Sayı : 446   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Başyazı

Abdullah Büyük

Beşeri İlişkilerimiz ve İnsan Kazanma Sanatı

  • 06 Şubat 2020
  • 145 Görüntülenme
  • 446. Sayı / 2020 Şubat



Selamlaşmak, bir emaneti sahibine iade etmektir. Bu emanet, aynı zamanda hediye, ikram ve mükâfat olma özelliklerine de sahiptir. Selamlaşmak, ne bir refleks hareketi olmalı, ne de sadece bir vazife olarak yapılmalıdır. Ona gerçek ruhunu geri kazandırmak mecburiyetindeyiz. Selamlaşmanın kalitelisi, ülfeti artırmaktadır.

 

 

 

Mü’minler arası münasebetleri kopma noktasına getiren unsurlardan biri de, tarafların birbirlerine karşı ahlakı olmayan ve usulsüz eleştiriler yapmalarıdır. Elbette Müslümanların münasebetleri, hatalarının düzeltilmesi için mükemmel bir zemindir. Ne ki yöntem ve metodu bilinmeden yapılan müdahaleler çoğunlukla tam tersi sonuçlar doğurmaktadır. Hatayı söyleme üslubunda; muhatabın kişisel özellikleri, hangi lisan tarzından hoşlandığı gibi hususlar göz önünde tutulmalı, gerekirse hatalı kimsenin sevip saydığı bir başkası aracı kılınarak yanlışı hakkında uyarı yapılmalıdır.

 

 

Öncelikle şunu belirtelim ki, insan ilişkilerinde başarı getirecek belli kurallar belirlemek ve muhatap değişse de münasebetlerde muvaffakiyet için gidilecek yolun değişmeyeceği zannını taşımak, son derece nakıs bir yorum olup, insanın kâmil manada tanınmadığının göstergesi olarak nazara alınabilir. Her insanın özgün bir yapıya sahiptir ve bu orijinal varlığın kendine has işlevleri, hassasiyetleri, eğilim ve konumları vardır.

 

Mevzu, bu gerçek paralelinde ele alındığında, görülmektedir ki aslında her insan için ayrı bir ilişki türü geliştirilmesi gerekmektedir. Yani bir yönüyle de olsa birbirinden ayrılan yaklaşık yedi buçuk milyar münasebet formülü mevcuttur/mevcut olmalıdır. Elbette ortak paydalar, insanları sınıflandırmada kullanılacak altyapılar vardır. ‘Mü’min-kâfir, kadın-erkek, büyük-küçük, akıllı-ehli hamakat’ gibi ayrımlarla muhatap ile münasebet için nasıl bir yol izlenmesi gerektiği anlaşılabilir. Ne ki, bunlar dışında insan orijinal olduğuna göre, her insan-insan ilişkisinin onu biricik kılan bir nüans taşıması kaçınılmaz olacaktır. Şayet bu özel boyut yok sayılırsa, muhatap, “onlardan biri” olarak, ya da bir diğer ifadeyle yedi buçuk milyar fabrika ürününden biri olarak görülüyor demektir ki, bu da öncelikle “insan” algı ve tasavvurunun düzeltilmesi gerektiğini göstermektedir.

 

Sözü edilen münasebete hususî bir boyut kazandırma neticesi, muhatabı diğerlerinden ayıran özelliği keşfetmekle olur. Buna göre beşeri ilişkilerde başarının ilk ve değişmez şartı, muhatabı tanımaktır. Onu özel kılan yanı bulup, bunu fark ettiğini ilişkilerinde uyguladığı yöntemle muhataba yansıtmak gerekmektedir. Aksi halde ilişki kurulacak insanın frekansına girilemeyecektir. Ancak biz yine de belli maslahatlara mebni, insan ilişkilerinde başarı için muhataba göre değişkenlik göstermeyecek birkaç hususu nazara vermek istiyoruz:

 

1-Empati kurun. İşte beşerî münasebetlere yol çizen en önemli kaide: “Kendisi için istediğini başkası için de istemek, kendine yapılmasını istemediği şeyi başkasına da yapmamak” ve işte dünya tarihinin şahit olduğu en evrensel, kuşatıcı ve özlü insan ilişkileri kuralının, nebevî lisana bürünmüş hali: “Mü’min kendisi için istediğini Müslüman kardeşi için de istemedikçe mükemmel bir şekilde iman etmiş olmaz.” (İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 1/113)

 

2-Sayın ve sevin. “Siz, iman etmedikçe cennete giremezsiniz; birbirinizi sevmedikçe de -gerçek manada- iman etmiş olamazsınız” (Müslim, “İman”, 93. Ebu Davud, “Edeb”, 131; Tirmizi, “İsti’zan”, 1) Günümüz Müslümanları, münasebetleri nedeniyle, küs olmayan ve fakat küsmüş hükmünde olan kimseler haline gelmişlerdir. Unutulmasın ki, birlikteliklerin sağlıklı olabilmesi, iyi ilişkiler içinde olunmasına bağlıdır.

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

446. Sayı Şubat 2020