Sayı : 453   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

İslam Aleminden

Ahmet Varol

Çağdaş Sömürgeciliğin Pençesindeki Mali

  • 07 Eylül 2020
  • 35 Görüntülenme
  • 453. Sayı / 2020 Eylül



Mali'nin bağımsız olmasından sonra Fransa bu ülkeden tamamen elini çekmedi. Dolaylı bir şekilde sömürgeci politikalarını sürdürdü ve ülkenin siyasi yapısının şekillenmesine de muhtelif yollarla müdahale etmek suretiyle bu ülke üzerindeki etki gücünü korumaya çalıştı.

 

Aslında Mali'deki son darbe yukarıda da belirttiğimiz üzere şekil ve mahiyet itibariyle Sudan'da Ömer El-Beşir yönetimine karşı gerçekleştirilen darbeyle çok benzeşmektedir. Yani askeri darbenin bir sivil kalkışma ayağı da var. Ancak uluslararası güçler Sudan'da olayın sivil kalkışma boyutunu önemseyerek askeri darbenin hukuksuzluğunu dikkate almadı. Mali'de ise sivil kalkışma boyutunu görmezden gelerek askeri darbenin hukuksuzluğu boyutuna karşı tavrını ortaya koydu.

Mali, Orta Afrika'nın batı bölgesinde yer alan ve halkının yüzde doksandan fazlasını Müslümanların oluşturduğu bir ülkedir. Avrupa'daki sömürgecilerin öncü kuvvetleri niteliği taşıyan, gerçekte sömürgeci devletlerin hâkimiyeti altına aldıkları ülkelerdeki toplumları bu devletlerin arzuladığı teslimiyetçi kalıba sokmaya çalışan, bunun etkili olması için de din kılıfından yararlanan misyonerlik hareketi tüm Afrika'da olduğu gibi Mali'de de yoğun bir çalışma yürüttü. Ancak misyoner teşkilatlarının Afrika'da Somali'den sonra en başarısız oldukları ülke Mali olmuştur. Somali'de bir tek kişiyi bile Hıristiyan yapmayı başaramayan misyonerlerin Mali'de Hıristiyanlaştırabildiklerinin sayısı çok azdır. Bu ülkede bugün bile ülkeye dışarıdan gelip yerleşmiş olanlarla birlikte Hıristiyanların oranı tüm ülke nüfusunun yüzde birini geçmemektedir. Nüfusun yüzde doksandan fazlası Müslüman’dır. Kalan %9'a yakınlık kısmı ise yerel dinlere mensuptur.

Fakat buna rağmen Avrupa'daki sömürgeciler Mali'yi siyasi yönden yine rahat bırakmadı ve özellikle Fransız sömürgeciler 19. yüzyılın ortalarından itibaren bu ülkenin halkını rahatsız etmeye başladılar. Fransızlar uzun süren saldırıları sonucunda 1890'da bugünkü Mali'nin de içinde bulunduğu bölgeyi ele geçirdi ve bazı küçük yerel yönetimlere ayırarak yönetmeye başladılar. Bu tarihten sonra bölge Fransız Sudan'ı olarak adlandırılmaya başladı. Ancak Mali halkı Fransız işgalini hiçbir zaman kabullenmedi. Halk özgürlük ve bağımsızlık için mücadele etti. Bağımsızlık mücadeleleri II. Dünya Savaşı'ndan sonra daha etkili olmaya başladı ve Fransızlar 1958'de "Fransız Sudanı" adı verilen bölgede bir referandum yapma ihtiyacı duydular. Bu referandumdan sonra Senegal'i de içine alan bölgede Fransız Uluslar Topluluğu'na bağlı özerk yönetimler oluşturuldu. 1959'da Senegal ile Mali özerk kimliğe sahip bir federasyon oluşturdu. 21 Haziran 1960'ta bu federasyon bağımsız oldu. Ancak 20 Ağustos 1960'ta dağıldı ve 22 Eylül 1960'ta bağımsız Mali Cumhuriyeti'nin kuruluşu ilan edildi.

Mali'nin bağımsız olmasından sonra Fransa bu ülkeden tamamen elini çekmedi. Dolaylı bir şekilde sömürgeci politikalarını sürdürdü ve ülkenin siyasi yapısının şekillenmesine de muhtelif yollarla müdahale etmek suretiyle bu ülke üzerindeki etki gücünü korumaya çalıştı.

Batı sömürgeciliği etki altına aldığı ülkeleri bir yandan siyasi ve ekonomik yönden kendine bağımlı hale getirirken bir yandan da dikte ettiği politikaların uygulanması, bu ülkelerdeki yönetimlerin kendine karşı bir tavır içine girmeleri durumunda dizginlenmeleri için birtakım iç sorunlar üretti. İç sorunlar aynı zamanda bu ülkelerin kendilerine olan ihtiyaçlarının daha da artmasını sağlayacaktı. Bu tür meselelerin üretilmesi için başvurduğu yöntem ise genellikle, toplumları birleştiren ve kardeşlik bilinciyle kaynaştıran inanç temelli politikaların yerine onları etnik kimliklerine göre ayrıştıran ve birbirleriyle karşı karşıya getiren kavmiyetçi politikaları dikte etmesi olmuştur. Bugün İslam dünyasının başını ağrıtan iç meselelerin birçoğunun temelinde bu politikaların olduğunu görmek mümkündür.

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

453. Sayı Eylül 2020