Sayı : 453   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Sana İtikattan Soruyorlar ?

Prof. Dr. Ramazan Altıntaş

"Madem ki Önceden Kaderimizi Allah Yazmıştır", O Halde Bizi Ne Diye Sorumlu Tutuyor", Denilebilir mi?

  • 07 Ağustos 2020
  • 156 Görüntülenme
  • 452. Sayı / 2020 Ağustos



Bizim klasik akâid kitaplarımızda kaderle ilgili olarak, yaratma olayına “kader-i muallak”, bilmeye ve belirlemeye de “kader-i mübrem” adı verilir. Kader-i muallak, asılı olan kader manasına, insanın özgür iradesiyle gerçekleştirdiği fiillerle ilgilidir. Allah’ın insana sorumluluk yüklediği alanda, insan, kaderi bahane ederek kendisini sorumluluktan kurtaramaz. Bu alan, inanç, ibadet ve ahlak alanıdır. Kader-i mübrem ise, belirlenmiş kader olup, insanın irade özgürlüğüne sahip olmadığı alandır.

 

 

İnsan, inanç seçimi (iman-küfür, hidayet-dalâlet vb.), ibadetlerini yerine getirip getirmeme ve ahlaki esaslara uygun davranıp davranmama konusunda özgür iradeye sahip bir varlık olarak yaratılmıştır. İnsana önceden bu fiilleri yerine getirecek potansiyel bir güç verilmiştir. Bu güç, iradeye etki eder. Ayrıca insan, İlahî bilgiye muhatap kılınmış ve bu bilgiyi yorumlayabilecek akıl gibi bir yeti ile de desteklenmiştir. Dolayısıyla insan, kendi istek ve iradesiyle bir şeyi yapıp yapmamak gücüne sahip kılınmıştır.

 

 

Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinde hocamız “Kaderi; Allah'ın ezelden ebede kadar olacak olan şeylerin zamanını, yerini, özelliklerini bilip takdir etmesidir” şeklinde tanımladı. Bu benim kafama yatmadı. Madem ki Allah önceden kaderimizi takdir etmişse, niye bizi yaptıklarımızdan sorumlu tutuyor?

İslam inanç esaslarından birisi, kaza ve kadere iman etmektir. Buraya kadar sorun yoktur. Asıl mesele, kaderi tanımlamakta ortaya çıkmaktadır. Kader konusu İlm-i İlahi ile ilgili bir konudur. Kader, ezelden ebede kadar olacak olan şeyleri Yüce Allah’ın bilmesidir. Allah’ın bilmesi iki manaya gelmektedir. Bunlardan birisi, yaratmak, bir diğeri de belirlemektir. O zaman kader, Allah’ın ezelden ebede kadar olacak olan şeyleri yaratması ve belirlemesidir. Tanımı bu şekilde yaparsak sorun kalmaz, diye düşünüyorum.

Bizim klasik akâid kitaplarımızda kaderle ilgili olarak, yaratma olayına “kader-i muallak”, bilmeye ve belirlemeye de “kader-i mübrem” adı verilir. Kader-i muallak, asılı olan kader manasına, insanın özgür iradesiyle gerçekleştirdiği fiillerle ilgilidir. Allah’ın insana sorumluluk yüklediği alanda, insan, kaderi bahane ederek kendisini sorumluluktan kurtaramaz. Bu alan, inanç, ibadet ve ahlak alanıdır. Kader-i mübrem ise, belirlenmiş kader olup, insanın irade özgürlüğüne sahip olmadığı alandır. Bu alanda insanın bir sorumluluğu yoktur, ancak tedbir almakla mükelleftir Nitekim şu ayetler kader-i mübreme delildir: “Yeryüzünde vuku bulan veya başınıza gelen hiçbir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce bir kitapta yazılı olmasın. Kuşkusuz bu Allah’a göre kolaydır. Kaybettiklerinize üzülmeyesiniz ve O’nun size verdikleriyle şımarmayasınız diye (böyle yapmıştır). Allah kendini beğenen, böbürlenen hiç kimseyi sevmez.” (Hadid, 57/22-23)

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

452. Sayı Ağustos 2020