Sayı : 451   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Misafir Kalem

Abdullah Aygün

Kıblemizin Anlamı Nedir

  • 08 Mayıs 2020
  • 169 Görüntülenme
  • 449. Sayı / 2020 Mayıs
Yazıyı Dinle
0:00
0:00
Yazarın Diğer Yazıları
Abdullah Aygün
Tüm Yazı Arşivi



Önce Mescid-i Aksa’yı sonra da Kâbe’yi kıble edinen Müslümanlar, aynı zamanda iki kıbleyi birleştirmiş tek ümmettir. İşte bu kıble değişikliğinden sonra İslam toplumu bağımsız bir kişilik kazanmıştır. Müslümanlarda, diğerlerinden ayrı ve farklı olma bilincini yerleştirmiştir. Zira Mescid-i Aksa’ya dönerek namaz kılmak, belli oranda Ehl-i kitap ekseninde kalmak demekti.

 

 

Her ümmetin kendine göre bir yolu vardır. Bu yol, onun kimliğini, benliğini ve karakterini oluşturur. İslam, Kâbe’yi kıble yapmakla, Ümmet-i Muhammed’e Hz. İbrahim’in tevhid dinini ihya eden ve diğer toplumlardan farklı bir yol çizmiştir. Böylece onun taklide dayanmayan, diğerlerinden tamamen farklı bağımsız, orijinal ve müstakil bir ümmet olmasını sağlamıştır.

 

 

Din ve iman kardeşliği dışında, Müslümanların tek bir ümmet olmasını sağlayan birçok unsur vardır. Kıbleye yani dünyanın ister kuzeyinde ya da güneyinde, ister doğusunda ya da batısında olsun her Müslüman’ın Kâbe’ye yönelmesi de bunlardandır.

Ehl-i kitabın da kendilerine mahsus kıbleleri vardır. Yahudiler Kudüs’e, Hıristiyanlar ise doğuya doğru yönelir(di). Hz. Peygamber ve sahabe ise Mekke döneminde ve hicretten sonra Medine’de ilk bir buçuk yıl boyunca Kudüs’e doğru namaz kılıyordu. Bu durum Yahudileri şımartıyordu. “Hem bizim kıblemize tabi oluyor, hem de dinimize muhalefet ediyorlar. Bunlar kıblelerini bilmiyor, onlara kıbleyi öğrettik.” gibi sözler ediyorlardı. Böylece Müslümanların kendilerine uyduğunu ve onları taklit ettiğini ifade ediyorlardı. Onların bu tavırları ve ayrıca tahrif edilmiş bir dinin mensuplarıyla aynı yöne dönmek, Hz. Peygamberi rahatsız ediyor ve kıblenin Kâbe’ye çevrilmesini arzuluyordu. Çünkü Kâbe yeryüzünde insanların ibadet etmesi için yapılan ilk mabettir. (Bkz.Âl-i İmrân, 3/96) Yahudi ve Hıristiyanların da ata kabul ettikleri Hz. İbrahim tarafından inşa edilince, sadece hac mekânı değil aynı zamanda kıblegâh da olmuştu.

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

449. Sayı Mayıs 2020