Sayı : 449   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Sana İtikattan Soruyorlar ?

Prof. Dr. Ramazan Altıntaş

"Yüce Allah'ın Varlığı ve Yokluğu Bilinemez" Diyen Agnostisizm ve Eleştirisi

  • 08 Nisan 2020
  • 154 Görüntülenme
  • 448. Sayı / 2020 Nİsan



Ateizmle agnostisizm arasında kelime oyunundan başka bir fark yoktur. Ateistler, Allah’ın varlığını açıkça inkâr ettiklerini söylerken, agnostikler ise dolaylı olarak O’nun varlığı ve yokluğu konusunda “susmayı” tercih etmekle aynı kapıya çıkmaktadırlar. Her iki durumda da Yüce Allah’a karşı “kayıtsız kalma” vardır. Mantık ilminde bir önerme ya doğrudur ya da yanlıştır. İkisi birlikte bulunamaz. Agnostikler bu yönüyle hem kararsız ve hem de Allah’a karşı ilgisiz olmaları hasebiyle aklı karışık kimselerdir.

 

 

 

XIX. yüzyılın başlarında evrenin başlangıcıyla ilgili BigBang (büyük patlama)keşfedilmiştir. Bu hem ateistleri ve hem de agnostikleri çok şaşırtmıştır. Ayrıca yeni fizikçilerin bu keşfi, evrenin sonradan var olduğu gerçeğini ispatlamıştır. Her başlangıcın bir sonucu vardır. Dolayısıyla evren ezeli değil, sonradan yaratılmıştır. O halde bunu yaratan birisi vardır. Bilimsel anlamda kuantum fiziğine bağlı entropi yasasına göre büyük patlama ile birlikte enerji/ısı açığa çıkmış, gittikçe bu ısı soğumaktadır. Bir gün gelecek bu ısının ölümü gerçekleşecek ve bu evrende yaşam tamamıyla sona erecektir. Bu yasa bize var edilmiş/yaratılmış olan evrenin sona ereceğini, küresel ölçekte büyük bir kıyametin gerçekleşeceğini ispatlamaktadır.

 

 

 

 

Günümüz gençleri arasında çok fazla yaygın olmasa da “agnostisizm” diye bir felsefi inançtan bahsediliyor. Bu inanca göre Yüce Allah’ın varlığı ve yokluğu bilinemezmiş. Agnostisizm nedir ve İslam inancı açısından nasıl eleştirilmelidir?

İslam Dünyasında “lâedriyye”, Batı’da ise “agnostisizm” kavramı “bilinemezcilik” manasına gelir. Yüce Allah’ın varlığına ve birliğine inanmayan kimseye ateist; O’na inanma ve inanmama konusunda nötr kalan kimseye de agnostik denir. Bu anlamda agnostisizm, Yüce Allah’ın var olduğunu ve yok olduğunu delillendirmede insan aklının yetersiz olduğunu ileri sürer. Hâlbuki Allah’ın varlığı ve yokluğu konusunda görüş belirtmekten kaçınmak bir tür şüphecilik ve kararsızlıktır.

Ateizmle agnostisizm arasında kelime oyunundan başka bir fark yoktur. Ateistler, Allah’ın varlığını açıkça inkâr ettiklerini söylerken, agnostikler ise dolaylı olarak O’nun varlığı ve yokluğu konusunda “susmayı” tercih etmekle aynı kapıya çıkmaktadırlar. Her iki durumda da Yüce Allah’a karşı “kayıtsız kalma” vardır.

Mantık ilminde bir önerme ya doğrudur ya da yanlıştır. İkisi birlikte bulunamaz. Agnostikler bu yönüyle hem kararsız ve hem de Allah’a karşı ilgisiz olmaları hasebiyle aklı karışık kimselerdir. Erbabınca bilinmektedir ki, dinin ve bilimin ortak konusu “varlık”tır. Bilim varlığa “nasıl oldu?” sorusunu sorar ve buna cevap aramaya çalışır. Örneğin, su nasıl oldu? denildiği zaman, bilim iki hidrojen bir oksijenden oldu cevabını verir. Bu sonuca deney yöntemiyle ulaşır. Din ise varlığa “niçin var oldu?” sorusunu sorar. Örneğin, su niçin vardır? Denildiğinde suyun anlamına dikkat çekilir. İşte insanı mutlu eden şey, hayatın anlamını kavramaktır. Bu manada Allah, anlam demektir. O’ndan kopuk bir hayat, anlamsızdır. Bu sebeple ergenlik çağına adım atan her insan, “ben neden, niçin varım, beni çepeçevre kuşatan şu evrenle ilişkim nedir?” sorularına cevap bulmakla yükümlüdür. Nasıl ki insanın kalbinin olmaması mümkün değilse, dinin olmaması da mümkün değildir. Aynı şekilde sağlıklı bir insan için ateist bir yaşam tarzı uygun olmadığı gibi, agnostik bir tavır içinde olmak da mümkün değildir.

Agnostiklerin, Allah’ın varlığı ve yokluğu bilinemez demeleri inandırıcı değildir. Başta Yüce Allah’ın varlığının deney ve gözlemle kanıtlanamayacağını iddia edenlerin yokluğunu da bir takım delillerle kanıtlamaları gerekir. Allah’ın varlığının bilinme imkânının olmadığını söylemek, kendi adına değil, yönlendirme ve algı oluşturma bakımından başkaları adına konuşmak demektir. Bir başka açıdan böyle bir agnostik tavır, başkalarının aklını ve iradesini özgürleştirmek değil, aksine ipotek altına almaktır. Bunun manası, “ben bilmiyorum, başkaları da bilmemelidir” demektir. Bu bir narsizm olup, örtülü bir şekilde insanın kendisine tapması ve tapılmasını istemesidir. O halde Yüce Allah’a tapmayan bir kişi, ya kendi hevasını ilahlaştıracak ya da yaratılmış başka varlıkları.

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

448. Sayı Nİsan 2020