Sayı : 426   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Esma-ül Hüsna

Adem Karataş

El-Mütekebbir

  • 05 Haziran 2018
  • 113 Görüntülenme
  • 426. Sayı / 2018 Haziran
Yazarın Diğer Yazıları
Adem Karataş
Tüm Yazı Arşivi



El-Mütekebbir; Büyüklük ve hükümranlıkta eşsiz, yücelik ve ululukta tek olup, Rabb oluşuyla her varlıktan üstün olandır. Çünkü ezelî ve kendi zatına mahsus olan sıfatları en üstün ve en yücedir. Bütün büyüklüklerin, bütün kuvvetlerin ve üstünlüklerin sahibi olan Allah’ın benzeri, eşi ve dengi yoktur. Kibriya ve azamet kendisine mahsus olup, büyüklüğünün sonu olmayan Azim’dir.

 

El-Mütekebbir; Ulûhıyyetinde -gönüllerin sevgi, ümit, korku, güven, tevekkül, yardım, dua, kurban, adak, gibi inanç ve ibadet türlerinden kendisine bağlandığı, yöneldiği ve derin saygı duyduğu, her şeyden daha çok sevilen ve kulluğun, sadece kendisine özgü kılındığı- bir olan, kendisiyle birlikte bir başkasına kulluk yapılmasını asla kabul etmeyendir.

 

EL-MÜTEKEBBİR: Yaşça büyük olmak, büyümek, yaşlanmak, iri olmak, şerefli olmak ve iş zor gelmek anlamlarındaki “k-b-r” kökünden gelen “Mütekebbir” kelimesi, aynı kökten gelen bir isim olup, büyük ve büyüklenen demektir.

Mütekebbir’de bulunan “te” harfi teklik bildirmekte ve büyüklüğün, yalnız Allah’a mahsus olduğunu belirtmektedir. Bu isim bazı dil bilimcilere göre, kelime olarak “kibir”den değil, Allah’ın büyüklük ve azametini ifade eden “Kibriya”dan türemiştir. Kibriya, zatının ve sıfatlarının mahiyeti anlaşılamayacak kadar ulu olan demektir.

El-Mütekebbir; Allah-ü Teâlâ azameti ve büyüklüğü sebebiyle her türlü kötülükten, ayıp ve noksanlık -ölüm, uyku, cehalet, unutmak, acz, gaflet ve yorgunluktan münezzehtir.

El-Mütekebbir; İhtiyaç ve noksanlığı gerektiren her şeyden münezzeh, hiçbir şeye muhtaç olmayan.

El-Mütekebbir; Pek yüce ve ulu. Yücelik ve azamette kendisine karşı çıkan azgın varlıkların bellerini kırıp, güçlerini yok eden. Ad Kavmi ise yeryüzünde haksız olarak büyüklük taslamış: Bizden daha güçlü kim var? demişlerdi. Onlar, kendilerini yaratan Allah’ın onlardan daha güçlü olduğunu görmediler mi? Onlar Bizim ayetlerimizi inkâr ediyorlardı. Biz de onlara dünya hayatında zillet azabını tattırmak için o mutsuz kara günlerde üzerlerine dondurucu bir rüzgâr gönderdik. Ahiret azabı elbette daha rezil edicidir. Onlara yardım da edilmez.” (Fussilet, 41/15-16)

“İnkâr edenler ateşe sunuldukları gün, (onlara şöyle denir:) Dünyadaki hayatınızda güzelliklerinizi bitirdiniz, onların zevkini sürdünüz. Bugün ise yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamanızdan ve yoldan çıkmanızdan dolayı, alçaltıcı bir azapla cezalandırılacaksınız.” (Ahkâf, 46/20)

Rasûlullâh (sav) de buyuruyor ki: “Cebbarlar ve mütekebbirler, kıyamet gününde insanların üzerine bastıkları zerrecikler gibi haşredileceklerdir.” (Müsned, Ahmed b. Hanbel, H.No: 6677)

El-Mütekebbir; Her şeyde ve her işte büyüklük ve yüceliğini gösteren. Büyüklükte eşi ve benzeri olmayan, her şeye hakkını verendir.

El-Mütekebbir; Kullarına zulmetmekten, haksızlıkta bulunmaktan uzak, beri ve yüce olan, üstün olan demektir. “Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.” (Nahl, 16/33)

El-Mütekebbir; Değerli ve kadri yüce, bütün ihtişamın sahibi olandır.

El-Mütekebbir; Büyüklük ve hükümranlıkta eşsiz, yücelik ve ululukta tek olup, Rabb oluşuyla her varlıktan üstün olandır. Çünkü ezelî ve kendi zatına mahsus olan sıfatları en üstün ve en yücedir. Bütün büyüklüklerin, bütün kuvvetlerin ve üstünlüklerin sahibi olan Allah’ın benzeri, eşi ve dengi yoktur. Kibriya ve azamet kendisine mahsus olup, büyüklüğünün sonu olmayan Azim’dir.

El-Mütekebbir; Rubûbiyette ortaklık kabul etmeyen Allah’ı, yaratan, eğiten, sahip olan, öldüren, dirilten, yaşatan, rızık veren, duaları kabul eden, helâl ve haram koyan, evreni sevk ve idare eden, fayda ve zarar verme gücüne sahip olan yegâne varlık olarak kabul etmeyi gerektirir. “Dilleriniz yalana alışageldiğinden dolayı, Allah’a karşı yalan uydurmak için: Şu helâldir, şu haramdır, demeyin. Şüphesiz Allah’a karşı yalan uyduranlar, kurtuluşa eremezler.” (Nahl, 16/116)

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

426. Sayı Haziran 2018