Sayı : 453   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Uzman Gözüyle

Mehmet Emin Karabacak

21. Yüzyılın Cahilleri "Kitap Okumayanlar mı?"

  • 07 Ağustos 2020
  • 74 Görüntülenme
  • 452. Sayı / 2020 Ağustos



Okuma yazma bilmeyen insanlarla okumayan insanların gündemlerine baktığınız zaman aşağı yukarı aynıdır. Bunların gündemleri genelde siyaset, futbol ve magazin programlarıdır. Bu insanların gündemi değerlendiriş şekillerine bakıldıkları zaman da aralarında pek fark olmadıkları görülür. Bu insanlar, beyinlerini kitap okuyarak doldurmak yerine siyaset, futbol ve magazin dedikoduları ile doldurmaktadırlar.

 

Beyinlerini kitap okuyarak ve faydalı bilgilerle dolduranlar, iki dudaklarını ya susmak için ya da hayır konuşmak için kullanacaklardır. Beynini faydalı bilgilerle dolduran insanları tarif ederken de Cenab-ı Hak şöyle buyurmaktadır: "Ve onlar ki, boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler. Boş yere söylenilen sözden ve işlerden sakınırlar." (Mü'minun, 53/3)

 

 

“Danimarka başbakanı, özel kalem müdürüne uzak bir şehirde hiç kimsenin tanımadığı ve hiçbir özelliği olmayan bir kadının cenazesine katılacağını not aldırır. Ertesi gün ülke çapındaki yazılı ve görsel medya başbakanın bunca önemli devlet işleri varken hiçbir akrabalık bağı bulunmayan sıradan bir kadının cenazesine katılmasını eleştiren haberler verir. Ülke çalkalanmaktadır. Acaba başbakan hiçbir sebep yokken bu kadının cenazesine niçin katılma ihtiyacı hissetmiştir. Çeşitli dedikodular alıp başını gidince başbakan bir basın toplantısı düzenler ve gerçeği şöyle açıklar: Bu yaşlı kadın, ülkemizde okuma-yazma bilmeyen son kişiydi. Bu son kişi ölünce ülkemizin okur-yazar oranı %100’e ulaşmış oldu. Ben bu kadının cenazesine değil, ülkemi esir almış son cehaleti gömmeye gittim. Bu cenaze töreni, sembolik manada ülkem için çok önemli olduğundan başbakan seviyesinde temsil etme gereği duydum.”

Okuma yazma bilmeyen insanlar, okuyup yazamadıkları için okumamaktadırlar. Okuma yazma bilen birçok insanda değişik mazeretler adı altında okumamaktadırlar.

İkisi de okumadığına göre bilgi olarak aralarında pek fark yoktur. Çünkü biri okuma yazma bilmemekte diğeri de okumamaktadır. Biri okuyamadığı için diğeri de okumadığı için bilgisizdir.

Okuma yazma bilmeyen ile okumayanın arasındaki farkı bir Profesör: “Bugünden itibaren üç yıl boyunca hiç kitap okumasam, üç yıl sonra bir ortaokul mezunu seviyesine inerim!” diyerek bu farkı çok güzel açıklamıştır.

Okuma yazma bilip de kitap okumayanların kendilerince bir gerekçesi olsa da bunların içinde en ilginç olanı da hapishanede yatan mahkûmların gerekçesi. Onlarda kitap okuyacak zamanlarının olmamasında şikâyetçilermiş. İnsanoğlu bu. İçerde de olsa dışarıda da olsa hiçbir zaman gerekçesi değişmiyor. “Ne kitap okuyacak zamanı ne de başını kaşıyacak zamanı” olmamasıdır. Oysa kitap okumak isteyenler, ne zamanı ne de yaşı gerekçe gösterip problem etmemektedirler.

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

452. Sayı Ağustos 2020