Sayı : 438   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

İktibas

Yusuf Kaplan

Tek Bir Zamana, Tarihsizliğe Hapsedilmeye Başkaldıran Adam : Kadir Mısıroğlu

  • 07 Haziran 2019
  • 21 Görüntülenme
  • 438. Sayı / 2019 Haziran



Kadir Mısıroğlu, bu toplumun kendini, kendi medeniyet iddialarını, ruh köklerini inkâr etme girişimlerinin nasıl bu toplumun intiharına dönüştüğünü çok iyi gördüğü, bunu iliklerine kadar hissettiği, zaman algısının ruhsuz, sarsak, saçma bir şimdiki zaman algısına / tarihsizliğe hapsedildiğini bildiği için isyan ediyordu! Sesinin yüksek çıkması, evdeki yangının büyüklüğündendi!

 

Geçmiş zaman duygusu ve gelecek zaman ufku hadım edilen ama bunu göremeyecek kadar zihnî felç geçiren bir ülkenin metamorfoz yemiş, mankurtlaşmış “bağzı” çocukları, Kadir Mısıroğlu’na “deli” demekle aslında kendilerinin nasıl patolojik vakalar olduklarını, zamanını şaşırmış, ruhunu yitirmiş, intihara sürüklenen celladına âşık tasmalı çekirgelere dönüştüklerini görebiliyorlar mı acaba diye acı acı sormak isterim ama bu cümleyi anlayabilmeleri çok zor olacağı için vazgeçiyorum.

 

 

Yakın tarihine bizim kadar uzak ikinci bir toplum yok dünyada.

Tarih karartıldı bu ülkede.

Medeniyet iddiaları yok edildi bu toplumun; o yüzden tarih de tatile mahkûm edildi, tarihten sürgün edildi.

Bin yıl dünya tarihini sürükleyen bir toplumdan başkalarının yaptığı tarihin önünde sürüklenmeyi marifet zanneden celladına âşık gulyabaniler türedi.

Dünya tarihinin adalet ve hakkaniyet, sulh ve selâmet ilkeleri açısından en parlak timsallerinden birini, zirvesini oluşturan, herkese hayat hakkı tanıyan, -Batılılar gibi- karşılaştığı hiçbir medeniyetin kökünü kazıma ilkelliğine soyunmayan bizim muazzez medeniyet tecrübemiz unutturuldu; yetmedi, inanılmaz bir şekilde aşağılandı bu ülkede metamorfoz yemiş, devşirilmiş, celladına âşık kendi çocukları tarafından.

O yüzden tarih bilinci linç edilmiş tek toplum biziz, diyorum.

Bir İngiliz’in, Fransız’ın, Alman’ın, Rus’un, bir Japon’un ruhu vardır; bir aidiyet bilinci, tarih derinliği, emperyal ufku vardır.

Bu toplumların insanları üç zamanı da yaşarlar aynı anda; duyarak, hissederek, tecrübe ederek yaşarlar iliklerine kadar...

Bizim toplumumuz, tek bir zamana mahkûm edilmiştir: Şimdiki zamana. Ruhu çalınmış bir şimdiki zamana. Tarihsizliğe. Geçmişin izlerini, geleceğin tohumlarını taşımaz o yüzden.

Geçmişin izlerini silmekle, geleceğin ufuklarını karartmakla meşguldür bizim “şimdiki zaman”ımız; tarihimizi, yerimizi ve aidiyet bilincimizi yok etmekle!

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

438. Sayı Haziran 2019