Sayı : 442   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Misafir Kalem

Ali Osman Balcı

Zahirilik

  • 06 Temmuz 2019
  • 130 Görüntülenme
  • 439. Sayı / 2019 Temmuz
Yazıyı Dinle
0:00
0:00
Yazarın Diğer Yazıları
Ali Osman Balcı
Tüm Yazı Arşivi



Zahirîlere göre her şey nasslarla apaçık belirlenmiştir. Nassların dışında fikir beyan etmek ve bunun Allah’ın emri olduğunu söylemek Allah’a iftiradır. Allah’ın emri değil de kendi fikrini söylüyorsa o zamanda dinin eksik olduğu anlamına gelir ki bu da problemlidir. Bu hayatta din namına insanların ihtiyaç duyabileceği her şey nasslarla ortaya konmuştur. Zahiriliğin temel düşüncesi de nasslarla ortaya konan hükümlerin üzerine bir şey ilave edilmemesidir.

 

 

 

İslam’ın tarihinin ilk dönemlerinden itibaren yeni fetihlerle birlikte yeni kültürlerle tanışılmış olması ve İslam dininin pek çok bölgeye yayılması yeni sorunları da beraberinde getirmiştir. Karşılaşılan bu yeni sorunlara çözüm olarak konu ile ilgili nasslara önem verilmesi ile birlikte hadis rivayetleri de önem kazanmıştır. Ancak nasslarla çözülemeyen meselelerin bulunması, sahabelerin de başvurduğu bir yöntem olan kıyas ve reyin gelişmesine olanak sağlamıştır. Bu durum iki farklı yaklaşım olan Ehl-i Hadis ve Ehl-i Rey’in ortaya çıkmasına neden olmuştur.

 

Zahir kelimesinin mastarı olan zuhur, açık ve belirgin olmak, ortaya çıkmak ve bir şeyin bilgisine vakıf olmak anlamlarına gelmektedir. (Bkz.İbnManzur, Muhammed b. Mükerrem, Lisan’l- Arab, Kahire, t.y. IV, s. 2768–2769; Ali Parlak, Tefsir Tarihinde Zâhirîlik Ve ZâhirîTe’vil Geleneği, Doktora Tezi, Ankara Üniversitesi, 2009, s. 12.) Bu kökten türetilen Zahiriyye kavramı salt metincilik üzerine bina edilen, Ehl-i hadis’in en uç kısmında yer alan, kurduğu metodoloji ile mezhep haline gelen ekolün adıdır. “Türkçeye “dış anlamcılık” olarak çevrilebilen Zahirilik esas itibari ile fıkıhta reyin yer alıp almayacağı, yer aldığı zaman ölçüsünün ne olduğu tartışmalarında, Davud ez-Zâhiri öncülüğünde, rey karşıtlığının vardığı son noktayı temsil eder.” (H. Yunus Apaydın, İbn-i HazmZâhirîlik Düşüncesinin Teorisyeni, s. 41) İlk kez “zahir” sözünü kullanan kişi olarak kaydedilen Davud, ilk başlarda Şafii mezhebini benimsemiş, sonradan bu ilgisini kaybederek, re’y ve kıyası reddeden ilk sünnî bilgin olarak kaydedilmektedir. (Bkz.İbnü’n-Nedîm, Ebü’l-Ferec Muhammed b. İshak, Kitâbü’l-Fihrist, (thk., Rıza Teceddüd), Tahran 1971, s. 271 ; Muharrem Kılıç, “Hukuk Teorisinde Literalist/Lafızcı Yorum Geleneği: İbnHazmZâhiriliği”, Milel Ve Nihal Dergisi, Cilt 6, Sayı 3, Eylül – Aralık, 2009, s. 31.)

Zahirilik ayet ve hadislerden yola çıkarak üzerine hiçbir fikir eklemeden ne anlaşılıyorsa onu kabul eden, bunun dışında hiçbir yorumu, görüşü, metodu kabul etmeyen katı literalist bir yaklaşımdır. Zahiriliğin ilk çıkış alanı fıkıh olmasına rağmen daha sonra İbn-i Hazm onu bütün İslami ilimlere uyarlayarak sistemleştirmiştir. Temelde bütün dini ekoller Kitap ve sünnete dayanmakta ve nassın zahirî anlamını da dikkate almaktadırlar. Ancak buradaki ayrılık noktası, nassın anlamının ortaya konmasında ve bu anlamlardan yorum çıkartılmasında, bunu yapan kişinin konumudur. Esasen tamamen nassın zahiri dışında bir şey anlaşılamaz gibi bir görüşten ziyade, aklın sınırlarını belirme üzerinden bir durum ortaya çıkmaktadır. Zahirilerin bunu yapmaktaki temel amacı, nassın insanların ortaya koyduğu görüşlerle hareket alanının daraltılmaması, nassın ortaya koyduğu hükümlerden uzaklaşılmamasıdır. (Bkz.Ali Parlak, Tefsir Tarihinde Zâhirîlik Ve ZâhirîTe’vil Geleneği, s. 13)

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

439. Sayı Temmuz 2019