Sayı : 440   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Misafir Kalem

Yrd. Doç. Dr. Mustafa Karabacak

Yanlış Tevekkül Anlayışımız!

  • 07 Haziran 2019
  • 198 Görüntülenme
  • 438. Sayı / 2019 Haziran



Allah’a daha işe başlamadan önce de tevekkül edilmesi gerekir. Kur’an’da anlatıldığına göre Hz. Musa, İsrailoğullarından düşmanla savaşmalarını istediğinde onlar korkup kaçınmışlardı. Fakat onlardan gerçekten inanmış iki kişi korkmamak ve Allah güvenmek gerektiğini söylemişlerdi: “Korkanların içinden Allah'ın kendilerine lütufta bulunduğu iki kişi şöyle dedi: Onların üzerine kapıdan girin; oraya bir girdiniz mi artık siz zaferi kazanmışsınızdır. Eğer müminler iseniz ancak Allah'a güvenin.” (Mâide, 5/23)

 

Tevekkülde, işin başında hatta daha hazırlık aşamasında dahi Allah’a güvenmek gerektiği gibi insan olarak imkanlar dahilinde bütün tedbirlerin alınması gerekir. Tevekkülü Müslümanlar tembellik olarak almışlar ve işlerini Allah’a havale etmişlerdir. Yani Müslüman çalışmayacak, yorulmayacak, onlar adeta Allah’ın kendileri adına iş yapmasını istemektedirler. Bunun en güzel örneği şu anda İslam dünyasının içinde bulunduğu haldir.

 

Tevekkül; bir Müslüman’ın herhangi bir iş hakkında, istediği amaca ulaşmak için gerekli olan üzerine düşen her türlü çalışmayı yaptıktan sonra ötesini Allah’a bırakmasıdır, şeklinde tanımlanır. Fakat bu tanımda tevekkül, sadece amel boyutuyla değerlendirildiğinden ve sadece sonucu Allah’a bırakmaktan bahsettiği için eksik bir tanım olarak kabul edilmiştir. Müslüman her an Rabbine tevekkülü olanlardan (mütevekkil) olmalıdır. Bu aynı zamanda tevekkülün iman boyutunun da olduğunu gösterir.

Allah’a daha işe başlamadan önce de tevekkül edilmesi gerekir. Kur’an’da anlatıldığına göre Hz. Musa, İsrailoğullarından düşmanla savaşmalarını istediğinde onlar korkup kaçınmışlardı. Fakat onlardan gerçekten inanmış iki kişi korkmamak ve Allah güvenmek gerektiğini söylemişlerdi: “Korkanların içinden Allah'ın kendilerine lütufta bulunduğu iki kişi şöyle dedi: Onların üzerine kapıdan girin; oraya bir girdiniz mi artık siz zaferi kazanmışsınızdır. Eğer müminler iseniz ancak Allah'a güvenin.” (Mâide, 5/23)

Burada şu söylenebilir: Tevekkülün sadece amel ve sonuç boyutu değil; iman boyutu ve hayatın her anını kapsaması yönü de vardır. Allah Rasûlü’nün şu duasından tevekkülün bir işin evvelinde de sonucunda da olması gerektiği anlaşılmaktadır: Allah Rasûlü kişinin evine girerken tevekkülle şöyle dua etmesini istemektedir: "Ey Allah’ım, senden giriş ve çıkışın en hayırlısını istiyorum. Allah'ın adıyla girdik ve (yine) Allanın adıyla çıktık ve Rabbimiz olan Allah'a dayandık, desin, sonra (ev) halkına selâm versin." (Ebû Dâvûd, “Edeb”, 102-103)

bir hadiste de evden çıkarken de aynı tevekkülle dua edilmesi istenmektedir: “Allah’ın adıyla Allah’a güvendim, Allah’a dayandım çaba ve güç gösterebilmemiz ancak Allah’ın izni iledir, derse kendisine: İhtiyaçların karşılandı koruma altına alındın, denilir ve şeytan o kimseden uzaklaşır.” (Ebû Dâvûd, “Edeb”, 27) Buna göre Müslüman daha evine girerken ve evinden çıkarken her zaman tevekkül halinde olmalıdır.

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

438. Sayı Haziran 2019