Sayı : 440   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Editörden

Ribat Dergisi Editör

Değerli Okuyucularımız

  • 07 Haziran 2019
  • 141 Görüntülenme
  • 438. Sayı / 2019 Haziran

Dünya misafirhanesinin aziz misafiri olan insanın yapmış olduğu amellerinin neticesinden sorumlu olmasının iki temel ön şartı vardır. Bunlar; akıl ve iradedir. Akıl, insana Yüce Yaratıcının lütfetmiş olduğu en değerli nimettir. İnsan kendisine verilen diğer bütün nimetlerin anlamını ancak akıl ile anlayabilir. Bir insanda akıl nimeti yoksa onu dünyaya sultan yapsanız dahi kendisi için hiçbir kıymet ifade etmez.

İrade ise, akıl lütfedilen insana kendisi için çizilen sınırlar içerisindeki şıklar arasında tercih yapabilme yeti ve yeteneğidir. Bir başka ifade ile Hz. Âdem (as) ın fıtratına konulmuş en değerli yetidir. İrade insanı melekler karşısında saygıya ve hürmete layık hale getiren özelliktir. İnsanın sonsuzluklar diyarındaki yerini belirleyecek anahtar da iradedir.

Beşerin insan olmak için atmış olduğu ilk adım olan Kelime-i Şahadette aynı zaman da ilk irade beyanı vardır. Kelime-i Şahadet, özgür irademizle hayatımızın merkezine Allah’ı ve Resulünü koyacağımıza dair bir söz vermedir. İnsan, kendisine lütfedilen iradeye ya iman eder veya onu inkâr eder. Bu anlamda özgür iradeyi ilk inkâr eden İblistir;

Rabbim, madem sen beni yoldan çıkardın, ben de onları saptırmak amacıyla senin dosdoğru yoluna oturacağım(Araf, 7/16)

“Rabbim, madem sen beni yoldan çıkardın, ben de dünyada onlara günahı süsleyeceğim ve toplumu yoldan çıkaracağım.” (Hicr, 15/39)

Görüldüğü üzere iblis, Rabbine isyanın ahlaki sorumluluğunu üzerinden atmak için kendi iradesini inkâr ederek: “Sen beni yoldan çıkardın” diyerek günahının faturasını Allah’a kesmeye kalkıyor. Bu tavır ve süreç iblisin şeytanlaşmasının başlangıcıdır. İblisin bu tavrına karşın Hz. Âdem ise iradesine iman etmiş, davranışının ahlaki sorumluluğunu kabul etmiş ve adam olmuştur.

Bu gün yaşadıkları coğrafyalar farklı olmasına rağmen modern dünyanın Müslümanlarının tamamı insanlığımızdan şikâyetçi. İçinde yaşamış olduğumuz sokağa, mahalleye, şehre baktığımızda her birimiz, her gelen günün insanlığımızdan bir şeyleri alıp götürdüğüne şahit oluyoruz. İbadetlerimiz ahlaka dönüşmediği için insanlık kumaşımızın kalitesi sürekli düşüyor. Kokuşmaya başlayan sosyal hayat istesek de istemesek de bizi de etkiliyor. Farkına varmaksızın hassasiyetlerimizi kaybediyoruz. Allah’ın koyduğu sınırların dışında olduğu için anormal olan birçok şeyi normal gibi kabullenmeye başladık. İnsanlık, her geçen gün insan olduğunu daha hızlı bir şekilde unutur hale geldi. Ahseni takvimden esfeli safiline doğru inanılmaz bir düşüş başladı. Yaşanmakta olan durum, bir uçağın gökyüzündeki irtifa kaybı gibi insan kumaşının kalitesindeki düşüştür. Hz. Âdem ile başlayan insanlık tarihi hiçbir döneminde bu kadar şiddetli bir insanlık krizi yaşamamıştır. İnsan, kendi kendine hiç bu kadar yabancılaşmamış ve kendinden bu kadar kopmamıştır. Kendilerine gelen Rahmet Elçilerini dikkate almayarak işledikleri günahlar yüzünden helake uğrayan hiçbir toplum, günümüz toplumu kadar günaha batmamıştır. Yüce Yaratıcı insanlığın yaşacağı bu büyük tehlikeyi önlemek için mutluluk kitabımız Kur’an-da örnek şahsiyetlere yer vermiştir. Her bir peygamber, insanlığın önüne konan ilahi bir örnektir şahsiyettir. İnsan yaratılışı gereği örnek almadan öğrenemez. Beşer olmaktan çıkıp insan olmayı öğrenmenin yolu, örnek şahsiyetleri hayatımıza taşımaktan geçiyor.

İçinde bulunduğumuz bu durumdan kurtulmamız peygamberlik yani örneklik müessesini canlandırmamıza bağlıdır. Bütün insanlığın yaşayacağı sosyal kıyameti önlemek İslam ümmetinin görevidir. Yetiştireceğimiz örnek şahsiyetler, insanlığa kaybettiği insanlığını hatırlatacak ve iade-i itibar yapacaktır. Bu amaca vesile olması duasıyla bu sayımızda siz değerli okurlarımızın huzuruna “Kabiliyetleri ve Zaaflarıyla İnsan” dosyasıyla çıkıyoruz.

Makaleleriyle huzurlarınızda olmamıza vesile olan bütün yazarlarımıza en kalbi teşekkürlerimizi arz ediyoruz. Siz değerli okurlarımızı, insan olarak kendimizi Allah’ın kitabından ve Efendimizin örnekliğinden tanımak ve anlamak için dergimizi baştan sona okumaya davet ediyoruz.

 

438. Sayı Haziran 2019