Sayı : 439   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Tıbb-ı Nebevi

Prof. Dr. Nihat Bengisu

Oruçla Sıhhat Bulmak

  • 07 Mayıs 2019
  • 201 Görüntülenme
  • 437. Sayı / 2019 Mayıs



Ramazan ayı aslında tam bir yememe ayı değil; yeme içmeyi ve günlük yaşamı dinî, ama aslında insanî prensiplerle disiplinize etme ayıdır. Kural basittir: Üç öğün yerine 2 öğün yemek, malayanilik yapmamaktır. Bunun ego açısından abartılacak pek bir yönü yoktur. Olay bir niyet, küçük bir irade meselesidir. Karşılığında bir yıl boyunca aşırı yağ ve toksin yüklenmiş bedeni; tıkanmış veya daralmış damarları, rayından çıkıp azıtmış huy ve davranışları iyileştirme, bencilce tüketime dur deme ayıdır.

 

 

İftar sofraları birkaç saatlik sabır ve tahammülden sonra letâiflerle dolu ödüllerin alınıp verildiği yerdir; kul ile kullar, kul ile Rahman arasında psikolojik bir diyalog ve dostluk kurduran anlamlı istasyonlardır. Bu istasyon; belediyelerin, mahalle ortasında kurduğu iftar çadırları içinde, hatta sokak ortasında ve hatta bir kabin içinde, kömür ocağının bin metre dibinde de olsa güzeldir. Orada stres, depresyon, elem bitmiştir.

 

Oruç ve diğer dini rükünlerin birçoğu; bir yönü itibarı ile dünyada sağlık, sıhhat, huzur ve mutluluk reçetesi hükmündedir. Rükünleri bütünü ile yerine getirenler; kişinin hem kendisini, hem ailesini ve hem de etrafını psikolojikman stresten, saldırganlıktan, depresyondan emin, güvenilir ve barışık kılar. Husûsen de Rabb’i ile barıştırır. Ayrıca biyolojik organizmasını rehabilite eder.

Orucun farz bir ibadet olduğu ve tutulmasının insanın bedenî ve ruhî sağlık; ayrıca huşu ve mutluluğu açısından pek çok pozitif getirisinin olduğu ile ilgili olarak birçok ayet, hadis, bilimsel ve tecrübi gözlemler vardır.

“Siz ey iman edenler! Oruç tıpkı sizden öncekilere olduğu gibi, sayılı günlerde size de yazıldı; belki bu sayede takvaya erersiniz. Sizden kim hasta ya da yolcu olursa, tutmadığının sayısı kadar diğer günlerde (oruç tutar) ve (tutamayanlar arasından) ona gücü yetenler üzerine, bir yoksulu doyuracak fidye gerekir. Kim daha fazla hayır isterse kendisi için daha yararlı olur, ama -eğer bilirseniz- oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.” (Bakara, 2/183-184)

“Oruç tutunuz ki sıhhat bulasınız; seyahat ediniz ki zengin olasınız.” (Şerhu’l-Müsned 9/218, Mecme’u’z-Zevâid 5/324, Tergîb 2/83, Nihaye 3/12)

Allah İncil’de Hz.İsa’ya şöyle vahyetmiştir: “Ey İsa! İsrailoğullarına şunu haber ver ki, benim rızam için oruç tutan kimsenin vücuduna sıhhat veririm, ecrini büyük eylerim.” (Kitabu’l-Ummal, Tesdîdü’l-Kavs)

“Oruç; mideyi, bağırsakları ve kalbi dinlendirir. Vücuttaki fazlalıkları eritir. Hem ruhi, hem bedenî bir devadır.” (İbnu’l-Kayyim, Mukaddime, s.382)

“Oruç, Allah’ın düşmanı olan şeytanı kahreder. Şeytanın kullandığı vâsıta şehvettir. Şehvet de yemek içmekle kuvvetlenir. İşte oruç, şeytanın vasıtasını zayıflatır.” (İmam Gazâlî)

