Sayı : 455   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Sağlık

Mahmut Bilgiç

Ocağa Ateş Düşerse

  • 07 Eylül 2020
  • 88 Görüntülenme
  • 453. Sayı / 2020 Eylül
Yazıyı Dinle
0:00
0:00
Yazarın Diğer Yazıları
Mahmut Bilgiç
Tüm Yazı Arşivi



Antibiyotik ne demek? Biyotiğinantisi. Yani önüne gelen her canlıyı bulduğu yerde öldüren, silip süpüren ilaç grubu. Sadece enfeksiyon sebebi olan zararlı mikroorganizmaları öldürse iyi. Kötüyü imha edip iyiyi ellemese neyse. Ama böyle bir seçiciliği yok ki bu ilaçların. Önüne geleni yutuyor canavar. Kurunun yanında yaşı da yakıyor. Davulun dışına da vuruyor, içine de.

 

 

Başta meyankökü, mayıs papatyası, ebegümeci, sinirli ot, bizmut ve kantaron yağı olmak üzere gastrit ve ülser ve reflüözofajitte kullanılan tıbbi bitkiler yalnızca belirtileri gidermekle kalmaz; altta yatan asıl sebepleri ortadan kaldırarak köklü ve kalıcı tedavi sağlar.

 

 

Cenab-ı Allah insanda dört temel vücut sistemi yaratmıştır:

1-Dolaşım sistemi( Kalp-damar sistemi )

2-Zehirli ve gereksiz maddeleri uzaklaştırma sistemi ( Detoksifikasyon )

3-Bulaşıcı enfeksiyonlar ve kansere karşı savunma sistemi( immün sistem-bağışıklık sistemi )

4-Sindirim ve boşaltım sistemi.

Bireylerin sağlıklı yada hasta olması bu dört vücut sisteminin verimli çalışıp çalışmamasına bağlıdır. Bu sistemler ne kadar verimli çalışıyorsa birey de o kadar sağlıklıdır. Tersi de doğru elbette.

Bu dört sistem bir fabrikanın ya da saatin çarklarına benzer. Nasıl ki dişlilerden birinin arızalanması, o fabrika ya da saatin düzenini bozarsa, temel vücut sistemlerindeki aksamasıyla da hastalıklar başlar. Bu sistemler birbirine destek vererek dayanışma ve ahenk içinde çalışırlar. Farklı özellik ve öneme sahiptirler. Birini diğerine tercih etmek oldukça zordur. Ama bana göre sindirim ve boşaltım sisteminin ayrı bir önemi var.

Hayatın kaynağı enerjidir. Gerekli enerji ise ancak iyi sindirilmiş, özümsenmiş besinlerle sağlanabilir. Sindirim ve boşaltım sisteminin verimli çalışmadığı bir bedende organlar hayatlarını sürdürmek için gerekli yakıt ve hammaddeleri temin edemezler.

Sindirim sistemi ilk duraktır. O Bir ocak ve kap gibi besinleri içine alır, pişirir, harmanlar, evirir, çevirir, parçalar, ayırır, emer, özümser, dağıtır ve dışkılar. Diğer duraklardaki verim bu ilk durağın verimine bağlıdır.

Elhâsıl: Sindirim ve boşaltım sistemi hastalanan birinin diğer sistemleri de iyi çalışmayacağı için sağlıklı olması mümkün değildir. Önce sindirim, sonra diğerleri.

Peki, sindirim ve boşaltım sisteminde sıklıkla karşılaştığımız gastrit, ülser ve reflüözofajit gibi hastalıkların tedavisinde sentetik ilaçlar ne kadar işe yarıyor?

Bu sualin yanıtını yirmi üç senelik gözlemlerime dayanarak maalesef “ Neredeyse hiç” olarak yanıtlamak durumundayım. Yıllardır torbalar dolusu mide ilacı satılır. Bu ilaç gurubu her zaman SGK ödemelerinde ilk beşe girer, ama ne çare. Hastalar her nedense bir türlü iyileşmez ve ilaçları bırakır bırakmaz aynı ızdırapla baş başa kalırlar. Doktorlar da tedavi protokolünü o kadar iyi ezberlemişler ki daha lep demeden leblebiyi anlayıp döşenirler reçeteye. Artık herkesin ezberlediği malum klasik üçlü tedavi: Bir proton pompası inhibitörü, bir antasit, bir de antibiyotik yazdın mı iş tamamdır. En azından bi on beş gün kurtulursun hastadan. Ya sonra.

Yine aynı şikâyetler. Eğile, büküle ilaç yazdırmaya gelen yine aynı hasta. Aynısından bir daha, bir daha.

Peki ama nereye kadar? Neden iyileşmiyor bu meret?

Bakın nedenini izah edeyim:

Hemen her hastalıkta olduğu gibi, gastrit, ülser ve reflüözofajitte de modern tıp bilerek yada bilmeyerek aynı vartaya düşüyor. Hastalığın altta yatan sebeplerini tedavi etmek yerine belirtileri bastırmayı yeğliyor. Bataklığı kurutmak yerine sivrisinekle mücadele ediyor.

Bu hastalıkların oluşma sebebi genelde, stres ve gerilimli ruh halleri yada bilinçsiz beslenmeye bağlı olarak artan ifrâzat, ( Aşırı asit salgısının ) mide,duedenum (On iki parmak bağırsağı ) yada özofagus ( Yemek borusu ) hücrelerini erozyona uğratıp aşındırması ve aşınan bu bölgenin mikroorganizma istilasıyla enfekte olması yani iltihaplanmasıdır. Enfeksiyona neden olan mikrop, olguların hemen hepsinde HelicobacterPyloridir. Tedavide aşırı asit salgısının azaltılması makul ve mantıklı görünse de kimi yönlerden olumsuz neticeler doğurur.

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

453. Sayı Eylül 2020