Sayı : 431   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Sana İtikattan Soruyorlar ?

Prof. Dr. Ramazan Altıntaş

Reenkarnasyon Fikri ve Tenasuh İnancı

  • 05 Haziran 2018
  • 248 Görüntülenme
  • 426. Sayı / 2018 Haziran



İslam inancına göre; reenkarnasyon, tenâsüh ve ruh göçü yoktur. Türkiye gibi bazı müslüman ülkelerde bu inancı savunan çevreler, batıl görüşlerini yaymak için Kur’an’dan deliller getirmekte, dini bilgisi zayıf olan kimseleri etkilemektedirler. Gerek Kur’an’da ve gerekse Hz. Peygamber (sav)’ın hadislerinde güçlü bir ahiret vurgusu vardır. İnsanoğlu dünya hayatını ruh ve bedenle birlikte yaşayacaktır.

 

İslam inancına göre, insan öldükten sonra tekrar dirilecek, dünyada yapıp ettiklerinin hesabını verecek, hesabın sonuncuna göre ya cennetle ödüllendirilecek ya da cehennemle cezalandırılacaktır. Bu haberi kabul edip inanmaya fıtrî (tabii, bozulmamış, şartlanmamış) akıl engel değildir. Tam aksine akıl, yok iken yaratıp hayat verenin öldürdükten sonra yeniden hayat vermesinin daha kolay olacağını kıyas metodu ile kolayca çıkarır ve kabullenir.

 

Hocam, çevremde bulunan bazı kişiler, daha önce öldüğünü ama şu anda bir başka bedende yaşadığını söylüyorlar. Buna reenkarnasyon ya da tenâsüh diyorlar. Böyle bir şey mümkün müdür? İslam’da böyle bir inanç caiz midir? Bu konuda beni ve benim gibi kişileri aydınlatırsanız memnun olurum.

  1. “yeniden doğuş” manasına gelir. Bu düşüncenin kökleri Hinduizm’deki karma inancına dayanır. İslam düşünce tarihinde “tenâsüh” olarak bilinir. Ruh göçü de denir. Özünde kast sistemi vardır. İnsan öldüğü zaman iyi ise, ruhunun bir başka insana, kötü ise, hayvan bedenine geçeceğine inanılır. Bir başka ifade ile ruh göçü, en basit tarifiyle, yapılan kötülük veya iyiliğin karşılığı olarak ruhun bir hayvan veya insan bedenine girerek alçalması veya yükselmesidir. Bu inanca göre; insan ruhu, cesedini terk ettikten sonra, karada, havada veya denizde yaşayan herhangi bir hayvanın bedenine girerek varlığını devam ettirmesi söz konusudur. Bu düşüncede olan insanlar, dünyayı bir imtihan dünyası olarak değil de hep bir azap dünyası olarak görürler. Temelinde ölüm ötesi hayatı reddeden bu felsefi inanç, bir başka bedende yaşama iddiası üzerine kurulmuştur. Tenâsüh inancında; ruhun bir insan bedeninden diğer bir insan bedenine geçmesine nesh, hayvan bedenine geçişine mesh ve cansız varlıklara intikaline de fesh adı verilmiştir. Ruhların, hak ettikleri cezanın derecesine göre insan bedenine intikal edinceye kadar diğer varlıkların bedenlerindeki dolaşımı sürer. İlim ve ahlâk olarak kemale erince de, bütün cismanî bağlardan kurtulur. (Bkz. Tahanevî, Muhammed Ali, Keşşâfu Istılahâtil’-Funûn ve’l-Ulûm, Lübnan 1996, I, 512) Bu yeniden doğuş, çoğunlukla aynı cinsiyette ve yeryüzünde olduğu iddia edilmektedir. (Bkz. Temel Yeşilyurt, Çağdaş İnanç Problemleri, Ankara: DİB yayınları, 2014, s. 142) Bununla birlikte reenkarnasyonla tenâsüh arasında bazı farklar vardır. Reenkarnasyon inancına göre insan dünyaya gelişmek için, tenâsühte ise, ceza ve ödül için gelir. Her ikisinde de ortak nokta, ruhun yeniden doğuşunun kabul edilmesi ve ölüm ötesi hayatın reddedilmesidir. Her iki görüşe göre, yeniden doğuş döngüsünün varlığının devam ettirilmesidir.