Namazdan sonra oruç; bütün ümmetlere emredilmiş biyolojikman ve psikolojikman yapılan bir ibadet türüdür. Oruç ve onun benzeri diyet ve perhizler, sıhhatin kıymetini bilen ilkeli insanlar için;

1-Egonun, yani nefsin aşırı tepki ve isteklerine karşı aktif ve pasif mücadele yöntemidir.2-Öfke ve saldırganlık, 3-Bencillik ve cimrilik, 4-Ahlâkî çöküntü, 5-Cinsel taciz, 6-Müskirât veya madde bağımlılığı, 7-Aşırı yeme içme, 8-Diyabet, hiperkolesterolemi, damar sertliği gibi metabolik hastalıklar, 9-Her şeyi tüketme ve 10-Morbid obesite gibi pek çok bireysel hastalığın ve 11-Ötekileştirme gibi pek çok toplumsal hastalığı profilaksisi, tedavisi ve rehabilitasyonu için etkin bir reçetedir.

Veya yine ilkesel olarak yemek yemenin temel nedeni bedenî ihtiyaçları karşılamak, hastalıkları iyileştirmek, çalışıp üretebilmek için eksojen enerji temin etmektir. Lezzet ise işin bir promosyonudur. Lakin ferdî veya dini ilkesi olmayanlar için yemek bir ego tatmini ve eğlence aracıdır. İşte kulun yaratacısı olan Şârî yani kural koyucu; ilkeli ve kontrollü yeme ayı olan Ramazan’ı ihdas etmiş; onu bir ibadet haline getirmiş olmalı.

Ramazan ayı aslında tam bir yememe ayı değil; yeme içmeyi ve günlük yaşamı dinî, ama aslında insanî prensiplerle disiplinize etme ayıdır. Kural basittir: Üç öğün yerine 2 öğün yemek, malayanilik yapmamaktır. Bunun ego açısından abartılacak pek bir yönü yoktur. Olay bir niyet, küçük bir irade meselesidir. Karşılığında bir yıl boyunca aşırı yağ ve toksin yüklenmiş bedeni; tıkanmış veya daralmış damarları, rayından çıkıp azıtmış huy ve davranışları iyileştirme, bencilce tüketime dur deme ayıdır. Tüketmek yerine üretme, elde olanı olabildiğince yoksullarla paylaşma, garip gurebayı fark etme, onlarla ikramlaşma, hep almak yerine verme; sonuçta vermenin o muhteşem hazzını yaşama, ruhî ve bedenî hafifliği ve manevî yükselişi yakalama ve huzura kavuşma ayıdır

Son 30 yıldır, özellikle batı dünyasında müthiş gıda bolluğu ve israfı yaşanmakta, tüketim sınırsız oldu. Lakin obesite, kalp ve beyin damarlarında tıkanma, diyabet, kanser gibi hastalıklar pik yaptı. Dünya tarihinde ilk kez aşırı beslenme yüzünden çocuklar; anne ve babalarından erken ölmeye başladı. Batıda genç ve orta yaş nüfusun %40’ı obes. Türkiye gibi orta gelişmiş ülkelerde dahi erkek nüfusunun %25’i, kadın nüfusunun %45’i artık obes, hiperkolesterolemik, diyabetik ve hipertansif olup klinikler bu ve benzeri hastalarla dolu. Obesitenin tedavisi için mide küçültme, mideye halka taktırma veya cerrahi bypass gibi komplikasyonlu, ölümcül yöntemlere, pahalı diyet ve ilaçlara başvuru arttı.

Oysa oruç; çok daha doğal, basit ve bedava bir perhizdir. Zaten perhiz hemen tüm hastalıklarda, ilaçtan önce gelen bir tedavi yöntemidir.

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

437. Sayı Mayıs 2019