktan daha üstün bir miras bırakamaz." (Tirmizi, "Birr", 33, (1953) buyuruyor.
Müslüman; Elçi'nin davetini kurtuluş muştusu görüp koşan, Allah'ın buyruklarını hayatının ilkeleri bilen ve bu ilkeleri benimsemeye insanları da davet etmeyi taahhüt eden insandır
Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız