Sayı : 443   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Kur'an'dan Hayata

Prof. Dr. Ali Akpınar

Tek Bir İlaha İbadet Etmekle Emrolunduk

  • 08 Aralık 2017
  • 855 Görüntülenme
  • 420. Sayı / 2017 Aralık



Kitap ehli, kendilerine peygamber geldikten, ilahî kitaplar indikten sonra, Yüce Allah’ı, O’nun hak dinini, O’nun dosdoğru yolunu tanıdıktan sonra saptılar, yoldan çıktılar. Yüce Allah’ı bıraktılar da din adamlarını putlaştırdılar, peygamberlerini putlaştırdılar.

 

Din âlimi konumunda olanlar dinin temel ilkelerine, açık hükümlerine aykırı bir şey söylediklerinde bu kabul edilemez. Kim söylerse söylesin, ne kadar süsleyerek söylerse söylesin. Allah ve Rasülünün emirlerine rağmen, bazı durumlarda namaz kılmayabilirsiniz, alkol alabilirsiniz, başınızı açabilirsiniz, gayr-i meşru ilişkilerde bulunabilirsiniz gibi saçma sapan şeyler söylüyorsa bir kişi… Kim olursa olsun, konumu makamı ne olursa olsun o kimseye itaat edilmez, onun söylediklerine itibar edilmez.

 

اتَّخَذُوا أَحْبَارَهُمْ وَرُهْبَانَهُمْ أَرْبَابًا مِنْ دُونِ اللَّهِ وَالْمَسِيحَ ابْنَ مَرْيَمَ وَمَا أُمِرُوا إِلَّا لِيَعْبُدُوا إِلَهًا وَاحِدًا لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ سُبْحَانَهُ عَمَّا يُشْرِكُونَ

“Onlar Allah'ı bırakıp hahamlarını, papazlarını ve Meryem oğlu Mesih'i rableri olarak kabul ettiler. Oysa tek Tanrı'dan başkasına kulluk etmemekle emrolunmuşlardı. Ondan başka tanrı yoktur. Allah, koştukları eşlerden münezzehtir.” (Tevbe, 9/31)

Allah’ı bırakan başka şeyleri tanrı edinir. Allah’ın hak yolunu bırakan batıl yollara sapar. Allah’ın kitabını bırakan şeytani çağrılara yönelir. Allah’ın dostluğundan yüz çeviren, sahte dostlukların içerisinde kaybolur gider. Onun için yalnızca Yüce Allah’ı rab edinmek gerekir. Yalnızca O’nun hak yoluna girmek gerekir. Yalnızca O’nun kitabına sarılmak gerekir. Yalnızca O’nun dostluğuna güvenmek gerekir.

Kitap ehli, kendilerine peygamber geldikten, ilahî kitaplar indikten sonra, Yüce Allah’ı, O’nun hak dinini, O’nun dosdoğru yolunu tanıdıktan sonra saptılar, yoldan çıktılar. Yüce Allah’ı bıraktılar da din adamlarını putlaştırdılar, peygamberlerini putlaştırdılar.

Ahbâr, güzel söz söyleyen, sözünü süsleyen, yerli yerince kullanan demektir. Kelimenin tekili olan hibr, sanatıyla manaları süsleyen ve onları çok güzel izah eden âlimdir Ruhban ise, Allah’tan kokan ve O’na yakın olan demektir. Ahbâr, Yahudi din adamları; ruhban ise Hıristiyan din adamlarıdır. O din adamları, dini tekellerinde tutan, ilahî kitabı yalnızca kendileri okuyan ve istedikleri gibi yorumlayan, tahrif eden, değiştiren baronlardı. Bilgiliydiler, ancak bilgiyi Allah’a yaklaşma yolunda kullanamadılar. Bilginin gereğini yerine getirmediler. Nefislerini putlaştırıp tanrı yerine koydular. Nasıl mı?

Adiy b. Hatem kendisi Hıristiyan’dı, boynunda da altından bir haç vardı fakat İslam’a merak sarmış ve Peygamberimizin huzuruna gelmişti. Peygamberimiz ona, şu boynundaki putu çıkar at dedi. Adiy ona şöyle sordu: Bu ayet bizi, âlimlerimizi ve rahiplerimizi Rabler edinmekle suçluyor. Bunun gerçek manası nedir? Zira biz onları kendimize Rabler edinmeyiz.

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

420. Sayı Aralık 2017