Reenkarnasyonun ve Tenâsüh Düşüncesinin Dinî Bir Temeli Yoktur.

  1. inancına göre; reenkarnasyon, tenâsüh ve ruh göçü yoktur. Türkiye gibi bazı Müslüman ülkelerde bu inancı savunan çevreler, batıl görüşlerini yaymak için Kur’an’dan deliller getirmekte, dini bilgisi zayıf olan kimseleri etkilemektedirler. Gerek Kur’an’da ve gerekse Hz. Peygamber (sav)’ın hadislerinde güçlü bir ahiret vurgusu vardır. İnsanoğlu dünya hayatını ruh ve bedenle birlikte yaşayacaktır. Kur’an-ı Kerim’de Yüce Allah (cc), insan öldükten sonra ruh ve bedenle birlikte bir daha dünyaya dönmeyeceğini ve kıyamete kadar dönmesini engelleyen bir engelin olduğunu bildirmektedir: “Nihayet onlardan birine ölüm gelince; Rabbim! Beni dünyaya geri gönderiniz ki, terk ettiğim dünyada salih bir amel yapayım, der. Hayır! Bu, sadece söylediği (boş) bir sözden ibarettir. Onların arkasında, tekrar dirilecekleri güne kadar (devam edecek, dönmelerine engel) bir perde (berzah) vardır.” (Mü’minun, 23/99-100) Şayet ruhun birden fazla bedene girme imkânı olsaydı, elbette bu geri dönüş için bir fırsat olacaktı. Oysa Kur’an bunun imkânsız olduğunu ifade ediyor, insana hayat olarak tek bir imkânın verildiğini vurguluyor: “İnsan ilk ölümden başka bir ölüm tatmaz” (Duhan, 44/56) Şu ayette de aynı vurgu tekrarlanır: “Helak ettiğimiz bir memleket halkının bize dönmemeleri imkansızdır.” (Enbiya 21/95) Bu ayetlerden de anlaşıldığı gibi, insanın ölümden sonar tekrar dünyaya gelmesi ya da bir başka bedende yaşaması muhaldir. inancına göre, Melek İsrafil (as)’ın ikinci sûra üflemesiyle birlikte herkes yeniden kabirlerinden ruh ve bedenle bütünleşmiş vaziyette diriltileceklerdir. (Bkz. Zümer, 39/68; Tûr, 52/45) Bu ve benzeri ayetler reenkarnasyon iddiasının temelden yoksun olduğunu göstermektedir.

Reenkarnasyon inancını savunan çevreler şu ayetin kendi tezlerini desteklediğini savunurlar: “Siz cansız (henüz yok) iken sizi dirilten (dünyaya getiren) Allah'ı nasıl inkâr ediyorsunuz? Sonra sizleri öldürecek, sonra yine diriltecektir. En sonunda ona döndürüleceksiniz.” (Bakara 2/28) İnsanın kendi vücudunda, yakın ve uzak çevresinde (kâinatta) Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren sayısız işaret ve deliller vardır. Bunlardan biri de insanoğlunun yaratılıp hayata getirilmesi, sonra ecel gelince öldürülmesidir. İlk insanın, yok iken toprak ve çamurdan var edilmesi, sonra babada, boşa atılınca ölmeye mahkûm bir sperm; anadan da, aybaşında kanama ile atılınca ölmeye mahkûm bir yumurta halinde iken ilâhî takdirle bu unsurların birleşmesiyle insan denen canlının meydana gelmesi kendi başına olabilecek bir şey değildir. İnsanı ve hayatı düşünüp de Allah’a ulaşmamak için insanın kalbinin mühürlenmiş, aklının nefis, şeytan, yanlış eğitim yüzünden perdelenmiş ve şartlanmış olması gerekir. Doğum ve ölüm gözler önünde olmaktadır, bunları inkâr mümkün değildir. (Bkz. Kur’an Yolu Türkçe Meâl ve Tefsiri, Ankara: DİB Yayınları, 2006, I, 95-96)

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

426. Sayı Haziran 2018