Sayı : 449   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Satırdan Sadra

Adil Akkoyunlu

Belaları Nasıl Okuyalım

  • 08 Mayıs 2020
  • 80 Görüntülenme
  • 449. Sayı / 2020 Mayıs
Yazıyı Dinle
0:00
0:00
Yazarın Diğer Yazıları
Adil Akkoyunlu
Tüm Yazı Arşivi



İhmallik, tembellik, korkaklık, haksızlık ve kötülükler karşısında sessiz kalmak, zulme boyun eğmek sabır değil. Sabır, bunları ortadan kaldırmak için yılmadan, metanetle mücadele etmektir. Yılgınlık değil, yorgunluk değil, ölümü kabullenip kabre gömülmek değil; toprak altındaki tohum gibi potansiyel yüklenmektir sabır. Hakkı, hakikati bayraklaştırmak, göndere çekmek için; bilerek, düşünerek akıllıca plan ve proje hazırlamaktır. Yol haritası belirleme molasıdır.

 

 

Rabbimiz, hayat rehberimiz Kur’an’da aklımızı kullanmamız, düşünmemiz, araştırmamız, ilme ve bilime yönelmemiz, ibret almamız; faydalı, dürüst işler yapmamız için sürekli uyarıyor bizi. Sorumluluğunun bilincinde olup vahye göre davrananları cennet ile müjdeliyor. Sorumsuz davrananları da cehennem ile cezalandıracağını bildiriyor.

 

 

 

Bela; imtihan, sınama, deneme demektir. Kim, nasıl okursa gelen belayı, nasıl anlarsa; cevabı da ona göre olacaktır kuşkusuz.

Başıboş yaratmadı. (Bkz. Mu’minun, 23/115;Kıyamet, 75/36) Verdiği nimetlerle de, musibetlerle de kullarını sınıyor Rabbimiz.

“İnsanlar, (sadece) iman ettik diyerek, sınanmadan bırakılacaklarını mı sanıyorlar.” (Ankebut, 29/2, 3; Al-i İmran, 3/142)

Dünyaya geliş amacımız da bu değil mi? Sınav yerinden başka ne ki dünya? Her an sınavdayız. Bunun için gönderildik dünyaya.

Dünya hayatı; bir okul. Öğretmenimiz Peygamber. Sınavımız, Kur’an’dan olacak: “Doğrusu o Kur'an, senin için de, toplumun için de bir öğüttür. Ondan sorguya çekileceksiniz.” (Zuhruf, 43/44) buyuruyor Yaratan.

Hesaba çekilmekten kurtulamayacak kimse: “Rabbin hakkı için biz onların hepsine (herkese) mutlaka soracağız yaptıkları şeylerden.” (Hicr, 15/92, 93)

Akıllı insan, hazırlıklı olur o gün için. Bu nedenle Önderimiz (sav): “Hesaba çekilmezden önce kendinizi hesaba çekiniz.” (Tirmizi, “Kıyamet”, 14) buyuruyor.

Yaşadığımız sürece her an; inancımızla düşüncemizle, söz ve davranışımızla sınav sorusu cevaplıyoruz. Kulluk ederken, çalışırken, alışveriş yaparken, giyinirken, yerken, içerken, üzülürken, sevinirken, eğlenirken bile bir sınav sorusuna cevap vermekteyiz. Karşılığında (artı veya eksi / sevap veya günah), puan yazılıyor not defterimize.

Vahye (Kur’an ve sünnete) uyanlar kazanıyor sınavı. Uymayanlar, üzülecekler, pişman olacaklar. Geçemeyecekler cennete. Cehennemde kalmak, ne kötü! Ne kötü yer cehennem!

“O (Allah), hanginizin daha güzel iş yapacağınızı denemek için hayatı ve ölümü yarattı.“ (Mülk, 67/2 ) “Mallarınız ve canlarınız hususunda deneneceksiniz.” (Al-i İmran, 3/186)

Mal da, can da, hayat da, ölüm de sınavımız bizim. (Bkz. Bakara, 2/153)

“Sonra o gün gelende verilen nimetlerden sorulacaksınız.” (Tekasür, 102/8 ) “Ve siz mutlaka yaptığınız her şeyden sorulacaksınız.” (Nahl, 16/93)

Musibetler karşısında sabretme; nimetleri karşısında da şükretme borcumuz var Allah’a. (Bkz. Bakara, 2/152, 172; Nahl, 16/114)

Bize küçük bir ikramda bulunana bile teşekkür ediyoruz. Allah’ın bize verdiği nimetler sayılmayacak kadar çok. İçtiğimiz suya, teneffüs ettiğimiz havaya, ekip biçtiğimiz, üzerinde gezdiğimiz toprağa kadar her şey O’nun kayrası. O’na ne kadar şükretsek az.

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

449. Sayı Mayıs 2020