Sayı : 430   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Başyazı

Abdullah Büyük

"Oku"

  • 09 Ekim 2018
  • 221 Görüntülenme
  • 430. Sayı / 2018 Ekim



İnsanların farklı dilde konuşmaları da bir ilahi kaderdir. İngilizce konuşmayı en yüksek mertebede görüp, Kürtçe’yi aşağılamak, Allah’a karşı yapılan bir iftira olmuyor mu? Yedi binden fazla farklı dili, Allah’ın varlığını ispatlayan bir gerçek olarak kabul etmemek, Rabbimize yapılan bir iftira olmuyor mu?

 

Çocuklarımıza dinimizi sevdirmek istiyorsak, önce anne ve baba olarak kendimizi sevdirmeliyiz. Çocuklarımızla konuşurken onların konuşmasına önem vermeliyiz, saygı göstermeliyiz. Çocuklarımız, baba ve anne olarak bizimle konuşmak istediklerinde, hemen “hanım televizyonun sesini kıs, çocuğum benimle konuşmak istiyor” diyelim. Bu tavrı gören evladımız, içinden der ki: “Babam bana ne kadar değer veriyor. Ben konuşmak isteyince hemen televizyonun sesini kıstı...”.

 

 

Neyi okuyalım? Nasıl okuyalım? Kime okuyalım? Niçin okuyalım? Bu sorular, uzar gider. O zaman kısa yoldan hareket ederek okumanın arka bahçesine gidelim.

Ezan okumak… Tamir edilen motorun canına okumak… İstanbul’a gitti on yıl okudu… Annesi, çocuğunu gözünden okudu…

Görülüyor ki, okumanın zengin ve geniş bir manası söz konusudur. Kur’an kursuna giden talebede okuyor, ilkokula giden talebe de okuyor.

Dillerin farklılığı, Rabbimizin varlığını ispatlayan ayetlerdir. Böyle olunca yeryüzünde yedi binden fazlı farklı dil vardır. Habeşistan’a gittiğimizde bize dediler ki: “Kabileler arasında üç yüzden fazla dil konuşulur”.

“Gökleri ve yeri yaratması, dillerinizin ve renklerinizin değişik olması yine O’nun varlığının delillerindendir.” (Rum, 30/22)

İnsanların farklı renkte yaratılmaları sebebiyle birbirlerine farklı muamelede bulunmaları, ilahi kadere aykırıdır.

İnsanların farklı dilde konuşmaları da bir ilahi kaderdir. İngilizce konuşmayı en yüksek mertebede görüp, Kürtçe’yi aşağılamak, Allah’a karşı yapılan bir iftira olmuyor mu? Yedi binden fazla farklı dili, Allah’ın varlığını ispatlayan bir gerçek olarak kabul etmemek, Rabbimize yapılan bir iftira olmuyor mu?

Senelerce renklerin ve dillerin farklılığını hazmedemeyen zihniyetin bu ülkeye diktiği bir fidanı yoktur. Laikliği kalkan yaparak binlerce insanımızı suçlu görüp, eziyet edenler, zulmedenler, ahirette “ Oku” (Alak, 96/1) emrine muhatap olarak hesap vereceklerdir. Kur’an dilinden rahatsız olup, İngilizce dili ile onurlanacağını zannedenler, Kur’an dilinden hesabını verecektir.

Müslümanın ABESE Suresi ile imtihanı

“İşte o gün kişi kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçar.” (Abesse, 80/34-36)

Hemen soruya geçelim: Bu dünyada bizler çocuklarımıza ne yaptık ki onlardan kaçıyoruz? Bilmem dikkatinizi çekti mi? Okullar tatil edildiğinde, çocuklarımızın mahallesindeki camiye gidişi ile okullarına gidişi çok farklı olur. Anne ve babalar okula giden çocukları ile öyle ilgilenirler ki bunu normal görüyoruz. Anormal olan; Kur’an Kursuna gönderilen çocuklarına aynı heyecanı, ilgiyi göstermemeleri.

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

430. Sayı Ekim 2018